ÇUKURLU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "çukurlu" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. çukurlu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu çukurlu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çukurlu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÇUKURLU

Çukuru olan.

ÇUKURLUK

Çukur olma durumu. Çukur yer.

  -   -   -  

Anlamında ÇUKURLU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇUKURLU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇUKRAK

Dağ başındaki çukurluk.

KANYON

Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki vadi, dar boğaz, kapuz, kısık, klüz.

KOYAK

Vadi. Karalarda akarsu aşındırmasıyla oluşmuş, bir yöne doğru eğimli, uzunluğuna çukurluk. Dağlar ve kayalıklarda oluşmuş doğal çukur.

ENOFTALMUS

Göz küresinin göz çukurluğu içine çekik durumda olması, endoftalmi, enoftalmi. Dehidrasyon ve kaşeksiye neden olan kronik hastalıklar sonucu oluşur.

MUHAT

Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş. Kitabın sırt kâğıdı ile mukavvasının arasında isteka ile bastırılarak oluşturulmuş hafif çukurluk.

BUZYALAĞI

Yüksek dağlarda kalıcı kar ve buzulun birlikte oluşturduğu, arkası ve yanları dik, önü açık çember biçimli çukurluk. Yüksek dağlarda buzullarla kazılmış, dik çeperli, önünde bir eşik bulunan kazan biçimindeki derin oyuk.

ÇAHÇAH

Değirmende buğdayın bittiğini haber veren bir aygıt. Değirmen taşına buğdayı döken alet. Değirmen taşına sürünen, ve bundan aldığı titreşimleri tane oluğuna ileterek, tanelerin taşın ortasındaki çukurluğa ayarlandığı ölçüde akmasını sağlayan alet.

GEDGÜD

Düz olmayan, çukurlu tümsekli yer.

EŞİK

Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak. Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer. Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını. Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar. Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü. Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta. Odun kesmek için kullanılan üç ya da dört ayaklı sehpa. Elma, armut gibi meyvelerin yenildikten sonra kalan çekirdekli kısmı. Taneleri alınmış mısır sapı, koçan. Etraf, çevre. Dış, dışarı. Ayakkabı ökçesi. Merdiven. Ev girişi. Işık. Kapı girişi, eşik. Sinirlerde impulsun başladığı zar potansiyelinin kritik değeri. Bir olayın olabilmesinden önce ulaşılan değer ya da seviye, ses eşiği gibi. Karalar üzerinde ya da deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran, üzeri çok kez düz, tümsek biçimli kabartılar. Özellikle çarpışma olaylarında, yükünleşme, uyarma gibi işlemlerin ilk olabildiği erke. Özel bir etki verecek bir uyarının ya da bir imlemin olabilecek en küçük değeri. 4000 A° ile 8000 A° dalgaboyu aralığında, gözle görülebilen elektromagnetik dalga. Dekorda tek basamağa verilen ad. (Mimarlık) Bir kapının alt kenarına gelen ve döşeme düzeyinden birkaç santim yüksekliği olan taş, tahta ya da madenden parça. Genellikle plastik, kemik, fildişi gibi sert maddelerden yapılarak telli çalgılarda telleri tutması amacıyla klavye ve kafa arasına yerleştirilen eşik. Canlıda tepki uyandırabilmek için gerekli olan en zayıf güçlü uyaran. l. Kapı çerçevesinin alt ve üst kısımları. (Aksaray Niğde). Sazların göğsündeki üzerinden teller geçen tahta parçası. (Beyköy Şarkikaraağaç Isparta).

GÖBEK

İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk. Kağnı tekerleğinin ortası, araba tekerleğinin dingil geçen yeri. Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı. Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada. Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva. Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim. Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça. Değirmen taşının ortası. Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer. Kuşak, nesil, batın. Şehir, ülke vb.nin orta kısmı. Yağ bağlamış şişman karın.

ENDOSİTOZ

Ökaryot hücrelerin plazma zarının içeri çökmesi ile bir kesecik içinde dışarıdan madde alınması. Pinositoz, fagositoz. Hücre zarının içeri çökerek kese oluşturması suretiyle büyük moleküllerin hücre içine alınması ve hücresel sindirimi. Hücre zarının dış tarafında oluşan bir çukurluk içine giren bir molekül veya taneciğin çevresindeki zar parçası tarafından tamamen sarılması ve böylece oluşan vezikülün zardan koparak sitoplazma içine alınması olayı, viropeksis. Endositoz; hücrelere sıvıların alınması olan pinositozla katı maddelerin alınması olan fagositozu içerir. Virüslerin hücre içerisine girmelerinde kullandıkları bir yoldur.

GATİLA

Ensedeki hafif çukurluk: Gatilası derin olan zayıf olur.

ALVEOLUS

Küçük boşluk, çukurluk. Mikroskopik, epitel hücrelerinden oluşan memenin süt yapan küresel birimi.

BULLA

Abla. Ağa karısı, hayvan sahibi kadın, hanım, karı. Teyze. Yeni ötmeye başlayan horoz. Civciv. Kabarcık; balıklarda gaz kesesinin çeperleri kalınlaşmış ön ucundan çıkan iki ince kanalın açıldığı, içi zarla örtülü, alt kısmı gaz, üst kısmı perilenf içeren bölmeli çukurluk. Kabarcık, kesecik, baloncuk. Lernacopodidae ailesindeki dişi kopepod kabukluların baş ve maksillar bezlerinden salgılanan, maksillanın sürekli olarak bağlı olduğu tutunmaya yarayan ölü yapı. Deri veya mukozalarda yuvarlak, bezelye büyüklüğünde veya daha büyük, seröz sıvı içeren lezyon, vezikülden daha büyük şişlik.

AZINA

Dere kıyısındaki sulak tarla. Irmak kıyılarındaki çimenlik. Irmak kıyısında kavağının boyu 18-20 metreye ulaşan kavaklık. Siyah renkli, gagasının üzerinde küçük küçük beyaz benekli çukurluklar olan iri güvercin.

ÇUKURLANMAK

Çukur durumuna girmek veya çukurlu olmak.

ÇENTİK

Bir şeyin kenarından kesilerek veya kırılarak açılan küçük kertik, tırtık. Kertikli. Basım sırasında basım aletinin diyaframını belirli bir açıklığa getirecek düzeni işletmek için filmin kenarına yapılmış olan çukurluk. Küçük oyuk.

EKZOSİTOZ

Ökaryot hücrelerde Salgı ve benzerleri moleküllerin hücreden çıkarılması. Ökaryot hücrelerde salgı ve benzerleri moleküllerin hücreden çıkarılması. Hücre zarının iç tarafında oluşan bir çukurluk içine giren bir molekül veya taneciğin çevresindeki zar parçası tarafından tamamen sarılması ve böylece oluşan vezikülün zardan koparak dışarı çıkması olayı, Halk dilinde hıtam. Salgı molekülleri hücre içinden hücre dışı boşluğa bu biçimde verilir.

ÇUKURLATMAK

Çukur durumuna getirmek veya çukurlu yapmak.

KOKURDAN

Kalkerli ve karstik özelliği ağır basan yerlerde çukurlukları bol, engebeli arazi.