Kelimeler arşivi içinde; başında "çile" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. çile ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çile ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çile olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇİLEŞTİRMEK
ÇİLEKÇİLİK, ÇİLELENMEK, ÇİLEKEŞLİK
ÇİLECİLİK, ÇİLEPELİK, ÇİLELEMEK
ÇİLEMEYH, ÇİLENGER, ÇİLENGİR, ÇİLEŞMEK, ÇİLENMEK, ÇİLEHANE, ÇİLERMEK
ÇİLENDİ, ÇİLESUZ, ÇİLEŞME, ÇİLENPE, ÇİLENTİ, ÇİLESİZ, ÇİLEMPİ, ÇİLEMEZ, ÇİLEMEK, ÇİLEMEH, ÇİLEKSİ, ÇİLEKLİ, ÇİLEKEŞ, ÇİLEKÇİ, ÇİLEKÇE
ÇİLECİ, ÇİLEYH, ÇİLEPE, ÇİLEME, ÇİLELİ
ÇİLER, ÇİLEN, ÇİLEK, ÇİLEZ
ÇİLE
ÇİLE
Zahmet, sıkıntı. Yay kirişi. İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti. Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem.
ÇİLEPELİK
Çisentili: Çilepelik havalarda yağmur az yağar.
ÇİLENGER
Çilingir: Bu aleti çilenger yapabilir. Kaynak işi yapmayan soğuk demirci.
ÇİLEŞMEK
Yağmur çiselemek.
ÇİLENDİ
Hafif ve ince yağan yağmur, çisinti.
ÇİLECİLİK
Dinî amaçlarla ve törelere bağlı olarak doğal eğilimleri ve beden isteklerini yenmek için isteyerek acı çekme.
ÇİLEMEYH
Yağmur çiselemek.
ÇİLENMEK
Yağmur çiselemek. Şüphelenmek. Ekmek küflenmek.
ÇİLERMEK
Nemlenmek, küflenmek: Tuz çilermiş. Bülbül sürekli ötmek. Soğuk almak. Çimlenmek, yeşermek. Az az su serpmek.
ÇİLELENMEK
Semizlenmek, şişmanlamak (hayvanlar hakkında). Lekelenmek.
ÇİLELEMEK
Dokuma işinde kullanılan iplikleri, önce unlu suda ıslatmak.
ÇİLEHANE
Dervişlerin çile doldurdukları yer.
ÇİLEKEŞLİK
Çilekeş olma durumu.
ÇİLENGİR
Çingene: Kızım evleri iyi kapayın çilengir falan girmesin.
ÇİLEKÇİLİK
Çilek yetiştirme veya satma işi.
ÇİLEŞTİRMEK
Yağmur çiselemek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇİLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİLELİ
Çilesi olan, çok sıkıntı çekmiş olan. Çilesi bulunan, çilesi olan. Sıkıntılı.
ÇİLEKÇİ
Çilek yetiştiren veya satan kimse.
ÇAVUŞ
Bir işin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten sorumlu kimse. Osmanlı ordusunda üst komutanların buyruklarını ast komutanlara ulaştıran görevli. Askerî okullarda sınıf başkanı. Osmanlı Devleti teşkilatında çeşitli hizmetler yapan görevli. Onbaşıdan sonra gelen ve görevi manga komutanlığı olan erbaş.
ÇİZGİ
Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril. Yüz ve vücut hatlarının her biri. Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim. Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır. Temel.
AĞARTI
Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık. Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler.
BİRAHANE
Genellikle bira içilen, aynı zamanda çabuk hazırlanan bazı sıcak veya soğuk yemeklerin de yenildiği yer.
BAR
Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu. Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk. Danslı, içkili eğlence yeri. Ateşten, mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık, pas. Ayaküstü içki içilen eğlence yeri. Hava basıncı birimi. Amerikan bar.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.
BAKAN
Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.
BALYOS
Osmanlı Devleti'nde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad.
BİRİM
Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
CİLA
Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik. Sert içkiden sonra içilen hafif içki. Parlaklık. Bir şeydeki aldatıcı, göz boyayıcı durum. Gereksiz süs, gösteriş.
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
BİSTRO
İçki içilen kahve. Müzik eşliğinde içki içilen, yemek yenilen bir tür lokanta.
BULGURCUK
Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük, dairesel görünüşlü değişken oluşumlardan her biri.
BİÇENEK
Her yıl belirli bir süre otlatıldıktan sonra yeniden gelişen bitkilerin biçilerek değerlendirildiği doğal çayır.
ALKOLÖLÇER
Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz, alkolmetre. İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç, alkolmetre.
BARET
Küçük takke, papaz takkesi. İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık. Bir süs iğnesi türü.
AVARA
Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması. Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut.