Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çerme" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çerme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında çerme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çerme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇERME
Çay kenarlarında sulu ve yeşil yer. Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı, memba, kaynak. Çeşme. Saçta yapılan yufka ekmeğin kalını: Bacı bir çerme yapsana. Sıcak su kaynağı, kaplıca. Çevirme, döndürme. Dere boylarındaki kışın donmayan su sızıntısı. Çay kıyılarında sulu ve yeşil yer. Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı. Kaynak. Kars ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
İÇERME
İçermek işi, tazammun, ihtiva.
GÖÇERME
Göçermek işi. Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikme.
ÖLÇERME
Ölçermek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇERME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DENDRİT
Uyartıları (impuls) hücre gövdesine taşıyan, sinir hücrelerinin dallanmış sitoplâzmik uzantıları. Uyarıları hücre gövdesine taşıyan, sinir hücrelerinin dallanmış stoplazmik uzantıları, sinir hücresinin kısa olan uzantısı. Sinir hücresi gövdesinden çıkan, bir veya birden fazla sayıda, uyarıları diğer sinir hücrelerinden veya çevreden alıp perikaryona ileten, miyelin içermeyen oluşumlar, dendron. Sinir gözesinin ağaç dalı biçiminde olan ince uzantıları olup uyarmaları sinir gözelerine iletmeye yarar.
BAĞDAŞIRLIK
Bir ölçme aracını oluşturan sınarların aynı boyuta ilişkin olması ve türetilme özelliğini içermesi, bk. türetilebilme.
ASELÜLER
Hücresiz, hücre içermeyen. Hücresiz.
MİKROPSUZ
Mikrop içermeyen, mikroptan arındırılmış olan.
PARADOKS
Aykırı düşünce. Çelişki. Düşünceler arasında tartışmaya açık, kesin bir yargı içermeyen karşıtlık.
AKROKORDON
Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.
BAŞ
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.
GÖÇÜRMEK
Göçmesine sebep olmak. Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikmek, göçermek. Yiyip bitirmek. Çökertmek.
İHTİVA
İçine alma, içinde bulundurma, içerme.
ARAKNOİDEA
Örümcek gibi, örümcek ağı gibi. Beyin zarlarının ortasında örümcek ağına benzeyen iç ve dış yüzleri mezotelle döşeli villus biçiminde damar içermeyen uzantılardan oluşan zar.
BELASIZ
Bela içermeyen.
ASİDİK
Bir asidi içerme veya asitli olma durumu. Asit benzeri ekşi tat.
TAZAMMUN
Kapsama, içine alma, içerme. İçlem.
DEKALSİFİYE
Kalsiyum tuzları içermeyen, kalsiyumsuz.
FOSFORSUZ
Fosfor içermeyen. Fosfor olmadan.
EKŞİ
Sirke veya limon tadında olan. Bu tadı veren şey. Uygunsuz, yakışıksız. Limon. Üzümden yapılan biraz ekşi pekmez. Domates salçası. Ham petrol, nafta ve benzin de olduğu gibi fazla miktarda kükürt ve kükürt bileşikleri(merkaptan veya hidrojen sülfür gibi) içerme durumu. Sirke(asetik asit), limon(sitrik asit) gibi besinlerdeki temel tat.
KURŞUNSUZ
Kurşunu olmayan. Kurşun elementi içermeyen.
EPİKÜTİKÜLA
Eklem bacaklılarda kütikülanın en dış tabakası. Sklerotin içeren ancak kitin içermeyen ince tabaka.
ÇERMELENMEK
Başörtüyü başa bağlamak: Anam çermelendi seni bekler.
ÇERMELEMEK
Örtünün kenarlarını bir araya toplamak: Armutları mendiline çermelemiş, pazardan geldi.