Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çeme" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çeme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında çeme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çeme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇEME
Budala, sersem: Ne kadar çemesin be!.
MELÇEME
Beceriksiz.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇEMENLENMEK
Çemen sürülmek.
KOLLOİT
Yarı geçirgen zarlardan kolayca geçemeyen yüksek molekül ağırlıklı büyük moleküller. Çözücü sıvıda küçük tanecikler durumunda dağılmış madde. Tiroit folikülünde bulunan jel benzeri madde, tiroit kolloit. Jelatine benzer, tutkalımsı. Tutkal kıvamında madde. Tiroit bezi foliküllerini dolduran jel kıvamındaki madde; tiroit bezi salgısı. Partikül büyüklüğü nanometreyle mikrometre arasında olan, sıvı içinde dağılmış, zamk veya jelatin niteliğinde mikroskobik parçacıklar.
SÜREDURUM
Bir cismin içinde bulunduğu düzgün hareket veya hareketsizlik durumunun sürüp gitmesi, hareketsizliğe veya hareketsizlikten harekete kendi başına geçememesi özelliği, atalet.
ÇEMENLEME
Çemenlemek işi.
ÇERİK
Altı kiloluk bir çeşit hububat ölçüsü. Çemensiz pastırma. Baş çatkısı. Parça, yarım. 10 santimetre kalınlığında, çeşitli en ve boyda bulunan tahta: Orman dairesinden 100 çeriklik çam aldım. Kilenin (32 kg) dörtte biri (8 kg). Eski bir hububat ölçeği.
KIYMAN
Pastırma çemeni.
ÇEMENSİZ
Çemeni olmayan.
ÇEMENLEMEK
Çemen sürmek.
GINCIT
Gösteriş yapmak, nisbet vermek için söylenir: Gıncıt sen sınıfını geçemedin ben geçtim.
ÇEMENLENME
Çemenlenmek işi.
BOCALAYIŞ
Bocalama işi. Kimi kez bir sonuca, bir kesin yargıya yarır gibi gözüken türlü yollar arasında yazarın şaşırıp hiç birini seçememesi. Anlatımda sırayı, birliği, düşünce bütünlüğünü gözetmeden; nasıl bir sonuca ve yargıya varacağını kestirmeden karma karışıklık içine düşüş.
KARIŞTIRMAK
Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.
POY
Tohumları kırmızıbibere benzeyen, 10-50 santimetre yüksekliğinde, karabiberle karıştırılarak pastırma çemeninde kullanılan bir bitki (Trigonella joenumgraecum).
KEYMAN
Pastırma çemeni.
ÇEMENLİ
Çemeni olan veya çemen sürülmüş olan.
PİNOSİTOZ
Endositozla küçük ya da sıvı partiküllerin hücre içine alınması olayı. Hücre zarından doğrudan geçemeyecek kadar büyük moleküllü sıvı maddelerin fagositoza benzer biçimde hücreye alınması. Yüksek molekül ağırlıklı maddelerin, kolloidal taneciklerin veya ilaç taşıyan lipozomların, hücre zarının dış yüzeyinde oluşan bir çukur içine girip çevresindeki zar kısmı tarafından tamamıyla sarılmasından sonra oluşan keseciğin (pinositik vezikül) zardan kopup içindeki maddeyle birlikte sitoplazma içine girmesi olayı. Sıvının, sıvı yutucu hücre (pinosit) tarafından kendi içine alınması.
ATAZLAMAK
Cildi, döverek kızartmak: Bahçeme giren çocukları yakaladıkça atazlıyorum. Asitli otlar cildi kızartmak: Bak ısırgan elimi atazladı.
GEÇEMEK
Dar geçit, boğaz. Yol uğrağı: Burası bir eyi geçemek yeridir.
ÇEMENTE
Başkasının sırtından geçinen kişi. Çoluk çocuk: Çemente basınca fakirlik başlar. Çimento: Bir torba çemente aldık.
PASTIRMA
Tuz, çemen, kırmızıbiber karışımının et üzerine sürülerek güneşte veya iste kurutulması yoluyla yapılmış olan yiyecek.