Kelimeler arşivi içinde; başında "çekince" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. çekince ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çekince ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çekince olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇEKİNCESİZ
ÇEKİNCELİ, ÇEKİNCEME
ÇEKİNCEK
ÇEKİNCE
ÇEKİNCE
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz.
ÇEKİNCEME
Bir tehlike korkusuyla Birşey yapmak veya söylemekten sakınmak.
ÇEKİNCELİ
Çekincesi olan.
ÇEKİNCEK
Utangaç, çekingen olan kimse: Öyle çekincek ki yüzüne baksan buğur buğur terler. Çekincenliğinden ile, güne garışmaz. Tetik: Senin tüfeğin çekinceği kırılmış.
ÇEKİNCESİZ
Çekincesi olmayan.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇEKİNCE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YIKTIRIM
Bir yeniden bayındırma etkinliğinin gereği olarak ya da yarattığı çekince, eskime gibi nedenlerle bir yapının yerine daha sağlam, daha iyi bir yapı yapmak üzere yıkılması, ortadan kaldırılması. Bu nitelikteki yapılardan oluşan bir kent kesimindeki bütün yapıların, bu amaçla yıktırılması.
İHTİRAZ
Çekinme, sakınma. Çekince.
SEMSİZ
Dalgın, alık, bilinçsiz : Ali ağa halen semsiz geziyor. En önemli yer : Çocuğun semsiz yerine vurma. Utanmaz, yüzsüz. Çekinceli, tehlikeli.
ÜSTGEÇİT
Bir yolun iki yanını, basamaklarla yükseltilmiş bir bağlantı ile birleştiren ve yayaların - yoldaki taşıt dolaşımının çekinceleriyle karşılaşmaksızın - karşıdan karşıya geçmelerini sağlayan geçit.
ORTAKALDIRIM
Sokaklarda ve özellikle anayollarda, yayaları taşıt dolaşımının çekincelerinden korumak için yol ortasına yapılmış, yol düzeyinden yüksekte yer alan durma ve geçme yeri.
YALKI
Yılkı. İki tekerlekli öküz arabası. Yalnız, tek. Eli, yanı boş giden. Tek başına, çekincesiz, çocuksuz kadın. Keçinin doğurduğu tek oğlak. Tek tüfek. Tek katlı. Altına bir başka şey giyinmeden (giysi, ayakkabı vb.). Tek yanlı, bir yanı nacak görevi yapan kazma. Yavan, katıksız. Yağsız, besi değeri olmayan et. İnce, zayıf. Başıboş, sahipsiz. Yağlı çörek. İkiz doğmuş oğlak. Ters. Eğimli yüzey. Tarlaya gübre taşınan hasır ya da kenevirden örülen heybe. Işın. Araba tekerlekli kağnı. (Emirdağ Afyonkarahisar; Zeyve, Dudaş Söğüt Bilecik). Yalın, tek.
REZERV
Saklanmış, biriktirilmiş şey. Yatağında veya havzasında bulunduğu hesaplanan, henüz işletilmemiş kömür, demir, petrol vb. Çekince. Yedek, ihtiyat.