Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çakmak" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çakmak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında çakmak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çakmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YUKARIÇAKMAK
AŞAĞIÇAKMAK, ÇAKIRÇAKMAK, FEVZİÇAKMAK, GÖKÇEÇAKMAK
ORTAÇAKMAK
BAŞÇAKMAK
ÇAKMAK
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
ORTAÇAKMAK
Sivas şehri, Yıldızeli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
ÇAKIRÇAKMAK
Açık ve yıldızlı gökyüzü.
AŞAĞIÇAKMAK
Elâzığ kenti, Keban belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Erzurum ili, Köprüköy belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas ili, Yıldızeli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
GÖKÇEÇAKMAK
Samsun ili, Çarşamba ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
FEVZİÇAKMAK
Giresun ili, Alucra ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
YUKARIÇAKMAK
Elâzığ şehri, Poyraz nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzurum şehrinde, Pasinler belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas ilinde, Yıldızeli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
BAŞÇAKMAK
Erzurum şehrinde, Ilıca ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇAKMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
ÇAKMAKLI
Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tüfek türü.
ÇAKMAKLAŞMA
Çakmaklaşmak durumu.
BALKIMAK
Parlamak, parıldamak. Şimşek çakmak. Organ, kesik kesik ağrımak, sancımak. Su halkalanmak, dalgalanmak.
ŞİMŞEKLENMEK
Şimşek çakmak.
PİŞTOV
Osmanlı ordusunda bir süre kullanılan, paçavrayla sıkıştırılmış barutu horozunda bulunan çakmak taşı ile ateşleyip kurşun bilyeyi atan, kısa namlulu, tek atış yapılabilen bir tabanca türü.
KAZIKLAMAK
Bir tarla veya arsanın sınırını belirtmek için kazık çakmak. Kazık cezasına çarptırmak. Bir malı, bir kimseye değerinden çok pahalıya satmak, alışverişte aldatmak.
ÇAKMAKLIK
İçine çakmak konulan koruyucu malzeme. Çakmakta kullanılacak olan.
NALLAMAK
Hayvanın ayağına nal çakmak. Öldürmek.
TAKOZ
Bir eşyanın altına kıpırdamadan dik durması için yerleştirilen ağaç kama, kıskı. Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası. Kaba saba insan. Bir taşıtın kaymaması, kımıldamaması için tekerlekleri altına yerleştirilen tahta, plastik vb. engel. Kızaktaki geminin, üstünde oturduğu ağaçlardan her biri. Çivi çakmak için duvarın içine yerleştirilen ağaç parçası.
DÜVEN
Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç.
ÇAKMAKÇILIK
Çakmakçının yaptığı iş.
ÇAKMAKÇI
Çakmak yapan veya satan kimse. Tüfek ve tabanca çakmaklarını yapan ve onaran kimse.
ÇAKMAKLAŞMAK
Göz çakmak çakmak olmak, kızarmak ve iyice açılmak.
ŞAHMERDAN
Vurucu ağırlığın, mekanik olarak yükselmesi ve düşmesi sonucu dövme işlemi yapan makine. Çok ağır bir çeşit tokmak veya çekiç. Bir yapının temel kazıklarını çakmakta kullanılan bir çeşit araç.
ÇAKMA
Çakmak işi. Taklit olan, sahte. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi. Deri hastalığı, yara, çıban. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.
ÇAKARALMAZ
Basit, ilkel çakmak. Kalitesiz. Basit, ilkel tabanca. İşe yaramayacak durumda olan, bozuk.
MIHLAMAK
Mıhla tutturmak, çakmak, çivilemek. Birini ya da bir şeyi bir yerden ayrılamaz, kıpırdayamaz duruma getirmek. Altın, gümüş vb. taşları metal yuvalara işlemek. Birini silahla yaralamak veya öldürmek.
SİLİS
Kum, çakmak taşı, kuvars vb. silisyumun oksijenli birleşimleri.
HOROZ
Tavukgillerden, tavuğun erkeği olan kümes hayvanı. Ateşli silahlarda çakmak taşına veya merminin kapsülüne vurmaya yarayan metal parça. Kapı zembereğinin mandalı. Kabadayı erkek.