ÖRGÜ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "örgü" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. örgü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu örgü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde örgü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENDİRİLMEK

15 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENEBİLMEK, ÖRGÜTLENDİRİLME

14 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENEBİLME, ÖRGÜTLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

ÖRGÜTLENDİRME

11 harfli kelimeler

ÖRGÜTSÜZLÜK, ÖRGÜTLEŞMEK, ÖRGÜTLENMEK

10 harfli kelimeler

ÖRGÜTLEYİŞ, ÖRGÜTLEŞME, ÖRGÜTÇÜLÜK, ÖRGÜTLEMEK, ÖRGÜTLENME, ÖRGÜTLENİŞ

9 harfli kelimeler

ÖRGÜTLEME, ÖRGÜCÜLÜK, ÖRGÜLEMEK

8 harfli kelimeler

ÖRGÜTSÜZ, ÖRGÜLEME, ÖRGÜTSEL

7 harfli kelimeler

ÖRGÜTLÜ, ÖRGÜLÜK, ÖRGÜTÇÜ, ÖRGÜSÜZ

6 harfli kelimeler

ÖRGÜLÜ, ÖRGÜCÜ

5 harfli kelimeler

ÖRGÜT, ÖRGÜÇ, ÖRGÜN

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRGÜ

Örme işi ya da biçimi. Örülerek yapılan, örme. Örülmüş saç bölüğü, belik. İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ. Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey. Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi. Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı. Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış. Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum. Yapı.

ÖRGÜTLENEBİLME

Örgütlenebilmek işi, teşkilatlanabilme.

ÖRGÜTLENMEK

Örgütleme işine konu olmak, teşkilatlanmak. Örgüt durumuna girmek.

ÖRGÜTLENDİRMEK

Bir örgüt etrafında toplamak, teşkilatlandırmak.

ÖRGÜTLEŞME

Örgütleşmek durumu.

ÖRGÜTSÜZLÜK

Herhangi bir örgütlenmenin bulunmaması durumu, teşkilatsızlık.

ÖRGÜTLEMEK

İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek, teşkilatlandırmak. Herhangi bir amacı gerçekleştirmek için insanları bir araya getirmek, organize etmek.

ÖRGÜTLENDİRME

Örgütlendirmek işi, teşkilatlandırma.

ÖRGÜTLENEBİLMEK

Örgütlenme imkânı veya olasılığı bulunmak, teşkilatlanabilmek.

ÖRGÜTLENİŞ

Örgütlenme işi, teşkilatlanış.

ÖRGÜTLENME

Örgütlenmek işi, teşkilatlanma.

ÖRGÜTLENDİRİLMEK

Örgütlendirme işi yapılmak, teşkilatlandırılmak.

ÖRGÜTÇÜLÜK

Örgüt kurma işi, teşkilatçılık.

ÖRGÜTLEYİŞ

Örgütleme işi.

ÖRGÜTLENDİRİLME

Örgütlendirilmek işi, teşkilatlandırılma.

ÖRGÜTLEŞMEK

Örgüt durumuna gelmek.

  -   -   -  

Anlamında ÖRGÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRGÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYDIN

Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı). Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

BASİT

Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı. Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz. Süssüz, gösterişsiz. Kolay. Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan.

BARDAKALTI

Bardağın konulduğu yeri kirletmemesi için kullanılan, genellikle örgü, kâğıt veya plastik örtü. Yemek öncesi yenilen küçük bir lahmacun türü.

BELİK

Saç örgüsü.

ANDAVALLI

Ahmak, aptal, beceriksiz, şaşkın, bön, görgüsüz (kimse), andaval.

BÖLÜK

Bir bütünden ayrılmış olan parça, kısım. Hizip. Takımlardan oluşan, üçü veya dördü bir tabur oluşturan ve öbür birliklerin temeli sayılan birlik. On kuralına göre yazılan bir tam sayının, sağdan sola doğru üçer üçer ayrılan basamaklarından her bir üçlü takımı. Saç örgüsü.

ADABIMUAŞERET

Görgü kuralları.

BELEDİYE

İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

CENTİLMEN

İyi arkadaşlık eden, saygılı, görgülü, kibar (erkek).

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

BUĞRA

Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.

BURS

Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para. Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri.

BİZON

Amerika'da yaşayan bir cins hörgüçlü yaban öküzü.

AMPİRİK

Görgül. Deneysel.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

BİLDİRİ

Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifesto. Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı, tebliğ.

BESEREK

İki hörgüçlü deve ile boz devenin melezi olan tülü devenin erkeği.

BAĞLAM

Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.

AJUR

Delikli örgü, gözenek.

ANAERKİLLİK

Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni, maderşahilik. Ananın egemen olduğu aile hayatı.