Kelimeler arşivi içinde; başında "önü" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. önü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu önü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde önü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖNÜRDÜŞMEK, ÖNÜRDİŞMEK
ÖNÜRTLERİ, ÖNÜKLERDE
ÖNÜRTMEK, ÖNÜLTMEK, ÖNÜRDÜCÜ, ÖNÜRDEKİ
ÖNÜSIRA, ÖNÜRMEK, ÖNÜNDEN
ÖNÜZEY, ÖNÜRDÜ, ÖNÜRDE, ÖNÜNDE, ÖNÜNCE, ÖNÜMEK, ÖNÜCEK
ÖNÜRT, ÖNÜCE, ÖNÜZE
ÖNÜR, ÖNÜL, ÖNÜK, ÖNÜÇ, ÖNÜŞ, ÖNÜT
ÖNÜ
ÖNÜ
Çocukları korkutmak amacıyla söylenen hayali yaratık, umacı, cin, peri. Ölü.
ÖNÜRDÜŞMEK
Yarışmak, yarış etmek.
ÖNÜLTMEK
Göstermek, sunmak.
ÖNÜZEY
Ön taraf.
ÖNÜKLERDE
Geçenlerde.
ÖNÜRDEKİ
Evvelki, önceki.
ÖNÜRMEK
Çiftleşmek isteyen dişi sığır bağırmak, böğürmek.
ÖNÜNDE
Oyun alanının seyirciye en yakın düzeyi.
ÖNÜRDİŞMEK
önürdüşmek.
ÖNÜRTMEK
İleri geçmek, takaddüm etmek.
ÖNÜRDÜCÜ
Başta giden, başta gelen, piştar.
ÖNÜNDEN
-den biraz önce.
ÖNÜRDÜ
Önce, iptida, evvel, ilkönce, daha önce, ileri.
ÖNÜRTLERİ
Geçenlerde.
ÖNÜSIRA
Az önce, şimdi.
ÖNÜRDE
Orada. Orada, şurada.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANDROPOZ
Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.
AKLEN
Akıl gereğince, akıl yönünden.
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.
AŞİRET
Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymak.
ALTIKARDEŞ
Kuzey Kutbu yönünde, Büyükayı'nın karşısında bulunan takımyıldız, Zatülkürsi.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
ARTI
Toplama işleminde + işaretinin adı, zait. Fazlalık. Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif.
ALAKA
İlgi. Gönül bağı.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
AKRABA
Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.
ALMAŞIKLIK
Dönüşümlü ve düzenli sıralanma.
AFTOS
Gönül eğlendiren kimse.
AYKIRI
Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.
ALIN
Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.
AKIBET
Bir iş veya durumun sonu, sonuç. Sonunda, önünde sonunda.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
AVDET
Dönüş, geri gelme.