Kelimeler arşivi içinde; başında "çığa" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. çığa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çığa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çığa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇIĞALANMAK
ÇIĞALANMA
ÇIĞARMAK
ÇIĞAL
ÇIĞA
ÇIĞA
Yumurtasından havyar yapılmış olan bir tür mersin balığı (Acipenser ruthenus). Horoz, cennet kuşu vb. kuşların kuyruğundaki tüylerden en uzun ve gösterişli olanı.
ÇIĞALANMA
Çığalanmak işi.
ÇIĞAL
Çakıl. Palamut meyvesinin üst kısmı. Kümes hayvanlarının ve uçan kuşların uzun tüyleri.
ÇIĞARMAK
Çıkarmak. Tuz çığarmış.
ÇIĞALANMAK
Atın kuyruğu horoz kuyruğu gibi dikilmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇIĞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÜPEDÜZ
Çok düz ve doğru bir biçimde, dümdüz olarak. Yalın, basit, süssüz, sade bir biçimde. Başka bir amaç gütmeden, açıktan açığa, açıkçası, gerçekten.
KONUŞMAK
Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak. Flört etmek. Becermek, uzman gibi yapabilmek. Şık ve zarif görünmek. Belli bir konudan söz etmek. Dargın bulunmamak. Söylev vermek, konuşma yapmak. Konuşma dili olarak kullanmak. Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek. Geçerli olmak, etkin olmak. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. İlişki kurmak ya da ilişkiyi sürdürmek. Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek.
SULANMAK
Sulama işi yapılmak. Suyu çoğalıp yoğunluğu azalma. Sulu duruma gelmek. Göz yaşarmak. Birine karşı duyulan cinsel isteği kendisine sezdirmek, yeşillenmek. Ciddiyetini, ağırlığını kaybetmek. İmrendiğini açığa vurmak.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
İFŞA
Gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma.
KUSMAK
Midenin içindekini basınçla ağızdan dışarı atmak, çıkarmak, kay etmek, istifra etmek. Reddetmek. Boyanan ve temizlenen şeyler yeniden ortaya çıkmak. İçinde birikmiş kinini, öfkesini söyleyerek açığa vurmak.
SIR
Bazı nesnelere parlaklık verme, dış etkilerden koruma, sızmalarını önleme vb. amaçlarla sürülen, saydam veya donuk vernik. Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan özel ve gizli yöntem. Bir işin, bir şeyin dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen en zor, en ince yanı. Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey. Aklın erişemediği, açıklanamayan veya çözülemeyen şey, giz, gizem. Aynaların arkasına ve kaplama metal eşyanın yüzüne sürülen ince tabaka.
İZHAR
Belirtme, gösterme, açığa vurma.
GÜLMEK
İnsan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genel olarak sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak. Mutlu, sevinçli zaman geçirmek, eğlenmek, hoşça vakit geçirmek. Biriyle alay etmek.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
TEPİNMEK
Ayaklarını hızla yere veya bir şeye üst üste vurmak. Gürültü etmek. Direnmek. Öfke ve sevincini açığa vuracak davranışlarda bulunmak.
ISIVEREN
Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime), ekzotermik.
ÇAKAR
Denizde, açığa veya kıyılara yerleştirilen, düzenli aralıklarla ve sürekli belirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener, şimşekli fener. Genişliği on, uzunluğu yaklaşık iki yüz elli kulaç olan balık ağı.
GRİZU
Normal sıcaklık ve basınçta kömür ocaklarında açığa çıkan ve büyük bölümü saf metandan oluşan, kolayca tutuşabilen gaz.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
ŞANTAJ
Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma.
SARAHATEN
Açıkça, apaçık, açıktan açığa.
KAÇIKÇA
Kaçığa benzer, biraz deli gibi, deliye benzer. (kaçı'kça) Biraz kaçık olarak.
OKSİLİT
Suyla birleştiğinde oksijen açığa çıkaran, birleşiminde nikel ve bakır tozları bulunan sodyum ve potasyum peroksit.