Kelimeler arşivi içinde; başında "çıkı" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. çıkı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çıkı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çıkı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇIKIŞTIRABİLMEK
ÇIKIŞTIRABİLME
ÇIKIŞABİLMEK
ÇIKIŞTIRMAK, ÇIKIŞABİLME
ÇIKIVERMEK, ÇIKIŞTIRMA, ÇIKINLAMAK, ÇIKILATMAK, ÇIKILANMAK
ÇIKILATMA, ÇIKIVERME, ÇIKINLAMA, ÇIKIŞTAĞI, ÇIKINTILI, ÇIKILANMA, ÇIKILAMAK
ÇIKIŞMAK, ÇIKIŞMAH, ÇIKIŞLIK, ÇIKILAMA, ÇIKIKLIK, ÇIKITLIK, ÇIKILMAK
ÇIKIKÇI, ÇIKILMA, ÇIKIŞMA, ÇIKIŞLI, ÇIKIŞÇI, ÇIKINTI
ÇIKI
Çıkın.
ÇIKIVERME
Çıkıvermek işi.
ÇIKIŞTAĞI
Hayvanları yürütmek için kullanılan ucu çivili tahta.
ÇIKILANMAK
Çıkılama işi yapılmak.
ÇIKIŞTIRMAK
Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak.
ÇIKINTILI
Çıkıntısı olan.
ÇIKIŞTIRABİLMEK
Çıkıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇIKIŞABİLME
Çıkışabilmek işi.
ÇIKINLAMA
Çıkınlamak işi.
ÇIKIVERMEK
Çabucak veya ansızın çıkmak.
ÇIKILATMAK
Çıkı yaptırmak.
ÇIKINLAMAK
Çıkına koyup bağlamak.
ÇIKILATMA
Çıkılatmak işi.
ÇIKIŞTIRABİLME
Çıkıştırabilmek işi.
ÇIKIŞTIRMA
Çıkıştırmak işi.
ÇIKIŞABİLMEK
Çıkışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇIKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
BİNMEK
Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak. Eklenmek, katılmak. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak. Fiyat artmak.
AMPİR
Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup.
BARBATA
Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu.
BAĞDAMAK
Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak. İçinden çıkılmayacak bir duruma getirmek, kördüğüm etmek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
BAKANAK
Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı.
ADEMELMASI
Gırtlak çıkıntısı.
BAZİLİKA
İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise. Kral sarayı. Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.
BEHEY
Çıkışma bildirmek için kullanılan bir söz.
BELA
İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.
AŞINMAK
Birbirine sürtünerek incelmek. Çıkıntıları silinmek, düzleşmek. Eskimek, yıpranmak.
BATAK
Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.
BAŞIBOZUK
Düzensiz topluluk. Karışık, içinden çıkılamayan. Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.
ANÜS
Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
BİTMEK
Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.