ÇIKI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "çıkı" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. çıkı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu çıkı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çıkı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

ÇIKIŞTIRABİLMEK

14 harfli kelimeler

ÇIKIŞTIRABİLME

12 harfli kelimeler

ÇIKIŞABİLMEK

11 harfli kelimeler

ÇIKIŞTIRMAK, ÇIKIŞABİLME

10 harfli kelimeler

ÇIKIVERMEK, ÇIKIŞTIRMA, ÇIKINLAMAK, ÇIKILATMAK, ÇIKILANMAK

9 harfli kelimeler

ÇIKILATMA, ÇIKIVERME, ÇIKINLAMA, ÇIKIŞTAĞI, ÇIKINTILI, ÇIKILANMA, ÇIKILAMAK

8 harfli kelimeler

ÇIKIŞMAK, ÇIKIŞMAH, ÇIKIŞLIK, ÇIKILAMA, ÇIKIKLIK, ÇIKITLIK, ÇIKILMAK

7 harfli kelimeler

ÇIKIKÇI, ÇIKILMA, ÇIKIŞMA, ÇIKIŞLI, ÇIKIŞÇI, ÇIKINTI

5 harfli kelimeler

ÇIKIŞ, ÇIKIT, ÇIKIN, ÇIKIK

4 harfli kelimeler

ÇIKI

Bazı kelimelerin anlamları

ÇIKI

Çıkın.

ÇIKIŞTIRABİLME

Çıkıştırabilmek işi.

ÇIKILATMAK

Çıkı yaptırmak.

ÇIKIŞTIRMAK

Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak.

ÇIKILANMAK

Çıkılama işi yapılmak.

ÇIKIVERME

Çıkıvermek işi.

ÇIKIŞABİLME

Çıkışabilmek işi.

ÇIKIVERMEK

Çabucak veya ansızın çıkmak.

ÇIKIŞTIRMA

Çıkıştırmak işi.

ÇIKIŞTAĞI

Hayvanları yürütmek için kullanılan ucu çivili tahta.

ÇIKINLAMA

Çıkınlamak işi.

ÇIKILATMA

Çıkılatmak işi.

ÇIKINLAMAK

Çıkına koyup bağlamak.

ÇIKINTILI

Çıkıntısı olan.

ÇIKIŞTIRABİLMEK

Çıkıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇIKIŞABİLMEK

Çıkışma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında ÇIKI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇIKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAKANAK

Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı.

AMPİR

Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup.

BİNMEK

Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak. Eklenmek, katılmak. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak. Fiyat artmak.

BEHEY

Çıkışma bildirmek için kullanılan bir söz.

BAŞIBOZUK

Düzensiz topluluk. Karışık, içinden çıkılamayan. Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.

ADEMELMASI

Gırtlak çıkıntısı.

BELA

İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.

BATAK

Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.

ARPACIK

Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.

BAĞDAMAK

Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak. İçinden çıkılmayacak bir duruma getirmek, kördüğüm etmek.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ANÜS

Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.

BİTMEK

Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.

BARBATA

Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu.

AĞIŞ

Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.

AŞINMAK

Birbirine sürtünerek incelmek. Çıkıntıları silinmek, düzleşmek. Eskimek, yıpranmak.

BAZİLİKA

İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise. Kral sarayı. Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi.

ARGÜMAN

Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.