İçinde ÇIKI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "çıkı" olan, toplam 43 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çıkı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu çıkı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çıkı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

ÇIKIŞTIRABİLMEK

14 harfli kelimeler

ÇIKIŞTIRABİLME

12 harfli kelimeler

ÇIKIŞABİLMEK

11 harfli kelimeler

ÇIKIŞTIRMAK, SAÇIKIRMIZI, ÇIKIŞABİLME

10 harfli kelimeler

ÇIKILANMAK, ÇIKILATMAK, ÇIKIŞTIRMA, ÇIKIVERMEK, ÇIKINLAMAK

9 harfli kelimeler

ÇIKIŞTAĞI, ÇIKILANMA, ÇIKILAMAK, ÇIKIVERME, ÇIKINTILI, ÇIKINLAMA, DOLUÇIKIN, KARAÇIKIN, ÇIKILATMA

8 harfli kelimeler

DARÇIKIM, DARÇIKIK, ÇIMÇIKIL, ÇIKITLIK, KARAÇIKI, ÇIKIKLIK, ÇIKILAMA, ÇIKIŞMAH, ÇIKIŞLIK, ÇIKIŞMAK, ÇIKILMAK

7 harfli kelimeler

ÇIKIŞÇI, ÇIKIKÇI, ÇIKIŞMA, ÇIKIŞLI, ÇIKINTI, ÇIKILMA, MIHÇIKI

5 harfli kelimeler

ÇIKIT, ÇIKIŞ, ÇIKIN, ÇIKIK

4 harfli kelimeler

ÇIKI

Bazı kelimelerin anlamları

ÇIKI

Çıkın.

SAÇIKIRMIZI

Ayakkabının tabanını oluşturan köselenin kenarına sürülen siyah boya (Güdül Ankara).

ÇIKIVERME

Çıkıvermek işi.

ÇIKILANMA

Çıkılanmak işi.

ÇIKILANMAK

Çıkılama işi yapılmak.

ÇIKILAMAK

Çıkı yapmak.

ÇIKIŞTIRABİLMEK

Çıkıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇIKINLAMAK

Çıkına koyup bağlamak.

ÇIKIŞTIRMAK

Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak.

ÇIKIŞABİLME

Çıkışabilmek işi.

ÇIKIŞABİLMEK

Çıkışma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇIKIŞTAĞI

Hayvanları yürütmek için kullanılan ucu çivili tahta.

ÇIKIVERMEK

Çabucak veya ansızın çıkmak.

ÇIKIŞTIRABİLME

Çıkıştırabilmek işi.

ÇIKILATMAK

Çıkı yaptırmak.

ÇIKIŞTIRMA

Çıkıştırmak işi.

  -   -   -  

Anlamında ÇIKI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇIKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AŞINMAK

Birbirine sürtünerek incelmek. Çıkıntıları silinmek, düzleşmek. Eskimek, yıpranmak.

ADEMELMASI

Gırtlak çıkıntısı.

AMPİR

Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup.

BARBATA

Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu.

BEHEY

Çıkışma bildirmek için kullanılan bir söz.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

BATAK

Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.

AĞIŞ

Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.

BAZİLİKA

İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise. Kral sarayı. Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi.

ANÜS

Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.

ARGÜMAN

Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.

BAŞIBOZUK

Düzensiz topluluk. Karışık, içinden çıkılamayan. Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.

BİTMEK

Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.

BELA

İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.

BİNMEK

Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak. Eklenmek, katılmak. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak. Fiyat artmak.

BAKANAK

Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

BAĞDAMAK

Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak. İçinden çıkılmayacak bir duruma getirmek, kördüğüm etmek.

ARPACIK

Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.