Kelimeler arşivinde; içinde "çıkı" olan, toplam 43 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çıkı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çıkı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çıkı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇIKIŞTIRABİLMEK
ÇIKIŞTIRABİLME
ÇIKIŞABİLMEK
ÇIKIŞTIRMAK, SAÇIKIRMIZI, ÇIKIŞABİLME
ÇIKILANMAK, ÇIKILATMAK, ÇIKIŞTIRMA, ÇIKIVERMEK, ÇIKINLAMAK
ÇIKIŞTAĞI, ÇIKILANMA, ÇIKILAMAK, ÇIKIVERME, ÇIKINTILI, ÇIKINLAMA, DOLUÇIKIN, KARAÇIKIN, ÇIKILATMA
DARÇIKIM, DARÇIKIK, ÇIMÇIKIL, ÇIKITLIK, KARAÇIKI, ÇIKIKLIK, ÇIKILAMA, ÇIKIŞMAH, ÇIKIŞLIK, ÇIKIŞMAK, ÇIKILMAK
ÇIKIŞÇI, ÇIKIKÇI, ÇIKIŞMA, ÇIKIŞLI, ÇIKINTI, ÇIKILMA, MIHÇIKI
ÇIKIT, ÇIKIŞ, ÇIKIN, ÇIKIK
ÇIKI
ÇIKI
Çıkın.
SAÇIKIRMIZI
Ayakkabının tabanını oluşturan köselenin kenarına sürülen siyah boya (Güdül Ankara).
ÇIKIVERME
Çıkıvermek işi.
ÇIKILANMA
Çıkılanmak işi.
ÇIKILANMAK
Çıkılama işi yapılmak.
ÇIKILAMAK
Çıkı yapmak.
ÇIKIŞTIRABİLMEK
Çıkıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇIKINLAMAK
Çıkına koyup bağlamak.
ÇIKIŞTIRMAK
Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak.
ÇIKIŞABİLME
Çıkışabilmek işi.
ÇIKIŞABİLMEK
Çıkışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇIKIŞTAĞI
Hayvanları yürütmek için kullanılan ucu çivili tahta.
ÇIKIVERMEK
Çabucak veya ansızın çıkmak.
ÇIKIŞTIRABİLME
Çıkıştırabilmek işi.
ÇIKILATMAK
Çıkı yaptırmak.
ÇIKIŞTIRMA
Çıkıştırmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇIKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞINMAK
Birbirine sürtünerek incelmek. Çıkıntıları silinmek, düzleşmek. Eskimek, yıpranmak.
ADEMELMASI
Gırtlak çıkıntısı.
AMPİR
Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup.
BARBATA
Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu.
BEHEY
Çıkışma bildirmek için kullanılan bir söz.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
BATAK
Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
BAZİLİKA
İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise. Kral sarayı. Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi.
ANÜS
Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
BAŞIBOZUK
Düzensiz topluluk. Karışık, içinden çıkılamayan. Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.
BİTMEK
Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.
BELA
İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.
BİNMEK
Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak. Eklenmek, katılmak. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak. Fiyat artmak.
BAKANAK
Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
BAĞDAMAK
Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak. İçinden çıkılmayacak bir duruma getirmek, kördüğüm etmek.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.