ÇAKIL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "çakıl" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. çakıl ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu çakıl ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çakıl olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ÇAKILABİLMEK, ÇAKILAYAZMAK, ÇAKILIVERMEK

11 harfli kelimeler

ÇAKILABİLME, ÇAKILAYAZMA, ÇAKILIVERME, ÇAKILPINARI, ÇAKILDATMAK

10 harfli kelimeler

ÇAKILDAVUK, ÇAKILILLIH, ÇAKILDATMA, ÇAKILDAMAK, ÇAKILDAKLI

9 harfli kelimeler

ÇAKILDERE, ÇAKILDAMA, ÇAKILTAŞI, ÇAKILKAYA

8 harfli kelimeler

ÇAKILOBA, ÇAKILMAK, ÇAKILDAK, ÇAKILKÖY, ÇAKILLAR, ÇAKILLIK

7 harfli kelimeler

ÇAKILTI, ÇAKILMA, ÇAKILLI, ÇAKILIŞ, ÇAKILDU, ÇAKILCA

Bazı kelimelerin anlamları

ÇAKIL

Çakıl taşı.

ÇAKILABİLME

Çakılabilmek işi.

ÇAKILAYAZMA

Çakılayazmak işi.

ÇAKILDATMAK

Çakıldama işini yaptırmak.

ÇAKILIVERMEK

Çabucak veya ansızın çakılmak.

ÇAKILDAVUK

Değirmende buğdayın bittiğini haber veren bir aygıt.

ÇAKILDAMAK

Sürtünen, yuvarlanan çakıl taşları gibi ses çıkarmak.

ÇAKILDAKLI

Terbiyesiz. Geçimsiz. Pis, kirli, dağınık. Bir halı türü. (Yalvaç Isparta).

ÇAKILDERE

Ardahan şehrinde, Çayırbaşı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

ÇAKILIVERME

Çakılıvermek işi.

ÇAKILABİLMEK

Çakılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇAKILDAMA

Çakıldamak işi.

ÇAKILAYAZMAK

Çakılır gibi olmak.

ÇAKILILLIH

Çakıl yatağı, taşlı tarla.

ÇAKILDATMA

Çakıldatmak işi.

ÇAKILPINARI

Malatya ilinde, Kürecik nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

  -   -   -  

Anlamında ÇAKIL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇAKIL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BLOKAJ

Bloke etme işi. Bir şeyin hareketine engel olma, hareketini durdurma. Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılmış olan dolgu. Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu.

ÇAKILMA

Çakılmak işi.

ÇAKILLI

Çakılı olan.

BETON

Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi. Bu malzemeden yapılmış.

BAĞDADİ

Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılmış olan (duvar veya tavan). Yapılarda kullanılan çıta. 0,0501 gram olan ağırlık ölçü birimi.

ÇAKILI

Çivi, kazık vb. bir şeyle tutturulmuş. Çakılmış, bir şeye bağlı. Yeri değişmez, sabit.

ÇAKILTI

Çakıl taşı vb. kımıldatıldığında çıkan ses.

ÇİVİLİ

Çivisi olan. Çeşitli spor oyunlarında giyilen bir ayakkabı türü. Çivi ile bir yere tutturulmuş. Çivi çakılarak yapılmış.

BASTIRAK

Yol yapımında çakıl, kum, cüruf vb. maddeleri ezmeye ve sıkıştırmaya yarayan alet.

ÇAKALOZ

Mermi olarak çakıl taşı atan bir top türü. Bu topu kullanan topçu.

BAŞLIK

Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.

ALÜVYON

Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın, lığ.

BİNİ

Binme işi. Kapı, dolap vb. şeylerin, kanatları kapandığında kalan aralığı örtebilmek için bu kanatların kenarına çakılan çıta.

ÇAKMA

Çakmak işi. Taklit olan, sahte. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi. Deri hastalığı, yara, çıban. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.

AMBAR

Genellikle tahıl saklanan yer. Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer. Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık.

ÇİVİ

İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.

BANKET

Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol. Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılmış olan dar basamak.

AYAKLIK

Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal. Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş. Kaide. Ayakçak. Ayak basacak yer.

ÇAKILLIK

Çakıl döşenmiş veya birikmiş yer.

ÇATI

Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.