Kelimeler arşivi içinde; başında "zahme" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. zahme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu zahme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zahme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ZAHMETSİZCE
ZAHMETSİZ
ZAHMETLİ
ZAHMERİ, ZAHMETİ
ZAHMET
ZAHME
ZAHME
Üzengi kayışı. Mahmuz.
ZAHMETLİ
Zahmetle yapılan, yorucu, sıkıntılı, eziyetli, güç. Sıkıntı veren.
ZAHMETSİZCE
Zahmetsiz bir biçimde, kolay bir biçimde.
ZAHMET
Güçlük.
ZAHMETSİZ
Sıkıntı çekilmeden, güçlükle karşılaşmadan yapılan, eziyetsiz, kolay, emeksiz. Sıkıntı çekmeden, güçlükle karşılaşmadan.
ZAHMERİ
Şubat ayı. Ocak ayı. Zemheri.
ZAHMETİ
Zemheriden sonra gelen elli günlük dönem.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAHME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÜÇLÜK
Zorluk. Engel, pürüz. Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat.
BURÇUKLAMAK
Misafiri ağırlamak için zahmete katlanmak, ikram etmek.
ZORLUK
Sıkıntı veya güçlükle yapılma durumu, zor olma, güçlük, zahmet.
EMEK
Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, zahmet. Uzun ve yorucu, özenli çalışma. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci.
BURÇULMAK
Misafiri ağırlamak için zahmete katlanmak, ikram etmek.
EMEKLİ
Emek harcanarak elde edilen, zor, zahmetli. Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse, tekaüt.
DAA
Daha. Öyle ya, bilirsin ya, tabi ki. Lütfen, artık, bir zahmet.
EMENDİRMEG
Yormak, zahmet vermek.
TEKELLÜF
Zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma. Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme, gösteriş.
ALKASAN
Zahmet, yürek çarpıntısı.
EMEKSİZ
Emek harcanmadan elde edilen, kolay, zahmetsiz.
EMGE
Eza, zahmet.
HAYBEDEN
Zahmet çekmeden, bedavadan.
EMENDİRMEK
Yormak, zahmet vermek. Boş yere ümitlendirmek, aldatmak. Emek çektirmek, zahmet vermek, zahmete sokmak, yormak.
KOLAY
Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı. Kolaylık. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe.
ÇİLLELİ
Çileli, zahmetli.
EMENMEK
Boş yere yorulmak, emek ver mek, uğraşmak, didinmek. Çok fazla emek vermek, çalışmak. Gayret etmek. Gidip gelmek, geri dönmek: Bu işim olsa da bir kere daha köye emenmesem. Dikkat etmek, özenmek. Ümit edip de olmamak. Zahmet çekmek, emek çekmek.
ÇİLE
Zahmet, sıkıntı. Yay kirişi. İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti. Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem.
GAYİRMEZ
Lütfen, zahmet olmazsa, her ne kadar zahmetse de anlamında kullanılır: Gayirmez bana bir su ver.
EMEKLENDİRMEK
Yormak, zahmete sokmak.