YIĞINLA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yığınla" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. yığınla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yığınla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yığınla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

YIĞINLA

Çok, pek çok.

  -   -   -  

Anlamında YIĞINLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YIĞINLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKAN

Ekin yığınlarını yağmurdan korumak için yığının üst tarafına yapılan hilâl şeklindeki cetvel. Bakayım, göreyim anlamında: Mehmet gel akan!. Irmak, dere, çay, küçük akarsu. Çeşme, pınar, kaynak, su oluğu. Bir yerden bir yere doğru akan, giden. Çeşme, pınar.

GİDİŞİK

Uyuz hastalığı. Arpa yığınlarında bulunan, kaşıntı yapan kelebek tozları.

GEBEN

Dağların ve kayaların yarılmasıyle meydana gelen geçit, yol. Tarlada biçilen ekinin saplarından yapılan yığın. Dağlarda kış için yapılan yaprak yığınları: Mehmetgilin tarlada on tane gebeni var. Yabancı. Abdal. Kahramanmaraş şehrinde, Andırın ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

GİDİŞGEN

Uyuz hastalığı. Isırgan otu. Arpa yığınlarında bulunan, kaşıntı yapan kelebek tozları: Aman el sürme arpada gidişgen var. Kösnül hislerine uyan kadın.

GÜRDENK

Yığınlardan deste indirmek için kullanılan ucu çatallı ağaç.

CEBELLİK

Düz yolda çıkıntı meydana getiren toprak yığınları.

ÇÖMELTİ

Tarlada yığınların yanına yapılan küçük küme. Tarla bekçisinin durak ve gözetleme yeri.

CAİRNTERİYERİ

İskoçya'dan köken alan, 1500'lerden beri bilinen adını İskoç çiftlik ve mezarlıklarının sınırlarını işaretlemek için kullanılan taş yığınlarından alan ve geçmişte bu taş yığınlarının içine saklanan kemirgenleri kaçırmak veya yok etmek için kullanılan, vücudu küçük, sağlam ve sıkı, tüyleri yumuşak alt tüyleriyle bol miktardaki dış tüylerden oluşan, rengi kızıl, kaplan desenli, siyahımsı, kum sarısı ve grinin çeşitli tonları olabilen, hareketli ve korkusuz, uyumu yüksek, avcılık, iz sürme ve bekçi köpekliği yetenekleri de bulunan, günümüzde temel olarak ev hayvanı olarak yetiştirilen köpek ırkı.

GEBECE

İki kulplu testi. Başak vermeye başlayan ekin: Ekin gebecedeyken yağmur yağsa çok faydalı olur. El ile yolunan arpa ve buğdayın başaklar içeri, kökler dışarı gelecek şekilde yapılan yığınları. İki kulplu çömlek. Böbrek yatağı boşluğu. Boyu kısa, geniş karınlı küp. Antalya ili, Manavgat ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ÇEYREKLEME

Çeyreklemek işi. Kömür gibi yığınlara uygulanan, bir yığının yaklaşık dört eşit parçaya bölündüğü, capraz çeyreklerin karıştırıldığı, karışımın tekrar dörde bölündüğü ve bu işlemlerin uygun büyüklükte numuneye ulaşılıncaya kadar sürdürüldüğü bir numune alma yöntemi.

AGLUTİNASYON

Bir sıvı içerisinde dağılmış olan maddelerin bir araya gelerek küme oluşturmaları. Özellikle bakteriler, kırmızı kan hücreleri ve protozoonların kendiliğinden veya belirli bir antikorla veya bir ajanla karşılaşmasından sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi.

KORUH

Otunu biçmek için korunan tarla. Yerine göre hudut gösteren taş yığınları.

HORUM

Biçildikten sonra balya ya da deste haline konulmuş ot. Biçildikten sonra tarlada yapılan küçük burçak ya da mercimek yığınları. Yeni olgunlaşan susam bitkisi, topraktan çıkarıldıktan sonra sapları iple boğulup baş tarafları birleştirilerek yapılan yığın: Horumlar çatladıysa çırpalım. Deve ahırı. Bir çeşit oyun. Büyükçe bir bağ ot. Bir çevrili otlaktan biçilen ot.

KİRTİ

Ciddi, doğru. Ağaçtan yapılmış köprü. Dolu, bol, yığınla.

ÇEKBERİ

Harman yerinde yığınları çekmeye yarayan alet, gelberi.

DÜŞEK

Yatak, şilte, minder. Bir kaç yıl dinlendirilmiş, ekime elverişli tarla, çeltik tarlası. Sel sularının düzlediği yer. Sel sularının yollarda yaptığı bataklık. Yatır olduğuna inanılan kimselerin yattığı yer ve taş yığınlarından meydana gelen mezarları. Vurulan bir kimsenin düşüp öldüğü yer. Vurulan bir kimsenin vurulduğu yerde taş yığınlariyle yapılmış, 1-2 metre çapında, 50-60 cm. yüksekliğindeki mezarı. Vurulan av hayvanının ölüp kaldığı yer. Kelepir, fırsat: Düşeğe getirip atı satın aldı. Şehitlik, şehit sini.

GILLOT

İrili ufaklı taş yığınları.

ÖNEZE

Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, evsin. Sürek avında pusuda av bekleyen avcı.

LIĞ

Alüvyon. Selin, akarsuyun getirdiği ince çamur, tortu, birikinti. Eski türkçe liyü: bataklık; çamur; akarsuların, getirdiği çamur tabakası. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın. Akarsuların, yatağı boyunca taşkın zamanlarında kapladığı alanlarda, deltalarda, göllerde ve dağ eteklerindeki yığınlarda çökelttiği kil, kum, çakıl gibi tortul maddeler.

HOROM

Mısır sapı, ot ve benzerleri şeylerden yapılan desteler, yığınlar. Bir çeşit çocuk oyunu. Horon. Bir bağ ot, ekin.