Kelimeler arşivi içinde; sonunda "yığma" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu yığma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında yığma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde yığma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YIĞMA
YIĞMA
Yığmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde YIĞMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DAŞLAMAK
Tarladaki taşları temizlemek. Akarsu taş yığmak. Hayvanın ayağı taşa çarpmak: Ali'lerin atı daşlamışta düşmüş. Taşlamak. Taş atmak.
KÜMELEMEK
Küme durumuna getirmek, yığmak, biriktirmek.
AGREGASYON
Sosyete teşkil etmeyen bir türün bireylerinin bir yerde toplanması. Toplanma, bir araya gelme, kümeleşme. Saldırı, canlılar arasında beslenma, çiftleşme, yuva alanının korunması gibi savunma, korku veya rekabetle ilgili davranışlar. Hücrelerin yuvarlaklaşması ve üzüm salkımı biçiminde bir araya toplanması. Birleştirme, toplayıp yığma, kümelenme, kan pulcuklarının kümelenmesi gibi.
DABANCA
Tabanca. Etrafı hasırla örtülü cam fıçı. Çinicilikte fırındaki, malları düz ünce ve üstüste yığmak için kullanılan destek. Tabanca (silah).
KAPASİTE
Bir şeyi içine alma, sığdırma sınırı, kapsama gücü, sığa. Anlama, kavrama yeteneği. Bir işletmenin üretim miktarı. Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı, sığa. Belli bir alana sığabilecek kişi veya nesne sayısı.
SİLOLAMAK
Tarım ürünlerini siloya koyup yığmak veya saklamak.
CEFERLİYH
Avlularda üzerine eşya koymaya veya odun yığmaya mahsus tavana yakın geniş rag. Bazan bir iş yerinde çırakların yatması için de bu tür bir yerin yapılmış olduğu görülür.
STOKLAMAK
İhtiyacın üstünde bir malı aşırı miktarda yığmak.
ÇURGALAMAĞ
Toplamak, yığmak.
ÇATMACA
Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılan yayla evi, yığma ev. İskelet.
BÜNGEMEK
Birbiri üstüne koymak, yığmak.
BİNGEMEK
Birbiri üstüne koymak, yığmak.
YIĞDIRMAK
Yığma işini yaptırmak.
YIĞIŞ
Yığma işi.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
ÇONŞURMAK
Herhangi bir şeyin parçalarını üst üste yığmak.
LIĞLAMAK
Sel, akarsu, ince çamur, birikinti getirip yığmak.
BİRİKTİRMEK
Toplayıp yığmak. Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak.
İSTİFLEMEK
Düzgün bir biçimde üst üste yığmak. Stok etmek.
YIĞILMAK
Yığma işine konu olmak veya yığma işi yapılmak. Düşmek, yıkılmak, kendini tutamayıp çökmek. Çok sayıda birikmek, toplanmak.