Kelimeler arşivi içinde; başında "yord" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. yord ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yord ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yord olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YORDAMLAMAK
YORDURTMAK
YORDAMSIZ, YORDURTMA, YORDURMAK, YORDURMAH, YORDAMLIK
YORDAMLI, YORDANLI, YORDUMAK, YORDURMA, YORDAMCI, YORDAMAK
YORDUMA, YORDAMA
YORDAM
YORD
YORD
İğne deliği. Yoğurt.
YORDAMSIZ
Çevik olmayan, cansız. Yöntem bilmeyen, beceriksiz.
YORDUMA
Lale, gelincik.
YORDURTMA
Yordurtmak işi.
YORDAMLI
Yakışıklı. Elinden iş gelen, becerikli.
YORDURMA
Yordurmak işi.
YORDUMAK
Evlenmekten caydırmak.
YORDAMLAMAK
Bir şeyi karanlıkta el ile aramak. Uygun bularak kararlaştırmak, düzenlemek, yoluna koymak: Biz Veli'nin evlenme işini yordamladık.
YORDURTMAK
Yordurma işini yaptırmak.
YORDURMAH
Açıklatmak, yorumlatmak (düş için). Arkasından kötü konuşmak.
YORDAMAK
Bilinen veya gözlenen durumlardan yola çıkarak bilinmeyen veya gözlenmeyen durumlar hakkında tahminde bulunmak.
YORDANLI
Deli.
YORDAMLIK
Belli bir alanda geliştirilmiş yordamların dizgeli bütünü ya da yordam geliştirme iş ve bilgisi. Bir bilgisayar dizgesinde kullanıma hazır biçimde tutulan izlence ve yordamlar yopluluğu. Kitaplık sözcüğü de kullanılır.
YORDAMA
Yordamak işi.
YORDAMCI
Gösterişçi, başkasıyla yarışmaya düşkün.
YORDURMAK
Yorulmasını sağlamak. Yorumunu yaptırmak, yorumlanmasını sağlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YORD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALELUSUL
Yol yordam gereğince, kurala uygun bir biçimde. Âdet yerini bulsun diye.
MERASİM
Tören. Resmî işlerde yol yöntem, yol yordam.
CİRCARAMA
Bir çember görüntülük ve üçboyutlu işlemi. (Disney'nin piyasaya sürdüğü bu işlemde, başlangıçta 16 mm'lik on iki gösterici kullanılıyordu. Sonradan 35 mm'lik dokuz gösterici kullanılmaya başlandı. Bu göstericiler, silindir biçimindeki salonun bütün iç duvarını kapsayacak biçimde yan yana sıralanmış görüntüleri yansıtırlar. İzleyiciler bu görüntüleri, salonun ortasından izlerler).
ÖNSEL
Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan, apriori.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
ALTYORDAM
Bir izlencede gereksenen belli bir işlevi, parametreler aracılığıyla kendisine verilen değişkenlerden yararlanarak, bunlara uygun işlem dizilerini yürüterek gören bir yordam ya da izlence kesimi. Yordamlıkta saklanan bir altyordamı birçok izlence gerektikçe kullanabileceği gibi, bir izlence değişik yerlerde birden çok kez de çağrılabilir. İşlem sırasının denetimi, altyordamda öngörülen işlemler bitirildikten sonra, genel kural olarak altyordamı çağıran komutu izleyen ana izlence komutuna geçer.
ÇEYZİNMEK
Tasalanmak, çabalamak: Para bulmak için çeyziniyordum.
BRUGİA
Filarioidea üst ailesinde bulunan, insan ve diğer memelilerde parazitlenerek filaryozis ve elefantiozise neden olan filaryal nematod cinsi. Geçmişte Wuchereria cinsine dâhil ediliyordu.
ARBANMAK
Üzerine çullanmak, abanmak. Bir ağaca tırmanmaya çalışmak: Sizin kiraza arbanıp duruyordu.
ADAP
Töre. Yol yordam.
ALIŞI
Bir araştırma sürecinde, yöntemin uygulanması ve yordamların kullanılmasında alışıla gelmiş yol.
ÇALLAMAK
Görmeden el yordamıyla aramak, yoklamak. El sallamak. Olayı görmeden, bilmeden sezmek. Gezip aramak. Yemekten önce birşeyler atıştırmak. Yemek tabağını ekmekle sıyırıp yemek.
BÖCÜKMEK
Kanına susamak: Böcükmüş gibi köpeğin üzerine yürüyordu.
YAZILIM
Bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü.
BİLİMDALI
Konusu, incelediği olaylar ya da yordam ve işlemleriyle ötekilerden ayrılan altbilim.
BİNAM
Sevgi, dostluk bildirir: Binam seni ne zamandan beri bekliyorduk.
ANIŞMAK
Birini anmak, birinin arkasından sözünü etmek: Şimdi seni anışıyorduk. Konuşmak, söyleşmek, anlatmak: Çocuk ölmüş, demin adamlar anışıyordu. Birlikte anmak (birini).
UYGULAYIM
Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama, teknik. Genel anlamda bir işin doğru yolu yordamı, yöntemi. Bu uygulamaya ilişkin.
BAĞLAÇSIZLIK
Aralarında sıkı ilgi bulunduğu halde iki kelime veya kelime öbeğinin bağlaçsız olmaları hali. ister istemez, Kan koça, Ağzına vur lokmasını al gibi. (Söz sanatı terimi) Cümlenin akışına hız vermek üzere bağlaç kullanmayış. Genç, ihtiyar, kadın erkek hepsi koşuştular. Çocuk koşuyor, zıplıyor, bağırıyor, oynuyordu, gibi. Tümcenin akışını hızlandırmak için bağlaçları atma sanatı, ör. "Onun geleceği duyulunca kadın, erkek, genç, ihtiyar yollara düştüler; yollarına çiçekler serptiler, candan alkışladılar...".
AHLAN
Derenin hızlı akan kısmı: Bir çocuk ahlana kapılmış gidiyordu, zor kurtarıldı.