Kelimeler arşivi içinde; sonunda "yetinme" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu yetinme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında yetinme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde yetinme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YETİNME
YETİNME
Yetinmek durumu, kanaat, iktifa.
Bu bölümde tanımı içerisinde YETİNME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SÖĞÜMSÜZ
1.Az şeyle yetinmeyen, gözü doymayan kimse. 2.Sabırsız : Amma söğümsüz adamsın.
İDARE
Yönetme, yönetim, çekip çevirme. Hoş görme, göz yumma. Yetinme. Tutum. Bir kurum ya da kuruluşun yönetildiği yer veya makam. İdare kandili veya lambası. Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü. Bir kurumun işlerini yürüten kurul.
UĞUMSUZ
Düzensizlik, azla yetinmeme, açgözlülük gibi kötü huyları olan. Döl döş vermeyen, çocuğu, özellikle oğlu olmayan. Geçimsiz, aç gözlü.
KOKLAMAK
Kokusunu duymak için bir şeyi burnuna yaklaştırmak veya bir yerin havasını içine çekmek. Çok az kullanma, çok azıyla yetinmek.
KANMAK
Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak. Tatlı sözlere aldanmak. Bir gereksinimini, bir isteğini yeteri kadar karşılamış olmak, doymak. Yetinmek, iktifa etmek.
KANAAT
Elindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum. Kanış, kanı, inanç, düşünce. Kanma, inanma.
KURUMSURAMAK
Bulduğuyla yetinmeyip daha çoğunu istemek.
KANIKLANMAK
Edindiği bir şeyi yeter bulmak, yetinmek, kanaat etmek.
KANAATSİZ
Elindeki ile yetinmeyen.
TOYUM
Yeter bulma, yetinme, doyum.
DOYUM
Eldekinden hoşnut olma durumu, doyma işi, yetinme, kanma, kanaat. Bazı istekleri giderme, tatmin, orgazm.
KANAATKARLIK
Azla yetinme durumu, kanıklık, yetingenlik.
İYHDİFA
Arapça kökenli iktifâ: iktifa; yetinme.
KİFAFLANMAK
Elde ne varsa onunla, çok az yiyecekle karın doyurmak, çok az şeyle yetinmek.
İKTİFA
Yetinme.
KALMAK
Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Yapamamak. Eğleşmek. Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. Sınırlanmak. Oturmak, yaşamak. Olmak, herhangi bir durumda bulunmak. İşlemez, yürümez duruma gelmek. Sınıf geçmemek. Herhangi bir durumu sürdürmek. Oyalanmak, vakit geçirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Varlığını korumak, sürdürmek. Hayatını sürdürmek, yaşamak. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak. Yetinmek. Miras olarak geçmek. Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. İleriye atılmak, ertelenmek. Konaklamak, konmak.
YETİNEBİLMEK
Yetinme imkânı veya olasılığı bulunmak.