YETER ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yeter" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. yeter ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yeter ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yeter olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

YETERSİZLİK

10 harfli kelimeler

YETERLİLİK

9 harfli kelimeler

YETERİNCE

8 harfli kelimeler

YETERKIZ, YETERLİK, YETERSİZ

7 harfli kelimeler

YETERGE, YETERLİ

5 harfli kelimeler

YETER

Bazı kelimelerin anlamları

YETER

İhtiyacı karşılayacak kadar olan, kâfi. ünl. “Kâfi, yetişir, yeterli” anlamlarında bir söz.

YETERLİLİK

Yeterli olma durumu, yeterlik. Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgi, ehliyet, yeterlik. Görevini yerine getirme gücü, kifayet, yeterlik.

YETERLİK

Yeterlilik.

YETERSİZ

Gerekli bilgi ve yeteneği olmayan, yeterliği olmayan, kifayetsiz, ehliyetsiz. Verimli olmayan. Eksiği olan, yetecek kadar olmayan. Gereken, istenen niteliği olmayan. İşlevini tam olarak yapamayan (organ, alet vb.).

YETERGE

Yetecek kadar: Bu yıl yetergesi kadar yağmur yağmadı.

YETERKIZ

Arka arkaya doğan kız çocuklarından sonra erkek çocuk olması dileğiyle verilen bir isim.

YETERLİ

Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgisi olan, kifayetli, ehliyetli. Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan. Bir görevi, işlevi yerine getirme gücü olan, etkisi olan.

YETERSİZLİK

Yetersiz olma durumu, kifayetsizlik.

YETERİNCE

Gerektiği kadar, gereğince, istenildiği kadar, yeter sayıda, kararında.

  -   -   -  

Anlamında YETER bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YETER geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EHLİYETNAME

Ehliyet, yeterlik belgesi. Sürücü belgesi.

BİLMEK

Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak. Saymak. İşine gelmek, uygun bulmak. Sanmak, varsaymak, farz etmek. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek. İnanmak. Sorumlu tutmak. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak. Tanımak, hatırlamak.

DOZ

Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı, dozaj. Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü, dozaj. Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze, dozaj.

BÜCÜR

Ufak tefek ve kısa boylu (kimse). Yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan.

DAYANMAK

Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.

BRÖVE

Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi.

ÇIKIŞMAK

Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak. Yeter olmak, yetmek.

BASINÇLAMAK

Hava taşıtlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak.

EHLİYETLİ

Yeterli. Ehliyeti olan.

DOYMAK

İsteği kalmayıncaya kadar yemek, açlığı kalmamak. Yeter bulmak, kanmak, tatmin olmak. Bir gereksinimini yeteri kadar karşılamak.

CAHİL

Öğrenim görmemiş, okumamış. Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya kız). Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan.

DOYASIYA

Doyuncaya kadar yiyerek. Yeterince.

DAR

İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Yetersiz. Yurt. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Sıkıntılı. Az, elverişsiz, sınırlı. Ev.

ÇAPSIZ

Çapı geniş olmayan. Yetersiz, dar görüşlü.

BESİNSİZ

Besini olmayan, kendisinde besin bulunmayan. Yeterince besin alamayan, gıdasız.

DEMİRSİZLİK

Kanda beliren demir yetersizliği.

EHLİYETSİZ

Yetersiz. Ehliyeti olmayan.

ÇOCUK

Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

DOYUNMAK

Yeteri kadar yemiş olmak, doymak.

BİÇİMCİLİK

Biçimci olma durumu, formalizm. Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren görüş, formalizm.