Kelimeler arşivi içinde; sonunda "yedi" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu yedi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında yedi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde yedi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YEDİ
Altıdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 7 ve VII rakamlarının adı. Altıdan bir artık.
MİRASYEDİ
Kendisine önemli bir miras kalan, mirasa konan kimse. Çok savurgan kimse.
ATMIŞYEDİ
Altmış yedi.
Bu bölümde tanımı içerisinde YEDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DOYURMAK
Açlığını gidermek. Doyma durumuna getirmek. Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak. Para yedirmek. Geçindirmek, yaşamasını sağlamak. Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek.
BÜYÜKAYI
Kuzey yarım kürede yedi parlak yıldızı yardımıyla Kutup Yıldızı'nı bulmada kullanılan takımyıldız, Yedigir, Dübbüekber.
LİRA
Yüz kuruş değerinde Türk para birimi, teklik. Yedi gram ağırlığında altın sikke, sarı lira. Bazı ülkelerin para birimi.
BESLEMEK
Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.
HAFTA
Birbiri ardınca gelen yedi günlük dönem.
KOĞUŞ
Kışla, okul, tutukevi, hastane vb. kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattığı veya barındığı büyük oda. Osmanlı Devleti'nde devşirilen çocuklara acemi ocağında eğitim ve öğretimin verildiği, birbirini izleyen yedi oda.
KANTİN
Kışla, fabrika, okul vb. yerlerde yiyecek ve içecek maddelerinin satıldığı yer. Bu gibi kurumlarda işletilen ve yalnız o kuruma bağlı kimselerin yemek yediği lokanta.
BESİ
Yaşatmak ve geliştirmek için gereken besinleri yedirip içirme işi. Bir şeyi istenilen durumda tutmak veya oturtmak için kullanılan takoz vb. şeyler.
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
BOĞAZ
Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki kara arasındaki dar deniz. İki dağ arasında dar geçit. Yeme içme. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yedirip içirme yükümü, iaşe.
HAZIMSIZ
Yediklerini kolay sindiremeyen. Yersiz davranışlara karşı susmak elinden gelmeyen (kimse). Benimseyemeyen, katlanamayan, kabullenemeyen.
HAMURSUZ
Hamursuz Bayramı dolayısıyla Yahudilerin yapıp yedikleri bir tür mayasız çörek.
KÖFTÜN
Sığırlara yedirilen susam veya keten küspesi.
GÖKKUŞAĞI
Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli, kemer biçimindeki görüntü, alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, alaimisema.
MANYOK
Sütleğengillerden, sıcak ülkelerde yetişen, yaprakları almaşık, üçü veya yedisi bir arada yelpaze durumunda olan, büyük bir ağaç (Manihot utilissima).
İAŞE
Yedirip içirme, besleme, bakma.
LOHUSALIK
Lohusa olma durumu. Doğumdan sonraki yedi veya kırk günlük dönem.
KUDAS
Hz. İsa'nın havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için, Hristiyanların kilisede bir kap içinde ekmek ve şarabı kutsayarak yaptıkları tören, liturya.
ÇAYIRLAMAK
Çayırlanmak. Hayvan yediği çayırdan hastalanmak.
KARAYILAN
Boyu uzun, başı iri pullarla örtülü, zararlı hayvanları yediği için tarıma yararlı, tehlikesiz bir yılan (Coluber).