YASLA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yasla" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. yasla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yasla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yasla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

YASLAYABİLMEK, YASLANABİLMEK

12 harfli kelimeler

YASLAYABİLME, YASLANDIRMAK, YASLANABİLME

11 harfli kelimeler

YASLANDIRMA

9 harfli kelimeler

YASLANMAK

8 harfli kelimeler

YASLAMAK, YASLANMA, YASLAHAÇ, YASLAĞEÇ, YASLAĞAÇ

7 harfli kelimeler

YASLAMA, YASLAĞI

6 harfli kelimeler

YASLAM, YASLAÇ

5 harfli kelimeler

YASLA

Bazı kelimelerin anlamları

YASLA

Hayvan yemliği.

YASLANMAK

Dayanmak. Yasa bürünmek, yas içinde olmak. Güvenmek.

YASLAMA

Yaslamak işi.

YASLAYABİLMEK

Yaslama imkânı veya olasılığı bulunmak.

YASLAM

Eğimli yer.

YASLAĞEÇ

Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta.

YASLANMA

Yaslanmak işi.

YASLAĞI

Hayvan yemliği.

YASLANDIRMAK

Yaslanma işini yaptırmak.

YASLANABİLMEK

Yaslanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YASLANDIRMA

Yaslandırmak işi.

YASLAĞAÇ

Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta. Fırına pazı taşımak için kullanılan, kısa saplı tahta araç. (Esnemez, İnönü Eskişehir) (yaslahane) : (Mudurnu Bolu). Fırında pişen ekmekleri çevirmek için kullanılan kısa saplı, oval tahta.

YASLAMAK

Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak, dayamak. Dayandırmak.

YASLANABİLME

Yaslanabilmek işi.

YASLAHAÇ

Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta.

YASLAYABİLME

Yaslayabilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında YASLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YASLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MÜSTENİT

Dayanan, yaslanan.

ORANLAMAK

Ölçmek, hesaplamak, hesap etmek. Eşit tutmak. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak hüküm vermek, tahmin etmek. Karşılaştırmak, kıyaslamak.

NAZARAN

Göre, oranla, kıyasla.

İSTİNAT

Dayanma, yaslanma. Bir şeyi kanıt sayma. Güvenme, kuvvet alma.

ABRILMAK

Birinin üzerine eğilmek, yaslanmak, abanmak. Bacaklarını ayırarak oturmak veya dikilmek.

BİNKAT

Pek çok, kıyaslanmayacak ölçüde.

ORANLA

Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak, nispeten.

KARŞILAŞTIRMAK

Karşılaştırma işini yaptırmak. Kişi ve nesnelerin benzer veya ayrı yanlarını incelemek için kıyaslamak, mukayese etmek. Dikişte giysinin bir yanına yapılmış olan işlemi, eşitlik sağlamak amacıyla öbür yanında uygulamak.

MİNDER

İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte. Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte. Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 santimetre kalınlığında, 9 metre çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

YASTAMAK

Dayamak, yaslamak.

KIYASLANMAK

Kıyaslama işi yapılmak, karşılaştırılmak.

JURO

İkinci Çağın triyasla kretase arasında kalan dönemi.

DAYANMAK

Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.

KARŞILAŞTIRMA

Kişi ve nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama, mukayese.

DAYAMAK

Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.

MUKAYESE

Benzeterek veya karşılaştırarak değerlendirme, karşılaştırma, kıyaslama.

KAYKILMAK

Arkaya doğru eğilerek, yaslanarak oturmak.

ABANDIRMAK

Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.

KIYASLAMA

Kıyaslamak işi, mukayese.