Kelimeler arşivi içinde; başında "yare" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. yare ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yare ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yare olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YARENDİRMEK, YARENKİLİDİ
YARENLİKLİ, YARENNİGEN
YARENBAŞI
YARENLER, YARENLİK, YARENNİK, YARENOTU, YARETMAK
YAREDEN, YARENCE
YARESE
YAREM, YAREN
YARE
YARE
Yara. Yarı.
YARENDİRMEK
Atı, gezdirerek, yemini suyunu azaltarak zayıflatıp, koşuya hazırlamak. Özletmek: Seni anana, atana yarendireceğim.
YARENNİK
Şakalaşma, şaka. Yarenlik, sohbet.
YAREM
Boyunduruğun kıyılarına sokulan demir.
YARENLİK
Söyleşi, dostluk. Şakalaşma, şaka. Yakın arkadaşlık, muhabbet. Ahbapça, dostça konuşma, söyleşme, sohbet.
YARENKİLİDİ
Kadınların eline çapraz yakılan kına.
YARENLER
Sinop şehri, Yenikonak bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
YARENBAŞI
(Köy oyunu): Anadolu'da oyun düzenleyiciye verilen adlardan biri. Yâreni yöneten veya yönlendiren kimse. Anadolu'da oyun düzenleyicisi.
YARENLİKLİ
Konuşkan, sözü tatlı.
YARENOTU
Tütün.
YARESE
Yarasa.
YAREDEN
Yaradan, Allah.
YAREN
Edilgin, sevici kadın. Dostların oluşturduğu topluluk. Arkadaş, dost (Çayağzı). Dost, ahbap. Arkadaş, yakın dost. Balıkesir kenti, Gökçeyazı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YARETMAK
Yaratmak.
YARENNİGEN
Yarenlikle; şakadan.
YARENCE
Yâren gibi, yârene benzer bir biçimde.
Bu bölümde tanımı içerisinde YARE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ZİYARETÇİ
Ziyaret eden, ziyarete giden kimse.
TAYYARECİLİK
Tayyarecinin işi.
İADEİZİYARET
Daha önce yapılmış olan ziyarete ziyaretle karşılık verme.
HACCETMEK
Müslümanlıkta hac zamanında Kâbe'yi ziyaret ve tavaf etmek. Hristiyanlıkta kutsal sayılan yerleri ziyaret etmek.
HAC
Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belli aylarında ziyaret edilmesi. İslam'ın beş şartından biri olan, Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke'de yapılmış olan Kâbe'yi ziyaret ve tavaf ibadeti.
UMRE
Hac mevsimi dışında Kâbe'yi ve Mekke'nin öbür kutsal yerlerini ziyaret etme.
GEZEGEN
Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı, seyyare, planet.
HACI
Din buyruklarını yerine getirmek için hacca gitmiş Müslüman. Kudüs, Efes vb. kutsal bir yeri ziyaret etmiş olan Hristiyan.
GÖRMEK
Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.
GELMEK
Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.
SILAYIRAHİM
Anne, baba ve akrabayı ziyaret etme.
GEZELEME
Gezelemek işi. Gelin ve damadın düğünden sonra akrabalarına yaptıkları ziyaret.
GÖRÜŞ
Görme işi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.
YOKLAMAK
Dokunarak incelemek. Durum, bilgi, niyet vb.ni belirlemeye veya anlamaya çalışmak. Ziyaret veya sağlığını sormak amacıyla birine gitmek. Aramak, araştırmak. Bakmak, gözden geçirmek, kontrol etmek. Ara sıra etkisini göstermek.
JAKETATAY
Resmî ziyaret ve davetlerde erkeklerin giydikleri, arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket.
AKÇAHİSAR
Gümüşhane ili, Kale bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa kenti, Akziyaret bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ZİYARETÇİLİK
Ziyaretçi olma durumu.
TAVAF
İslam dininde hac sırasında Kâbe'nin çevresini yedi kez dönme. Bir şeyin çevresini dolaşma. Kutsal bir yeri ziyaret etme.
UÇAK
Kanatlarının altındaki havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen motorlu hava taşıtı, tayyare.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.