YARAN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yaran" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. yaran ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yaran ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yaran olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

YARANABİLMEK

11 harfli kelimeler

YARANABİLME, YARANDIRMAK

10 harfli kelimeler

YARANBOĞUŞ, YARANDIRMA, YARANYARIŞ

8 harfli kelimeler

YARANLIK, YARANMAK

7 harfli kelimeler

YARANIŞ, YARANMA, YARANNI

6 harfli kelimeler

YARANA

5 harfli kelimeler

YARAN

Bazı kelimelerin anlamları

YARAN

Bezek, süs. Dostlar. Bir amaç çevresinde toplanmış veya aynı amacı güttükleri için bir araya gelmiş olanların tümü.

YARANBOĞUŞ

Güreşe başlarken yapılan boğuşma.

YARANLIK

Şaka, oyun, eğlence.

YARANDIRMA

Yarandırmak işi.

YARANMAK

Bir davranışla birini memnun etmek. İçten olmayan davranışlarla birini memnun etmeye, gözüne girmeye çalışmak.

YARANNI

Gösterişli.

YARANABİLME

Yaranabilmek işi.

YARANABİLMEK

Yaranma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YARANA

Asmayı, omcayı tutmak için, üzüm bağlarına dikilen ağaç.

YARANIŞ

Yaranma işi.

YARANDIRMAK

Yaranma işini yaptırmak. Atı, gezdirerek, yemini suyunu azaltarak zayıflatıp, koşuya hazırlamak. Saydırmak, sevdirmek. Egzersiz yaptırarak atı harbe hazırlamak.

YARANMA

Yaranmak işi.

YARANYARIŞ

Yarışma (genellikle koşu için).

  -   -   -  

Anlamında YARAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YARAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DÜDÜK

İçinden hava veya buhar geçirildiğinde keskin ses çıkaran ve işaret vermek için kullanılan araç. Taşıtlarda karşı tarafı uyaran korna. Akılsız, boş kafalı.

KASİDECİ

Kaside yazan şair. Birine yaranmak amacıyla aşırı övgüde bulunan kimse.

COŞKU

Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu.

BUNALIM

Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.

DUYU

İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum.

ETEKLEMEK

Birinin eteğini saygı göstermek amacıyla öpmek veya öper gibi yapmak. Yaranmaya çalışmak, dalkavukluk etmek.

PEŞKEŞ

Yaranmak amacıyla uygunsuz olarak verilen şey.

DAVRANIŞ

Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.

KABUK

Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır. Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı.

ETKİNLİK

Etkin olma durumu, müessiriyet. Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite. Bir canlının iç veya dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu. Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği. İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi.

KAVUKÇU

Kavuk yapan veya satan kimse. Birine yaranmak için onun söz veya davranışlarını uygun bulan, onaylayan kimse.

TEMİZLEMEK

Arıtmak. Öldürmek, yok etmek. Bitirmek, tüketmek. Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak. Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak. Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek.

MÜDANA

Yaranmaya, iyi görünmeye çalışma.

İZLENİM

Bir durum veya olayın duyular yolu ile insan üzerinde bıraktığı etki, intiba, imaj. Uyaranların, duyu organları ve ilişkili sinirler üzerindeki etkileri veya belirli bir durumun kişi üzerindeki çözümlenmemiş bütün etkisi, intiba.

DALKAVUK

Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.

ÇIBANBAŞI

Yaranın ucu. Kurcalandığı, üzerine düşüldüğü takdirde ağır veya kötü bir sonuca varılması muhtemel konu. Genel kurallara aykırı davranış içinde olan kimse.

CANKURTARAN

Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç, ambulans. Havuz veya plajda yüzme bilmeyenleri uyaran ve tehlike anında onları kurtaran kimse.

KURLAĞAN

Etyaran.

İMGE

Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal, hülya. Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, hayal, imaj. Duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar, hayal, imaj. Genel görünüş, izlenim, imaj.

JURNALCİ

Jurnal ederek yetkililere, yöneticilere yaranmaya çalışan kimse.