YANSI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yansı" olan, toplam 38 adet kelime bulunmaktadır. yansı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yansı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yansı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YANSIZLAŞTIRMAK, YANSILAYABİLMEK

14 harfli kelimeler

YANSILAYABİLME, YANSIZLAŞTIRMA

13 harfli kelimeler

YANSITABİLMEK, YANSITIMÖLÇER, YANSIYABİLMEK

12 harfli kelimeler

YANSIZLAYICI, YANSITICILIK, YANSITABİLME, YANSIMAÖNLER, YANSIYABİLME

11 harfli kelimeler

YANSILANMAK, YANSIMÖLÇER, YANSITIRLIK, YANSITILMAK

10 harfli kelimeler

YANSILANMA, YANSIMASIZ, YANSILANIM, YANSILAMAK, YANSILAMAH, YANSITIMCA, YANSITILMA

9 harfli kelimeler

YANSITMAK, YANSIZLIK, YANSITICI, YANSIMALI, YANSILMAK, YANSILAMA

8 harfli kelimeler

YANSITAÇ, YANSIŞMA, YANSITMA, YANSIMAK

7 harfli kelimeler

YANSIRA, YANSIMA, YANSICA

6 harfli kelimeler

YANSIZ

5 harfli kelimeler

YANSI

Bazı kelimelerin anlamları

YANSI

Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü. Akis. Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs. Tepke.

YANSITABİLME

Yansıtabilmek işi.

YANSITIMÖLÇER

Yüzeylerin ışığı yansıtma katsayısını ölçen bir ışılölçer.

YANSILAYABİLMEK

Yansılama imkânı veya olasılığı bulunmak.

YANSIMÖLÇER

Yansımayla ilgili büyüklükleri ölçmeye yarayan aygıt.

YANSIYABİLME

Yansıyabilmek işi.

YANSIMAÖNLER

Merceğe gelen ışığın yansıyarak yan etkilerde bulunmasını ya da bu yüzden ışık yitimini önlemek amacıyla mercek yüzüne çekilen saydam kat.

YANSIZLAŞTIRMA

Yansızlaştırmak işi ya da durum. Asit veya alkali niteliğini yok etme, etkisiz hâle getirme, nötralizasyon.

YANSIYABİLMEK

Yansıma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YANSITICILIK

Yansıtıcı olma durumu.

YANSILANMAK

Yansılama işi yapılmak.

YANSIZLAYICI

Yansız yapıcı özellikteki.

YANSITABİLMEK

Yansıtma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YANSITIRLIK

Bir yüzeyden yansıyan ışınını yeğinliğinin gelen toplam yeğinliğe oranı.

YANSILAYABİLME

Yansılayabilmek işi.

YANSIZLAŞTIRMAK

Yansız duruma getirmek.

  -   -   -  

Anlamında YANSI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YANSI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EKOPRAKSİ

Yansıca.

CANLANDIRMA

Canlandırmak işi. Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılmış olan işlemler bütünü. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon. Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon. Kişileştirme.

FIKIRTI

Hafif kaynamayı anlatan yansıma sesinin adı. Cilveleşme.

GEZEGEN

Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı, seyyare, planet.

GÖKKUŞAĞI

Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli, kemer biçimindeki görüntü, alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, alaimisema.

GÖSTERİCİ

Gösteri yapan kimse, gösteri adamı, nümayişçi. Fotoğraf, film vb.ni bir yüzeye yansıtmaya yarayan araç, projektör.

FOTOSKOP

Merceklerin uyumundaki değişiklikleri, onların yüzeylerindeki yansımalarla gözlemeye yarayan alet.

GÖRÜNTÜ

Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.

DÜŞÜNCE

Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

AKSETMEK

Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.

GERÇEKÜSTÜCÜLÜK

Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.

BİTARAFLIK

Yansızlık.

GERÇEKÇİLİK

Gerçekçi tutum ve davranış, realizm, realistlik. Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu benimseyen görüş, realizm, realistlik. Gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya çalışan sanat çığırı, realizm, realistlik.

DÜĞÜM

İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.

GERÇEK

Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

AKSETTİRMEK

Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

BİTARAF

Yansız.

BASTIRIM

Ruh dünyasında oluşan tepkimelerin bilinç dışına yansıması.