Kelimeler arşivi içinde; başında "yansı" olan, toplam 38 adet kelime bulunmaktadır. yansı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yansı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yansı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YANSIZLAŞTIRMAK, YANSILAYABİLMEK
YANSILAYABİLME, YANSIZLAŞTIRMA
YANSITABİLMEK, YANSITIMÖLÇER, YANSIYABİLMEK
YANSIZLAYICI, YANSITICILIK, YANSITABİLME, YANSIMAÖNLER, YANSIYABİLME
YANSILANMAK, YANSIMÖLÇER, YANSITIRLIK, YANSITILMAK
YANSILANMA, YANSIMASIZ, YANSILANIM, YANSILAMAK, YANSILAMAH, YANSITIMCA, YANSITILMA
YANSITMAK, YANSIZLIK, YANSITICI, YANSIMALI, YANSILMAK, YANSILAMA
YANSITAÇ, YANSIŞMA, YANSITMA, YANSIMAK
YANSIRA, YANSIMA, YANSICA
YANSIZ
YANSI
YANSI
Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü. Akis. Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs. Tepke.
YANSITABİLME
Yansıtabilmek işi.
YANSITIMÖLÇER
Yüzeylerin ışığı yansıtma katsayısını ölçen bir ışılölçer.
YANSILAYABİLMEK
Yansılama imkânı veya olasılığı bulunmak.
YANSIMÖLÇER
Yansımayla ilgili büyüklükleri ölçmeye yarayan aygıt.
YANSIYABİLME
Yansıyabilmek işi.
YANSIMAÖNLER
Merceğe gelen ışığın yansıyarak yan etkilerde bulunmasını ya da bu yüzden ışık yitimini önlemek amacıyla mercek yüzüne çekilen saydam kat.
YANSIZLAŞTIRMA
Yansızlaştırmak işi ya da durum. Asit veya alkali niteliğini yok etme, etkisiz hâle getirme, nötralizasyon.
YANSIYABİLMEK
Yansıma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YANSITICILIK
Yansıtıcı olma durumu.
YANSILANMAK
Yansılama işi yapılmak.
YANSIZLAYICI
Yansız yapıcı özellikteki.
YANSITABİLMEK
Yansıtma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YANSITIRLIK
Bir yüzeyden yansıyan ışınını yeğinliğinin gelen toplam yeğinliğe oranı.
YANSILAYABİLME
Yansılayabilmek işi.
YANSIZLAŞTIRMAK
Yansız duruma getirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde YANSI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EKOPRAKSİ
Yansıca.
CANLANDIRMA
Canlandırmak işi. Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılmış olan işlemler bütünü. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon. Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon. Kişileştirme.
FIKIRTI
Hafif kaynamayı anlatan yansıma sesinin adı. Cilveleşme.
GEZEGEN
Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı, seyyare, planet.
GÖKKUŞAĞI
Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli, kemer biçimindeki görüntü, alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, alaimisema.
GÖSTERİCİ
Gösteri yapan kimse, gösteri adamı, nümayişçi. Fotoğraf, film vb.ni bir yüzeye yansıtmaya yarayan araç, projektör.
FOTOSKOP
Merceklerin uyumundaki değişiklikleri, onların yüzeylerindeki yansımalarla gözlemeye yarayan alet.
GÖRÜNTÜ
Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.
DÜŞÜNCE
Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
AKSETMEK
Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.
GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.
BİTARAFLIK
Yansızlık.
GERÇEKÇİLİK
Gerçekçi tutum ve davranış, realizm, realistlik. Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu benimseyen görüş, realizm, realistlik. Gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya çalışan sanat çığırı, realizm, realistlik.
DÜĞÜM
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.
GERÇEK
Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.
AKSETTİRMEK
Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
BİTARAF
Yansız.
BASTIRIM
Ruh dünyasında oluşan tepkimelerin bilinç dışına yansıması.