YAMAÇLAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yamaçlar" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. yamaçlar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yamaçlar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yamaçlar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

YAMAÇLAR

Diyarbakır şehri, Ergani belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında YAMAÇLAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YAMAÇLAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADDURACAK

Ormanlarda, yüksek yamaçlardan tomruk kaydırılan yer.

GORUM

Renkli kumaş. Dik yamaçlar üzerindeki keçi yolu gibi dar ve ince düzlük. Kurum, is. Görümce.

AKLAN

Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.

EŞNEK

Su dolu çukur. Ova ve dağ yamaçlarındaki çukurlar. Gün dönümü. Çok gelinip geçilen (yer).

GOYAK

Dağ yamaçlarında, çukurlukta kalan düzlükler. Taşlı ve kumlu tarla. İki derenin birleştiği yer. Etkili, dokunaklı.

GEDEL

Kertik, gedik. Engebeli tarlalarda duvarla ayrılmış bölümler. Yamaçlar üzerinde yapılan set set tarlalar. Tahta duvar. Birbirinin üzerine konulan merteklerin dışarda kalan uçları.

GÖNÜK

Az yanmış, ateş karşısında renk değiştirmiş kumaş. Ormanların yakılmasıyle açılan yer, tarla. Ağaçların sökülmesiyle açılan tarla. Engebeli yer, dağ yamaçları. Çok duygulu kişi. İyice olmuş.

BELENG

İhtiyar dağların yamaçlarında suların aşındırmasıyla meydana gelen çıkıntı.

CILGA

İnce, dar, taşlı yol, patika. İnce dal. Odun lifleri, kıymık. Küçük pulluk. Engel. Samanın uçmasını önleyen kazıkların her biri. Deste olarak dizilmiş ekin. Hayvanlar için ağaçtan yapılmış nazarlık. Fundalık. İnce dar yol, patika. Biçilmiş, bağlam yapılmamış ekin. Dar yol, patika, az akan su. İnce uzun, incecik. Yamaçlardaki tarlaları sürmek için kullanılan eğik saban. (Tıtgir, Ilıca Erzurum). Altı çift öküzle çekilen iki tekerlekli saban. (Çıldır Kars). Tek döner kulaklı pulluk. (Ispir Erzurum). İşleme (Darıveren Acıpayam Denizli). Biçilmiş ekin yığını. (Kamanlar, Ilıca Güdül Ankara; Yenikent Aksaray Niğde) (cıvga) : (Adalıkuzu Güdül Ankara) (cuğul) : (Minoz Kavak Samsun).

EKİNNEGE

Dağ aralarında ya da tepelerde, yamaçlar üzerinde bulunan düz ve verimli yerler.

GÜEY

Dağların güneş alan yamaçları. Damat.

ALPYILDIZI

Dağların çok yüksek yamaçlarında yetişen bir çiçek (Paradisia liliastrum).

CIRANTI

Yamaçlardan akan sellerin yaptığı küçük dereler.

SEKİ

Oturmak için evlerin önüne taş ve çamurdan yapılmış olan set. Toprak üstündeki yükseklik, doğal set, taraça. Sekil. Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli, teras. Oturulacak sedir biçiminde taş veya set.

DIBIRĞI

Dağ yamaçlarında yetişen, kırmızı renkli çalılardan yapılan ve ahır temizlemede kullanılan süpürge.

DAĞ

Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü. Büyük üzüntü, acı. Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan. İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılmış olan yanık.

GOYAH

Dağ yamaçlarında, çukurlukta kalan düzlükler.

ATACAK

Hallaç tokmağı. Çocukların ok, taş atmak için kullandıkları sapan. Orman veya dağların yüksek yamaçlarından eteklere doğru tomruk yuvarlanan yol, uçurum.

FÖN

Sıcak, kuru ve sert esen bir tür rüzgâr. Sıcak veya soğuk hava üfleyen bir aletle saçı kurutup biçim vererek tarama. Yüksek dağ yamaçları boyunca alçak koyaklara doğru esen, sıcak ve kuru rüzgârlara İsviçre Alplerinde verilen ad.

TEPE

Bir şeyin en üstteki bölümü. Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü. İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası. Yüksekliği genel olarak birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi. Birinin yanı başı, baş ucu. Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri. Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası. Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri.