YAKIT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yakıt" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. yakıt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yakıt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yakıt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

YAKITTEPE

8 harfli kelimeler

YAKITKÖY, YAKITLIK, YAKITMAK, YAKITYAĞ

7 harfli kelimeler

YAKITÇI, YAKITLI

5 harfli kelimeler

YAKIT

Bazı kelimelerin anlamları

YAKIT

Doğal gaz, mazot gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde. Enerji ve ısı ortaya çıkaran yanıcı madde.

YAKITYAĞ

Ham petrolün damıtılması sonunda elde edilen ve yakıt olarak kullanılan bir ürün.

YAKITKÖY

Diyarbakır şehri, Hamzalı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

YAKITÇI

Yakıt satan kimse.

YAKITLI

Batman kenti, Gercüş ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Batman şehri, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

YAKITMAK

Sulamak (hayvan için).

YAKITTEPE

Siirt ili, Yanarsu bucağına bağlı bir bölge.

YAKITLIK

Benzin konulan kapalı yer. Motorlu taşıtlarda yakıtın konulduğu yer.

  -   -   -  

Anlamında YAKIT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YAKIT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BUJİ

Patlamalı motorlarda yakıtı tutuşturmaya yarayan araç.

KOMBİ

Isıtmada kullanılan yakıtı düzenli ve ayarlı biçimde yakan araç.

BENZİNCİ

Akaryakıt satılan yer. Akaryakıt satan kimse.

İS

Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke. Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler. Sürme.

DİZEL

Sıkıştırılmış hava içine püskürtülen yakıtla çalışan motor.

BENZOL

Benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt.

EGZOZ

İçten yanmalı motorlarda yanan akaryakıtın gazı. Susturucu. Bu gazın atılmasını sağlayan düzen. Bu gazın boşaltılması.

AKARYAKITÇI

Akaryakıt satan kimse.

BÜTAN

Metal bidonlar içinde az bir basınç altında sıvılaşan, yakıt olarak yararlanılan HC formülündeki hidrokarbür gazı.

AKARYAKIT

Benzin, gaz yağı, mazot vb. sıvı yakıt.

GAZOJEN

Sıvı veya katı yakıtı hava, oksijen etkisiyle gazlaştırmaya yarayan araç.

DOLDURMAK

Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Yaşını, yılını bitirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Canlılık kazandırmak.

BOĞMAK

Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.

KOK

Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu madde bulunan katı yakıt, kok kömürü.

AKARYAKITÇILIK

Akaryakıtçının yaptığı iş.

KARBÜRATÖR

Patlamalı motorlarda akaryakıtı buharlaştırıp hava ile karışmasını sağlayan cihaz.

BİTÜM

Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.

GALON

Anglosaksonların kullandığı yaklaşık dört buçuk litrelik bir tür ölçü birimi. Çoğunlukla akaryakıt vb. sıvı maddeleri taşımada kullanılan, silindir biçiminde, metalden büyük kap. Boya sanayisinde kullanılan beş litrelik ambalaj.

GAZOLİN

Ham petrolün ilk damıtılmasında ayrılan çok uçucu, hafif akaryakıt.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.