VOL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "vol" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. vol ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu vol ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde vol olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

VOLKMANNKANALLARI

13 harfli kelimeler

VOLEYBOLCULUK

11 harfli kelimeler

VOLTAMOGRAM, VOLONTARİZM, VOLONTARİST, VOLFRAMTAŞI

10 harfli kelimeler

VOLVULOZİS, VOLTAMETRİ, VOLTAMETRE, VOLEYBOLCU

9 harfli kelimeler

VOLTMETRE, VOLTAMPER

8 harfli kelimeler

VOLVULUS, VOLTAJLI, VOLKANİK, VOLEYBOL, VOLATMAK

7 harfli kelimeler

VOLVOKS, VOLFRAM, VOLUTİN, VOLEMİK, VOLARİS, VOLTLUK

6 harfli kelimeler

VOLKAN, VOLTAJ, VOLUTE, VOLUME, VOLTAN, VOLTİN

5 harfli kelimeler

VOLİV, VOLVA, VOLAN, VOLAR, VOLTA

4 harfli kelimeler

VOLE, VOLT, VOLİ, VOLA

3 harfli kelimeler

VOL

Bazı kelimelerin anlamları

VOL

Bel denilen gereçle iki, üç, dört kişilik bölüklerle, tarlanın aktarılması.

VOLKMANNKANALLARI

Havers kanallarını yan kollarla birbirine bağlayan kanallar. Periosteumdan kemik dokuya geçen kan damarları kanalis perforanslardan geçerek kanalis sentralis adı verilen Havers kanallarına girerler.

VOLEYBOLCULUK

Voleybolcu olma durumu.

VOLTMETRE

Bir elektrik devresindeki gizil güç farkını volt cinsinden ölçmeye yarayan alet.

VOLTAJLI

Voltajı olan.

VOLONTARİZM

İstenççilik.

VOLVULOZİS

Onkoserkozis.

VOLONTARİST

ve ruh b. İstenççi.

VOLTAMPER

Dalgalı gerilimde, 1 volt olan bir gerilim altında 1 amperlik akımın ürettiği güç birimi.

VOLTAMOGRAM

Bir çalışma elektrotuna uygulanan potansiyelin fonksiyonu olarak akım eğrisi.

VOLEYBOLCU

Voleybol oynayan kimse.

VOLVULUS

Dönme.

VOLTAMETRE

Bir elektrotta, açığa çıkan madde miktarına göre devreden geçen elektrik miktarını ölçmeye yarayan alet.

VOLKANİK

Volkanla ilgili. Volkan özelliği taşıyan. Yanardağın püskürmesi sonucu oluşan.

VOLTAMETRİ

Sürekli olarak değişen bir potansiyelin, küçük elektrotlara uygulanmasından oluşan akıma dayanan teknikler için kullanılan genel bir terim. Hidrodinamik voltametri karıştırılan çözeltilerde, polarografi ise damlayan bir civa elektrotta yapılır. Analitlerin difüzyon-kontrollü tepkimesi ile ilgilidir.

VOLFRAMTAŞI

Mineral. (Fe, Mn) WO2; metalimsi parıltı, koyu kahverengi, kara, çizgi kara-kahverengi, sertlik 5-5.5, özgül ağırlık 7.14-7.54; eşeğimli. En önemli volfram cevheridir.).

  -   -   -  

Anlamında VOL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VOL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MAHMUDE

Çit sarmaşığıgillerden, yaprakları ok ucu biçiminde, çiçekleri soluk sarı renkte, 50-100 santimetre boyunda, çok yıllık ve otsu bir bitki (Convolvulus scammonia). Bu bitkinin köklerinden çıkarılan, hekimlikte kullanılan, reçineye benzer bir madde.

KAYNAÇ

Volkan bölgelerinde, belli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak, gayzer.

DUBLAJ

Seslendirme. Voleybolda blok yapan arkadaşının arkasında bıraktığı boşluğu doldurma. Yabancı dildeki filmlerin başka bir dile çevrilmesi işi.

İSTENÇÇİLİK

Akla ve bilime değil de iradeye üstünlük tanıyan, ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti, iradecilik, iradiye, volontarizm.

AVLAMA

Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.

MANŞET

Gömleğin kol ağzına geçirilen, genellikle çift katlı kumaştan yapılmış olan bölüm, kolluk. Voleybolda topa vuruş biçimi. Gazetelerin ilk sayfasına iri puntolarla konulan başlık.

KURUYASICA

İşe yaramaz, kötü. "Mahvolsun, ölsün" anlamlarında bir ilenme sözü.

İSTENÇÇİ

İstenççilik yanlısı olan, iradeci, volontarist.

JEODİNAMİK

Volkan, deprem, aşınma vb. etkenlerle yer kabuğunda oluşan değişikliklerin incelenmesi.

BİYEL

Makinelerde, bir ucu pistona, öbür ucu volanı çeviren kaldıraca geçirilmiş, pistonun doğrusal hareketini krankta dairesel harekete çeviren, hareketli kol.

DUVAR

Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel.

MOLA

Yorgunluğu gidermek için duraklama. Voleybol ve basketbolda takımların oyun içinde taktik alışverişleri yapmak için aldıkları dinlenme. Ara verme. Koyuverme.

BESLEME

Beslemek işi. Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen. Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, besleme kız, beslemelik, beslek. Akım voltajı.

GELİŞME

Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Olan biten şey. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.

GERİLİM

Gerginlik, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj. Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür.

KİLOVOLT

Değeri bin volt olan elektrik gerilimi veya potansiyel farkı birimi.

ALTIPATLAR

Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş, altı tane fişek alan tabanca, revolver.

MAHVOLMA

Mahvolmak işi.

BLOK

Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.

ÇÖKÜŞ

Çökme işi. Çömelip yere oturuş. Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması, inhitat, dekadans. Yıkılma.