Kelimeler arşivi içinde; sonunda "varan" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu varan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında varan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde varan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GELENVARAN
HOŞVARAN
SUVARAN
VARAN
VARAN
Bir olayın tek kalmayıp arkadan daha başkalarının gelebileceğini anlatmak için birden başlayarak sıra ile sayıların başına getirilen bir söz.
SUVARAN
Bingöl ili, Yamaç nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzurum ilinde, Hınıs belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Muş ilinde, Kızılağaç bucağına bağlı bir bölge.
GELENVARAN
Halı dokuma aygıtı. Dokuma tezgâhlarında iplerin karışmasını önleyen ağaç düzen. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
HOŞVARAN
Ispanağa benzer bir çeşit ot.
Bu bölümde tanımı içerisinde VARAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TÜMEVARIM
Teklik olandan, özel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan yöntem, istikra, endüksiyon.
FRENGİ
Genellikle cinsel birleşmelerle bulaşan, tedavi edilmediğinde inme, körlük, delilik vb. sonuçlara kadar varan, döle de geçerek vücutça ve akılca sakat bir soyun yetişmesine yol açan bir hastalık, yenirce, sifilis. Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
DARBILA
Halıcılıkta kazıl tellerinin arasına sokulan ve varan-gelen de denilen tahta.
BİREYLEŞME
Türle ilgili bir örnek olarak bireyde gerçekleşmesi. Bütünün parçalarından birisinin gelişerek belirgin ve bağımsız bir duruma gelmesi. Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci.
DUACI
Tanrı'ya yalvaran kimse.
RACİYE
Rica eden, yalvaran. Umutlu.
BEAGLEKÖPEĞİ
İngiltere'den köken alan, muhtemelen Harrier ile İngiltere'deki diğer tazıların birleştirilmesi sonucu geliştirilmiş, gruplar hâlinde, tek tek veya çiftler hâlinde tavşan, sülün ve bıldırcın avlamak için kullanılmış, ufak yapılı, sağlam bünyeli, vücut hatları köşeli ve çok hareketli, kürkü kısa tüylü, kaygan ve bakımı kolay, rengi kızıl ve beyaz, turuncu ve beyaz, sarı ve beyaz olmak üzere üç renk olabilen, düz ve karışık tüylü olmak üzere tüylerinden ayırt edilebilen iki alt tipi bulunan, gözleri kahverengi ve karakteristik bir yalvaran bakışı olan, nazik, tatlı, hayat dolu, meraklı, sosyal, cesur ve akıllı bir yapıda, en popüler koku alan tazılardan olan, av köpeği ve bekçi köpeği olarak yetiştirilen ayrıca mükemmel bir narkotik arama köpeği ve harika bir aile dostu da olabilen, kimi doğuştan ve kalıtsal hastalıkların sıklıkla görüldüğü ve ufak olduğu için tıbbi deneylerde kullanılan köpek ırkı.
MÜÇTEHİT
Bir konuda ayet ve hadislere dayanarak yargıya varan, karar veren din düşünürü.
İLLET
Hastalık. Hastalık derecesine varan alışkanlık. Sebep. Bozukluk. Kızdıran, sinirlendiren (şey ya da kimse).
SİNİR
Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik. Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği. Hoşa gitmeyen, can sıkan. Kas kirişi ve zarı. Lastik. Diz kapakla ayak bileği arası. Sınır, bk. sinor// sinir sepet: hudut, bk. sinor sepet. Birçok sinir telinin bir araya gelmesi ile oluşan yapı. Duyu ve hareket uyartılarını beyinden organlara, organlardan beyine ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. Beyni ve omuriliği vücudun öteki bölgelerine bağlayan ve herbiri birkaç sinir teli demetlerinden yapılmış olan beyaz iplikler.
VASIL
Ulaşan, varan.
EŞEKARISI
İğnesi pek ağrı veren ve boyu 35 milimetreye varan kula renginde iri bir çeşit yabanarısı.
NİYAZİ
Yalvaran, niyaz eden.
NÜMÜLİT
Bir hücrelilerin (Protozoa), kök ayaklılar (Rhizopoda) sınıfının, foraminiferler (Foraminifera) takımından, çaplan 19 cm kadar olabilen en büyük fosil foraminifer türlerini de içine alan bir cins. (Nummulites), Birgözeli hayvanlardan kök-ayaklılar (Rhizopoda) sınıfının foraminiferler (Foraminifera) takımından bir cins. Çapları 19 cm' ye varan en büyük taşıl foraminifer türleri bu cinse aittir.
RECAİ
İsteyen, rica eden, yalvaran.
MASANA
Gölge oyunu tekerlemelerinden biri. Masana ile uyak kurulup karşılıklı konuşulur ve soyutlamalara giden gülünç sözler söylenir. Gölge oyunumuzun tekerlemelerinden biri. Masana ile kafiye tutturulup karşılıklı konuşulur ve saçmalığa kadar varan gülünç sözler söylenir.
İKİLİK
İki değişik kullanımı veya uygulaması olma durumu. Birbirine kötülük etmeye kadar varan sürekli anlaşmazlık, tefrika. Görüş veya düşüncede ikiye bölünmüş olma durumu, anlaşmazlık. Birlik notanın yarı süre değerindeki nota. İki kuruşluk gümüş akçe. İkisi bir arada, iki taneden oluşmuş, iki tane alabilen.
NEGRİTO
Güneydoğu Asya'da ve Malenezya'da yaşayan; çok kısa boy, karadan çukulata rengine varan koyu kahverengi deri, kıvırcık saç gibi özelliklerle ıralanan ve kara ırka giren ırk dalı.
URUŞMAN
Savaşçı: Üstüne varanda uruşman beyleri. Ekinler arasında biten bir sarı çiçek.