UZANMA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "uzanma" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. uzanma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu uzanma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uzanma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

UZANMA

Uzanmak işi.

UZANMAK

Boylu boyunca yatmak. Yetişmek, ulaşmak. Bir alana yayılmak. Sarkıntılık etmek. Bir şey boyunca sıralanmak. Gitmek. Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak.

  -   -   -  

Anlamında UZANMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UZANMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARDMAK

Yükletmek: Şu çuvalı arkama ardırıver. Asmak, takmak: Şu heybeyi hayvana ardıver. Uzanmak: Oradan testiyi ardılda al. Yüklemek. Üstüne atmak, dolamak, asmak.

UZANILMAK

Uzanma işi yapılmak.

GÜNDÖNÜMÜ

Güneş ışınlarının dönencelerden biri üzerine dik geldiği ve gecelerin uzatmadan kısalmaya ya da kısalmadan uzanmaya döndüğü gün: 21 Aralık ve 21 Haziran. Gecelerin uzama'dan kısalmaya (22 Aralık), ya da kısalma'dan uzamaya (22 Haziran) dönmesi olayı; bu dönmenin olduğu tarih.

KÖSÜLMEK

Uzanıp yatmak, ayakları uzatarak yatar gibi oturmak, sere serpe oturmak. Büzülmek, toplanmak, toparlanmak. Yorulmak, gücünü kaybetmek. Öfkesi geçmek, yatışmak. Yılmak, pısmak, korkmak. Ateş yavaş yavaş sönmeye yüz tutmak. Kabaran bir şey sönmek, inmek, durulmak (süt, yemek ve benzerleri şeyler). Bitki, meyve ve benzerleri şeyler kurumaya yüz tutmak, çürümek. Boylu boyunca uzanmak. Öfkesini almak. Hızını almak. Uzanmak, ayağını uzatmak.

PÜRTERMEK

Filizlenmek, yeşermek. Tomurcuklar patlamak, açılmak. Ağlayacak durumda olanın dudakları ileriye doğru uzanmak.

SÖĞKENMEK

Sürüncemede kalmak, iş boş yere uzamak : İşim mahkemede söğkendi kaldı. Uzanmak, yatmak, yaslanmak. Çok, bol, yığın yığın olmak.

SÖHKENMEK

Uzanmak, yatmak, yaslanmak.

SIRADAĞLAR

Kıvrımlı dağların, tekne ve kemerlerle birbirini izleyerek ve kimi kez yaylar çizerek belli bir yönde uzanmaları.

SEVKENMEK

Uzanmak, yatmak, yaslanmak.

ÖTÜLMEK

Kumarda kaybetmek. Uzanmak, yatmak. Örtülmek.

SÖFKENMEK

Uzanmak, yatmak, yaslanmak.

DEKÜBİTUS

Uzun süre yerde yatan hayvanların zeminle temasta olan kısımlarında basınç sonucu oluşan yerel doku ölümü ve yaralanma. Yere boylu boyunca uzanma. Yatar durumda olan.

SÖĞKÜNMEK

Uzanmak, yatmak, yaslanmak.

SÖKENMEK

Uzanmak, yatmak, yaslanmak. Başı ele dayayarak yan yatmak. Dayanmak.

UZANIŞ

Uzanma işi.

YATMAK

Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak. Heves etmek, eğilmek. İşsiz kalmak, çalışmamak. Bilerek yenilmek, şike yapmak. Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak. Boş yere beklemek. Düz bir duruma gelmek, düzleşmek. Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak. Bulunmak, var olmak. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek. Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek. Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak. Cinsel ilişkide bulunmak. Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek. Ölü gömülmüş olmak. Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek. İşlemez, çalışmaz durumda kalmak.

ÇIVMAK

Atlamak, sıçramak, zıplamak. Hızla giden bir şey bir yere çarpıp yön değiştirmek, sekmek, çavmak, sapmak, inhiraf etmek. Atlamak, sıçramak, fırlamak. Kaçmak. (hayvanlar). Hayvan yoldan çıkmak. Atılan mermi hedeften aşmak. Yıldız kaymak. Bir yere atılan taş düz olarak gitmek. Ağaç, filiz vermek. Sallanmak: İlkbaharda bahçelerde salıngaç yapıp çıvmak çok hoş olur. Dikine uzanmak.

SARKMAK

Aşağıya doğru uzamak ya da uzanmak. Karşı cins ile ilişki kurmayı veya arkadaş olmayı istemek. Yolunu uzatmak, uğramak.

AKSONEMA

Ökaryotların sil ve kamçılarının ortasında mikrotüpçüklerin düzenli olarak uzanması ile oluşan yapı. Ökaryotların sil ve kamçılarının ortasında mikrotüplerin düzenli olarak uzanmasıyla oluşan yapı.

VURMAK

Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.