UZA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "uza" olan, toplam 92 adet kelime bulunmaktadır. uza ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu uza ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uza olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

UZAKLAŞTIRABİLMEK

16 harfli kelimeler

UZAKLAŞTIRABİLME

15 harfli kelimeler

UZAKLAŞTIRILMAK

14 harfli kelimeler

UZATTIRIVERMEK, UZAKLAŞABİLMEK, UZAKLAŞTIRILMA

13 harfli kelimeler

UZAKLAŞABİLME, UZATTIRIVERME, UZAKLAŞTIRICI, UZAKLAŞTIRMAK

12 harfli kelimeler

UZAKLAŞTIRMA, UZAKLAŞILMAK, UZAKLIKÖLÇER

11 harfli kelimeler

UZAMBİLGİSİ, UZAKLAŞILMA, UZAYABİLMEK, UZATABİLMEK, UZANABİLMEK, UZATIVERMEK, UZANIVERMEK

10 harfli kelimeler

UZANIVERME, UZAKYAZICI, UZAKSINMAK, UZAYABİLME, UZATTIRMAK, UZATABİLME, UZATIVERME, UZAHLAŞMAK, UZANDIRMAH, UZAKLAŞMAK, UZANABİLME, UZAKGÖRMEZ, UZAMDAŞLIK, UZAKLANMAK

9 harfli kelimeler

UZANILMAK, UZAMÇOĞUZ, UZATTIRMA, UZAMKİMYA, UZATILMAK, UZAKSAMAK, UZAKLAŞMA, UZAKLANMA, UZAKKIŞLA, UZAYCILIK

8 harfli kelimeler

UZANILMA, UZATILMA, UZADEVİM, UZANNAMA, UZADUYUM, UZAYLAMA, UZATMALI, UZAKSAMA, UZAKDOĞU, UZAMEŞİZ, UZAKLAMA

7 harfli kelimeler

UZAKÇAY, UZATICI, UZAKLIK, UZADILI, UZAMDAŞ, UZANMAK, UZADIYA, UZATMAK, UZAHDAN, UZAKTAN

6 harfli kelimeler

UZATMA, UZATIŞ, UZAYLI, UZATIM, UZAYIŞ, UZAYCI, UZAYSI, UZANTI, UZANMA, UZANIŞ, UZANIM, UZANCA, UZACIK, UZAMIŞ, UZAMAK, UZAKÇA

5 harfli kelimeler

UZATI, UZAMA, UZALP

4 harfli kelimeler

UZAR, UZAH, UZAI, UZAK, UZAM, UZAY, UZAN

3 harfli kelimeler

UZA

Bazı kelimelerin anlamları

UZA

"defol git, kaybol" anlamlarında kullanılan bir söz. Uzay. Orası, orada, ora.

UZAKLAŞILMA

Uzaklaşılmak durumu.

UZAKLAŞTIRICI

(karşılık: abdüktör), (Lât.abductus=uzaklaştırılmış) Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas.

UZAKLAŞTIRILMAK

Uzaklaşması sağlanmak. Görevden alınmasını sağlamak.

UZAKLAŞABİLMEK

Uzaklaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

UZAKLAŞABİLME

Uzaklaşabilmek işi.

UZAKLAŞTIRILMA

Uzaklaştırılmak işi.

UZAKLAŞTIRABİLME

Uzaklaştırabilmek işi.

UZAKLAŞTIRMAK

Uzağa götürmek. Çıkarmak, ayırmak. Yabancılaştırmak, ilgisiz bırakmak.

UZAKLIKÖLÇER

Bir konunun alıcı merceğine uzaklığını bulmakta kullanılan aygıt.

UZAKLAŞILMAK

Uzaklaşma işi yapılmak.

UZAKLAŞTIRMA

Uzaklaştırmak işi.

UZAMBİLGİSİ

Nesnelerin biçim ve genişlikleriyle ilgilenen uzbilim dalı. Belirli dönüşüm öbekleri altında kalıcı özellikleri inceleyen uzbilim dalı.

UZATTIRIVERME

Uzattırıvermek işi.

UZATTIRIVERMEK

Çabucak veya ansızın uzatmak.

UZAKLAŞTIRABİLMEK

Uzaklaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında UZA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

AFOROZ

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.

AFOROZLU

Aforoz edilmiş, kovulmuş, uzaklaştırılmış.

AKITMA

Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

AKBABA

Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

AKROMEGALİ

Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.

ALARGA

Açık deniz, engin. "Açıktan geç, yaklaşma" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Uzaktan, açıktan.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AĞARTI

Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık. Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

AKINKAYASI

Kaya balığıgiller familyasından derin ve uzaklarda yaşayan ince, uzun bir tür balık.

AKSON

Sinir uyarmalarını sinir hücresinin gövdesinden diğer sinir hücrelerine taşıyan uzantı.

AL

Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.