USTALIK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ustalık" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. ustalık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ustalık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ustalık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

USTALIKLA, USTALIKLI

7 harfli kelimeler

USTALIK

Bazı kelimelerin anlamları

USTALIK

Usta olma durumu. Beceriklilik, el uzluğu, maharet.

USTALIKLA

Ustaca. Kurnazca.

USTALIKLI

Ustalıkla yapılmış.

  -   -   -  

Anlamında USTALIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde USTALIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

USTURUPLU

Yerli yerinde, işlevine uygun bir biçimde. Derli toplu, ustalıklı, işlevine uygun bir biçimde olan.

ABRAMAK

Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.

EHLİYET

Sürücü belgesi. Ustalık, uzluk.

ZANAAT

İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş, sınaat. El ustalığı isteyen işler.

YANKESİCİ

Bir kimsenin cebinden, çantasından ustalıkla, hissettirmeden bir şeyler çalan kimse, cep faresi, tırtıkçı.

BECERİKLİLİK

Becerikli olma durumu, ustalık, maharetlilik.

CİMNASTİKÇİ

Cimnastik alıştırmalarını (ustalıkla) yapan kimse.

GÖZBAĞCI

El çabukluğu ve ustalıkla gerçekte olmayan bir şeyi oluyor gibi gösteren sanatçı.

HÜNER

Beceri isteyen ustalık, beceriklilik.

TRÜK

Sinema veya tiyatroda teknik ustalıkla yapılmış olan gösteri.

USTACA

Ustaya yakışan. (usta'ca) Kurnazlıkla. (usta'ca) El uzluğu ile, ustalıkla, ustacasına.

VİRTÜÖZ

Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı. Herhangi bir işte usta olan kimse.

BECERİ

Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

NİŞANCI

Attığı kurşun, taş vb. ile hedefi vurmakta ustalık kazanmış olan. Padişah divanı üyesi olan, antlaşma, berat, menşur, name ve fermanların başına tuğra çeken görevli, tevkici, tuğrakeş.

SANAT

Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. Zanaat. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım.

UZLUK

Ustalık, işinin eri olma durumu, hazakat, ehliyet.

PİŞMEK

Ateşte, fırında, kaynar suda veya yağda ısı etkisiyle yenilebilir duruma gelmek. Meyve olgun duruma gelmek. Bunalacak kadar sıcaklık duymak. İşe alışıp beceri ve ustalık kazanmak, zorlukları göğüslemek. Pişik oluşmak. Bir konuyu iyice öğrenmek. Herhangi bir iş için konuşup hazırlanmak. Isıtma sonucu belirli bir kullanıma uygun duruma gelmek.

DİPLOMASİ

Uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü. Bu işte çalışan kimsenin görevi, mesleği. Bu görevlilerin oluşturduğu topluluk. Güç bir görüşme sırasında gösterilen ustalık ve beceriklilik. Yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı.

OYNAMAK

Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak. Tehlikeye düşürmek. Bir film, oyun vb.nde rol almak. Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. Sarsılmak, yeri değişmek. Rastgele yön vermek, aldatmak. Sporla ilgili çalışmalara katılmak. Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak. Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak. Değişiklik göstermek. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak. Kımıldamak, hareket etmek. Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak. Film gösterilmek. Tiyatro eseri sahneye konmak. Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek.

MARİFET

Ustalık, hüner, uzmanlık. Uygun olmayan, hoşa gitmeyen, can sıkıcı iş veya davranış. Aracı, ikinci el. Bilim, bilgi.