Sonu UNCULAR ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "uncular" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu uncular ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında uncular olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde uncular olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KOYUNCULAR, SABUNCULAR

9 harfli kelimeler

ODUNCULAR

7 harfli kelimeler

UNCULAR

Bazı kelimelerin anlamları

UNCULAR

Kahramanmaraş şehri, Elbistan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Konya şehrinde, Doğanhisar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Van ili, Kocapınar bucağına bağlı bir yer.

KOYUNCULAR

Artvin şehrinde, Hopa ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Aydın ilinde, Bozdoğan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Trabzon şehri, Sürmene belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

ODUNCULAR

Bitlis ilinde, Güroymak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

SABUNCULAR

Kastamonu kenti, Azdavay ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kastamonu kenti, Seydiler belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

  -   -   -  

Anlamında UNCULAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UNCULAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ORTA

Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı.

BACAKLIK

Özellikle hokey oyuncularının dizlerine taktıkları deriden yapılmış koruyucu.

MARS

Tavlada oyunculardan birinin, karşı taraf pul toplamaya başlamadan kendi pullarının tamamını toplayıp iki sayı kazanması. Güneş'e olan uzaklığı, yerin Güneş'e olan uzaklığından daha çok olan dış gezegenlerin ilki olan kızıl gezegen, Merih.

FALSO

Yanlış davranış. Yanlışlık, hata. Bir parça çalınır veya söylenirken yapılmış olan nota yanlışlığı. Topun rakip oyuncuları yanıltacak biçimde eğri gitmesi.

OPERET

Eğlenceli, hafif konulu, içinde bestesiz konuşmalar bulunan sahne eseri. Bu eseri oynayan oyunculardan oluşan kuruluş.

DOĞAÇLAMA

Doğaçlamak işi, emprovizasyon. Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, tuluat. Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi, doğaçtan, doğmaca, irticalen, emprovize.

FON

Belirli bir iş için gerektikçe harcanmak üzere ayrılıp işletilen para, kaynak. Bir kuruluşun mali kaynaklarının tümünün göstergesi. Sinemada, tiyatroda oyuncuların arkasındaki resim, fotoğraf veya çeşitli plastik ögelerden oluşan dekor, görüntü. Bir kumaşın alt dokusu. İç mimaride üstüne başka şeyler eklenen bölüm. Bir tabloda, üzerinde konunun işlendiği boya katı.

BİRDİRBİR

Oyuncuların birbirinin üstünden atlayarak oynadıkları bir oyun.

İSTOP

Ebenin topu havaya atması, diğerlerinin kaçışması ve ebe tarafından diğer oyuncuların topla vurulması biçiminde oynanan bir oyun.

MELODRAM

Yunan trajedilerinde koro başı ile bir oyuncu arasında geçen şarkılı diyalog. Çağdaş tiyatroda, duygusal ve acıklı olaylara dayalı bir oyun türü. Oyuncuların müzik eşliğinde sahneye girip çıktıkları bir oyun türü. Acıklı, dokunaklı.

BARAJ

Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.

AVLAMA

Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.

GİYDİRİCİ

Stüdyolarda oyuncuların giyimine yardım eden kimse, gardıropçu. Oyuncuların giysilerini giydiren kimse, gardıropçu.

DİŞLİK

Boks vb. oyunlarda oyuncuların dişlerini ve dudaklarını korumak için dişlerine yerleştirdikleri kauçuk koruyucu.

DIŞ

Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Yabancı ülkelerle ilgili. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Bir konunun kapsamına girmeyen şey.

KÜMELEME

Kümelemek işi. Film yapımını kolaylaştırmak amacıyla aynı dekor içindeki çekimleri bir araya toplama, oyuncuların çalışma durumlarını düzenleme.

ÇALIMLAMAK

Bir oyuncu topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmek. Kandırmak. Bir fırsattan yararlanarak bir başkasının hakkı olan bir şeyi ele geçirmek.

ÇALIM

Karşıdakini etkilemek amacıyla yapılmış olan abartılı davranış, kurum, caka, afra tafra, afur tafur, zambır. Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması. Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi. Biraz benzeme, andırma. Menzil, erim. Kılıcın keskin yanı.

ÇAĞRICI

Çağırma işini yapan, çağırmak için giden kimse, davetçi. Mübaşir. Sahnede oyuncuları takdim eden kimse.

ARA

İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.