Sonu UCUNDAN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ucundan" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ucundan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ucundan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ucundan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

UCUNDAN

Yüzünden, nedeniyle: El denli ekmek ucundan bu kahrı çekiyorum. İçin, sebebiyle, sebepten, -den dolayı, yüzünden.

  -   -   -  

Anlamında UCUNDAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UCUNDAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BÜZGÜ

Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım.

CEBİRE

Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.

GERİLİM

Gerginlik, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj. Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür.

KAZAYAĞI

Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki (Chenopodium). Çok kollu çengel. Çaprazlama yapılmış olan teyel, Hristo teyeli. İki ayrı yolun birleşip tek yol hâline geldiği kavşak. Bu renkte olan. İki ucundan herhangi bir yere bağlanmış bir halatın, başka bir halatla ortasından terazilenmiş durumu. Açık turuncu renk.

ÇIRPMAK

Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.

LADES

Tavuğun lades kemiğini iki kişinin birer ucundan tutarak kırmasından sonra birinin bir şeyi "aklımda" veya "hatırımda" demeden ötekinden almasıyla yenik sayılması kuralına dayanan bir oyun, lades oyunu.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

KUTUP

Yer yuvarlağının, Ekvator'dan en uzak olan yer ekseninin geçtiği varsayılan iki noktasından her biri. Elektrik akımını oluşturan gerilim ayrılığının en yüksek dereceyi bulduğu iki noktadan her biri. Gök küresinin, dolayında döndüğü varsayılan eksenin iki ucundan her biri. Birbiriyle karşıt olan şeylerden her biri. Bir konuda yüksek bilgisi ve yetkisi olan kimse. Bir mıknatıs demirinin iki ucundan her biri.

BURMAK

Bir şeyi iki ucundan tutup ekseni etrafında ters yönlere çevirerek bükmek. Acıtmak. Ağza kekre tat vermek. Mide, bağırsak sancımak. İğdiş etmek.

SALINCAK

İki ucundan iki iple veya zincirle yüksek bir yere asılan ve üzerine oturulup sallanılan eğlence aracı. Küçük çocukları uyutmak için beşik yerine kullanılan ve karşılıklı iki yere iple bağlı bulunan asılı yatak.

DERECEN

At arabalarında hayvanın boynuna geçirilen çember, hamut. Bir ucundan araba dingil başındaki deliğe geçirilen, diğer ucundan kanat dayanağına bağlanan eğri çubuk. (Aksaray İstanbul.).

BULLA

Abla. Ağa karısı, hayvan sahibi kadın, hanım, karı. Teyze. Yeni ötmeye başlayan horoz. Civciv. Kabarcık; balıklarda gaz kesesinin çeperleri kalınlaşmış ön ucundan çıkan iki ince kanalın açıldığı, içi zarla örtülü, alt kısmı gaz, üst kısmı perilenf içeren bölmeli çukurluk. Kabarcık, kesecik, baloncuk. Lernacopodidae ailesindeki dişi kopepod kabukluların baş ve maksillar bezlerinden salgılanan, maksillanın sürekli olarak bağlı olduğu tutunmaya yarayan ölü yapı. Deri veya mukozalarda yuvarlak, bezelye büyüklüğünde veya daha büyük, seröz sıvı içeren lezyon, vezikülden daha büyük şişlik.

SERE

Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık, sele.

ABLO

Kayıkta yelken açıldığı zaman, yelkenin iki yana kaçmaması için serenin ucundan, dümene yakın kısmına bağlanan ipler.

FIŞIRTMAK

Bir şeyi ucundan tutup, savurarak atmak.

PÜSKÜL

Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti.

DOĞRU

Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

FIŞDIRMAK

Bir şeyi ucundan tutup, savurarak atmak.

APLİ

Kayıkta yelken açıldığı zaman, yelkenin iki yana kaçmaması için serenin ucundan, dümene yakın kısmına bağlanan ipler.

ALANSALIMI

Yeğin kıvıl alan etkisiyle, bir özdeğin ucundan eksiciklerin salınması olayı.