Sonu TIKANMA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tıkanma" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tıkanma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tıkanma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tıkanma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

TIKANMA

Tıkanmak işi.

  -   -   -  

Anlamında TIKANMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TIKANMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EMBOLÜS

Damar içinde yüzen ve damar lumenlerinin mekanik olarak daralmasına veya tıkanmasına neden olan doku parçası, bakteri kümesi ve yağ damlacığı gibi katı veya hava kabarciğı gibi maddeler.

EMBOLİK

Damarı tıkayan tıkaçla ilgili olan. Pıhtı sonucu damarın tıkanmasıyla ilgili olan.

EMBOLUS

Kan veya lenf damarı içerisinde yüzen ve damar iç boşluklarının mekanik olarak daralmasına veya tıkanmasına neden olan katı, sıvı veya gaz hâlindeki yabancı cisim. Embolusların büyük çoğunluğu kısmen veya bütünüyle yerinden kopmuş trombüslerden oluşur. Tıkaç.

BEKİNMEK

İnat etmek, direnmek. Kapanmak, tıkanmak.

EMBOLİZM

Emboli. Damar içinde katı, sıvı veya gaz hâlindeki yabancı cisimlerle damarın tıkanması olayı.

FLEBOTROMBOZ

Toplardamarlarda oluşan tıkanma.

STENT

Tıkanmakta olan veya açılmış damara bir daha tıkanmaması için konan araç.

TAPALANMAK

Tapa ile tıkanmak, tıpalanmak.

ENFARKTÜS

Bir organı besleyen bir atardamarın tıkanması sonucu gelişen doku ölümü.

HİDROMETRA

Döl yatağı iç boşluğunda sulu sıvının birikmesi. Endometriyum hiperplazisi veya döl yatağı, serviks ve vajinanın tıkanması gibi nedenlerle biçimlenir.

DUTULMAK

Hazırlanmak: Denklerin dutulmuş. Dili tutulmak. Mahkum olmak, zan altına düşmek. Durdurulmak, zaptedilmek. Donuklaşmak, kararmak, sıkılmak. Sesi çıkmaz olmak. Kullanılmak. Bırakılmak, alıkonulmak, bulundurulmak. Kapanmak, kapatılmak, tıkanmak.

APOPLEKSİ

Beyin damarlarından birinde ani yırtılma sonucu veya tıkanma sonucu gelişen bilinç kaybı ve felç oluşumuyla belirgin tablo.

AZOTEMİ

Kanda üre ve benzerleri azotlu bileşiklerin aşırı miktarda artışı. Akut ve kronik böbrek yetmezliği, şok, idrar yollarında tıkanma, kalp yetmezliği ve böbreklerin perfüzyon yetmezliği gibi nedenlerle kanda üre, ürik asit, kreatinin gibi azot içeren bileşiklerin bulunmasıyla belirgin biyokimyasal bozukluk, üremi.

EHNEZİMEK

Açlıktan zayıf düşmek, zayıflamak. Çok acıkmak, içi geçmek. Kuvvetsizlikten, cansızlıktan esnemek. Gücü, dayanağı azalmak. Az yorulmak. Tıkanmak. Ayağı takılmak. Eskimeğe yüz tutmak.

HİDRONEFROZİS

Böbrek pelvisinin ve kalikslerin idrar birikmesi nedeniyle genişlemesiyle böbreğin ilerleyici atrofisi, kistik genişlemesi ve tıkanmayla belirgin patolojik değişim. İdrar yollarındaki tıkanmaya rağmen, glomerüler filtrasyonun sürekli olarak devam etmesinden kaynaklanır.

ÇELERMEK

Hayvan, zehirli ot yiyerek ölmek. Hayvanlar fazla yağlanarak ölmek. Hayvanlar ansızın ölmek. Davarlar ilkbaharda taze olan otları çok yiyip hazmedemeyerek ölmek. Gözleri bir noktaya dikilerek ölmek: Tavuğa bir taş vurdum çelerdi kaldı. Ekinler yeşermek. Büyümek, gelişmek. Sinirlenerek gözlerini açıp bağırmak. Büyüklere karşı gelmek: Terbiyesiz çocuk babasına çelermeğe başlamış. Bebek ağlamaktan tıkanmak: Kız koşsene, çocuk çelerdi. Boğaza birşey tıkanıp çıkarmağa çalışmak. Soğukta kalıp üşümek. Sallanarak yürüyüp kendini göstermek. Kan pıhtılaşmak. Susuzluktan bayılmak. Hastalıktan kalkmak, iyi olmak. Vurulan yer yara olmak: Koluma bir değnek vurdular kolum çelerdi. Soğuktan donacak gibi üşümek.

DUNCUKMAK

Sıkılmak, bunalmak. Utanmak. Tıkanmak, nefes alamamak. Genize su kaçmak. Ağlayacak gibi olmak. Fazla yem yiyen, uzun zaman dinlenen hayvan dışarı çıkınca atlayıp zıplamak, haşarılaşmak. Henüz bulûğa eren genç kız kıvraklaşmak. Nemli yerde bulunan bitki havasızlıktan kızışmak, çürümek. Bunalmak, nefes alamamak. Havasızlıktan bunalmak.

EMBOLİ

Damar tıkanıklığı. Bir damarın pıhtı veya yağ damlası, bakteri yığını ve hava kabarcığı benzeri maddelerle tıkanması, embolizm. Embolusun çoğulu, çok sayıda embolus.

PEKİŞMEK

Sertleşmek, katılaşmak. Sıkışmak, tıkanmak. Güçlenmek, artmak, çoğalmak, kuvvetlenmek.

UĞUNMAK

Büyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak. Soluğu tıkanmak. İsteksiz davranmak, savsaklamak. Ağlaya ağlaya bayılmak.