Kelimeler arşivi içinde; başında "tıka" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. tıka ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tıka ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tıka olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TIKAYIVERMEK, TIKAYABİLMEK, TIKANIVERMEK, TIKANABİLMEK
TIKAYIVERME, TIKAÇLANMAK, TIKAYABİLME, TIKANIVERME, TIKANABİLME
TIKABİLMEK, TIKAÇLAMAK, TIKAÇLANMA, TIKANIKLIK
TIKABİLME, TIKAÇLAMA
TIKAMALI, TIKAÇSIZ, TIKANMAK, TIKANSAK, TIKATMAK
TIKAMAK, TIKANIK, TIKANMA, TIKATMA, TIKAÇLI
TIKAMA, TIKALI, TIKAĞU
TIKA
Tuğla, kiremit gibi şeyler yapmaya yarayan kil. Kaydırak oyununda nişan alınmak için dikilen şey. Kuş gagası.
TIKAÇLAMAK
Tıkaçla tıkamak.
TIKAÇLANMAK
Tıkaçlama işi yapılmak.
TIKANIVERMEK
Çabucak veya ansızın tıkanmak.
TIKANABİLMEK
Tıkanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TIKAYABİLMEK
Tıkama imkânı veya olasılığı bulunmak.
TIKABİLMEK
Tıkma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TIKANIKLIK
Tıkanık olma, iyi işleyememe durumu. Soluğun kesilir gibi olması.
TIKANIVERME
Tıkanıvermek işi.
TIKAYIVERMEK
Çabucak tıkamak.
TIKAYIVERME
Tıkayıvermek işi.
TIKABİLME
Tıkabilmek işi.
TIKAYABİLME
Tıkayabilmek işi.
TIKANABİLME
Tıkanabilmek işi.
TIKAÇLANMA
Tıkaçlanmak işi.
TIKAÇLAMA
Tıkaçlamak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TIKA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SİNÜZİT
Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile beliren yüz sinüslerinin iltihaplanması.
TIKAÇLI
Tıkacı olan, tıkaçlanmış.
BEKİNMEK
İnat etmek, direnmek. Kapanmak, tıkanmak.
IZGARA
Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılmış olan parmaklık veya kafes biçiminde araç. Bu araç üstünde pişmiş. Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril. Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara. Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir.
PEKİŞMEK
Sertleşmek, katılaşmak. Sıkışmak, tıkanmak. Güçlenmek, artmak, çoğalmak, kuvvetlenmek.
BÖLGE
Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.
TAMPON
Bir deliği kapamaya yarayan, herhangi bir maddeden yapılmış büyük tıkaç. Kanı silmek, durdurmak için kullanılan gazlı bez yumağı veya sterilize edilmiş pamuklu özel parça. Bir darbenin şiddetini azaltmaya yarayan, içi yumuşak maddeyle dolu şey. Çarpışmaların etkisini azaltmak için vagonların, otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım. Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken.
HINCAHINÇ
Ağzına kadar, tıka basa.
TAPA
Şişe gibi dar delikleri tıkamaya yarayan mantar, cam, tahta veya plastikten tıkaç, tıpa. Top mermisinin ucuna takılan ve mermi atıldıktan sonra patlamasını sağlayan ayarlı başlık.
NATIKASIZ
Natıkası olmayan.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
KAPAMAK
Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Tıkamak, içini doldurmak. Ortalıktan alıp saklamak. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. Su, elektrik gelişini kesmek. Karşılamak, denk gelmek. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Geçişi engellemek. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek.
STENT
Tıkanmakta olan veya açılmış damara bir daha tıkanmaması için konan araç.
ISKARÇA
Kalabalık liman. Bir şeyi tıka basa doldurma. Bir limanın gemilerle dolu olması durumu.
BEKİTMEK
Kapamak, tıkamak.
TIKAÇ
Herhangi bir şeyin delik veya ağzını tıkamaya yarayan nesne.
HAVZA
Bölge, mıntıka. Samsun iline bağlı ilçelerden biri. Yer kabuğundaki kıvrımların çukur, alçak yeri, tekne. Tekne. Dağ veya tepelerle sınırlanmış, suları aynı denize, göle veya ırmağa akan bölge.
ENFARKTÜS
Bir organı besleyen bir atardamarın tıkanması sonucu gelişen doku ölümü.
TAPALANMAK
Tapa ile tıkanmak, tıpalanmak.
KELEBEK
Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad. Biçim olarak bu böceklere benzeyen. Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm. Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan. Bu hayvanın neden olduğu hastalık.