TIKA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tıka" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. tıka ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tıka ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tıka olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

TIKAYIVERMEK, TIKAYABİLMEK, TIKANIVERMEK, TIKANABİLMEK

11 harfli kelimeler

TIKAYIVERME, TIKAÇLANMAK, TIKAYABİLME, TIKANIVERME, TIKANABİLME

10 harfli kelimeler

TIKABİLMEK, TIKAÇLAMAK, TIKAÇLANMA, TIKANIKLIK

9 harfli kelimeler

TIKABİLME, TIKAÇLAMA

8 harfli kelimeler

TIKAMALI, TIKAÇSIZ, TIKANMAK, TIKANSAK, TIKATMAK

7 harfli kelimeler

TIKAMAK, TIKANIK, TIKANMA, TIKATMA, TIKAÇLI

6 harfli kelimeler

TIKAMA, TIKALI, TIKAĞU

5 harfli kelimeler

TIKAZ, TIKAÇ, TIKAS, TIKAN

4 harfli kelimeler

TIKA

Bazı kelimelerin anlamları

TIKA

Tuğla, kiremit gibi şeyler yapmaya yarayan kil. Kaydırak oyununda nişan alınmak için dikilen şey. Kuş gagası.

TIKAÇLAMAK

Tıkaçla tıkamak.

TIKAÇLANMAK

Tıkaçlama işi yapılmak.

TIKANIVERMEK

Çabucak veya ansızın tıkanmak.

TIKANABİLMEK

Tıkanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TIKAYABİLMEK

Tıkama imkânı veya olasılığı bulunmak.

TIKABİLMEK

Tıkma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TIKANIKLIK

Tıkanık olma, iyi işleyememe durumu. Soluğun kesilir gibi olması.

TIKANIVERME

Tıkanıvermek işi.

TIKAYIVERMEK

Çabucak tıkamak.

TIKAYIVERME

Tıkayıvermek işi.

TIKABİLME

Tıkabilmek işi.

TIKAYABİLME

Tıkayabilmek işi.

TIKANABİLME

Tıkanabilmek işi.

TIKAÇLANMA

Tıkaçlanmak işi.

TIKAÇLAMA

Tıkaçlamak işi.

  -   -   -  

Anlamında TIKA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TIKA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SİNÜZİT

Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile beliren yüz sinüslerinin iltihaplanması.

TIKAÇLI

Tıkacı olan, tıkaçlanmış.

BEKİNMEK

İnat etmek, direnmek. Kapanmak, tıkanmak.

IZGARA

Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılmış olan parmaklık veya kafes biçiminde araç. Bu araç üstünde pişmiş. Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril. Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara. Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir.

PEKİŞMEK

Sertleşmek, katılaşmak. Sıkışmak, tıkanmak. Güçlenmek, artmak, çoğalmak, kuvvetlenmek.

BÖLGE

Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

TAMPON

Bir deliği kapamaya yarayan, herhangi bir maddeden yapılmış büyük tıkaç. Kanı silmek, durdurmak için kullanılan gazlı bez yumağı veya sterilize edilmiş pamuklu özel parça. Bir darbenin şiddetini azaltmaya yarayan, içi yumuşak maddeyle dolu şey. Çarpışmaların etkisini azaltmak için vagonların, otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım. Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken.

HINCAHINÇ

Ağzına kadar, tıka basa.

TAPA

Şişe gibi dar delikleri tıkamaya yarayan mantar, cam, tahta veya plastikten tıkaç, tıpa. Top mermisinin ucuna takılan ve mermi atıldıktan sonra patlamasını sağlayan ayarlı başlık.

NATIKASIZ

Natıkası olmayan.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

KAPAMAK

Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Tıkamak, içini doldurmak. Ortalıktan alıp saklamak. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. Su, elektrik gelişini kesmek. Karşılamak, denk gelmek. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Geçişi engellemek. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek.

STENT

Tıkanmakta olan veya açılmış damara bir daha tıkanmaması için konan araç.

ISKARÇA

Kalabalık liman. Bir şeyi tıka basa doldurma. Bir limanın gemilerle dolu olması durumu.

BEKİTMEK

Kapamak, tıkamak.

TIKAÇ

Herhangi bir şeyin delik veya ağzını tıkamaya yarayan nesne.

HAVZA

Bölge, mıntıka. Samsun iline bağlı ilçelerden biri. Yer kabuğundaki kıvrımların çukur, alçak yeri, tekne. Tekne. Dağ veya tepelerle sınırlanmış, suları aynı denize, göle veya ırmağa akan bölge.

ENFARKTÜS

Bir organı besleyen bir atardamarın tıkanması sonucu gelişen doku ölümü.

TAPALANMAK

Tapa ile tıkanmak, tıpalanmak.

KELEBEK

Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad. Biçim olarak bu böceklere benzeyen. Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm. Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan. Bu hayvanın neden olduğu hastalık.