Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tülemek" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tülemek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tülemek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tülemek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GÖRÜNTÜLEMEK
MÜŞTÜLEMEK
KÖTÜLEMEK, KUTÜLEMEK, KÜTÜLEMEK, TETÜLEMEK
ÜTÜLEMEK
TÜLEMEK
TÜLEMEK
Sıçramak. Kuş, tavuk ve benzerleri kanatlı hayvanlar tüy değiştirmek. 1.Kumarda ya da ticarette para yitirmek. 2.Kumarda yenmek. 3.Yoksul düşmek. Bir şeyi sona erdirmek. Bir işin hilesini, kolayını öğrenmek, ustalaşmak. Kumarda para yitirmek. Ocakta ateş kendi kendine sönmek. Kümes hayvanları, kuşlar tüy dökmek. Tüy değiştirmek.
KUTÜLEMEK
"Küt" diye ses çıkarmak, kütlemek.
KÖTÜLEMEK
Biri veya bir şey için olumsuz, aşağılayıcı, hoş olmayan sözler söylemek. Nesnelerin niteliği bozulmak, kalitesi bozulmak. İnsanın sağlığı bozulmak.
MÜŞTÜLEMEK
Fitlemek, çekiştirmek.
KÜTÜLEMEK
Kesici ve sivri araçların ağzı körleşmek. Sular bol bol, çağıl çağıl akmak. Taş atmak. Sıvılar donmak, sertleşmek: Kaptaki sular kütülemiş. Patlamak (tabanca vb.). Bedenin eklem yerlerinden "küt" diye ses çıkmak.
TETÜLEMEK
Korkmak, ürkmek, şaşırmak, fenalaşmak.
ÜTÜLEMEK
Ütü ile buruşukluklarını gidermek. Alevde tüylerini veya kabuğunu yakıp gidermek.
GÖRÜNTÜLEMEK
Belirli bir konuyu buna en yakın görüntüler içinde tasarlamak, yaratmak, gerçekleştirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TÜLEMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYDEŞMEK
Tartışmada aksi cevap vermek, inatlaşmak. Kötülemek, uğraşmak. İtişmek, didişmek.
ÇAMURLAMAK
Çamur sürmek, çamurla sıvamak. Kötülemek.
DİLLEMEK
Kilitlemek. Aleyhte bulunmak, kötülemek. Bir şeyi diline dolayıp yaymak. Bir kimsenin zenginliği, malı ve kendisi hakkında hasetle konuşmak: Görmemiş insanların yanında malımız dillendiğinden her şeyimizi kaybettik. Azarlamak, darılmak. Bir şeyi çok istemek: Kız için dilledi dilledi elinde ne varsa hepsini yedi. Bir kimse hakkında dedikodu yapmak, bir kimseyi çekiştirmek, zemmetmek.
GARAMAK
Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek.
AYDIŞMAK
Tartışmada aksi cevap vermek, inatlaşmak. Kötülemek, uğraşmak. İtişmek, didişmek. Tartışma yapmak, dil kavgası etmek.
KARAMAK
Hor görmek. Karalamak, kara çalmak, lekelemek. Kötülemek, yermek.
ZEMMETMEK
Yermek, kınamak, kötülemek, çekiştirmek.
BATIRMAK
Bir şeyin sıvı veya yumuşak bir maddenin içine gömülmesine yol açmak, batmasını sağlamak. Kirletmek. Yitirmek. Mahvetmek. Bir kimseyi çekiştirip iyice kötülemek. Bir işte kazanç sağlayamaz duruma gelmek.
DEBİZİLEMEK
Devamlı olarak dövmek, itmek, kötülemek, hırpalamak: Ahmet Ağagil gelinlerini debizileyivermişler.
ÜTÜLEME
Ütülemek işi.
FOTOĞRAFLAMAK
Fotoğrafla tespit etmek, fotoğrafını çekmek, görüntülemek.
GINAMAK
Ayıplamak. Birini başkasına yermek, kötülemek. Eski türkçe kınamak: kınamak; ayıplamak. Kınamak.
DİLLEMEG
Aleyhte bulunmak, kötülemek.
ÜTÜCÜ
İşi kumaş, giysi, çamaşır vb. ütülemek olan kimse.
KESMEK
Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.
KÖTÜLEME
Kötülemek işi.
GARIMAK
Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek: Hasan, Ahmet'i garıdı. Oyun bozmak: Ayşe'yi oyuna almıyalım. O çok garıyor. İşe yaramaz olmak, eskimek: Hayvanın nalı garıdı, yeniletiver. İşler üst üste yığılmak: İşler garıdı, altından nasıl çıkacağız bakalım. Tarlada ürünler fazlaca olgunlaşıp, kendiliğinden dökülmek, boşa gitmek. Usanmak, bıkmak. Karın. İşkembe. Suya batmak, suya boğmak. Yaşlanmak: Gurumuş, garıhmış kimi yeri çürümüş.
GÖRÜNTÜLEME
Görüntülemek işi.
DEBİZLEMEK
Karanlıkta körler gibi şaşkın hareketler yaparak, sendeleyerek yürümek. Devamlı olarak dövmek, itmek, kötülemek, hırpalamak. Kötülemek, aşağı görmek.
KOLALAMAK
Gömlek, örtü vb. şeyleri, sert ve parlak olması için kolalı suya batırıp ütülemek.