Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tutunma" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tutunma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tutunma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tutunma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TUTUNMA
TUTUNMA
Tutunmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TUTUNMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CESTODARİA
Segmentsiz şerit. Cestoidea sınıfında bulunan balık ve seyrek olarak sürüngenlerde parazitlenen, halkalanma göstermeyen, tek bir genital organ takımına sahip, hermafrodit, var olduğunda iyi gelişmemiş bir tutunma organına sahip, larvaları 5 çift çengel taşıyan alt sınıf.
BULLA
Abla. Ağa karısı, hayvan sahibi kadın, hanım, karı. Teyze. Yeni ötmeye başlayan horoz. Civciv. Kabarcık; balıklarda gaz kesesinin çeperleri kalınlaşmış ön ucundan çıkan iki ince kanalın açıldığı, içi zarla örtülü, alt kısmı gaz, üst kısmı perilenf içeren bölmeli çukurluk. Kabarcık, kesecik, baloncuk. Lernacopodidae ailesindeki dişi kopepod kabukluların baş ve maksillar bezlerinden salgılanan, maksillanın sürekli olarak bağlı olduğu tutunmaya yarayan ölü yapı. Deri veya mukozalarda yuvarlak, bezelye büyüklüğünde veya daha büyük, seröz sıvı içeren lezyon, vezikülden daha büyük şişlik.
YAPIŞMA
Yapışmak işi. Boyanın uygulandığı yüzeye tamamen kuruduktan sonraki tutunma derecesi.
HEREK
Asma, fasulye vb. sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık, ispalya.
MİÇEL
Mantarların ipliksi ve uzantılı tutunma ve gelişim organı.
ARBILMAK
Abanmak, yaslanmak, dayanmak, yüklenmek. Asılmak, tutunmak, tırmanmak, takılmak, çıkmak. Atılmak, saldırmak. Binmek. Birisine yük olmak. Birinin üstüne abanmak. Birine yük olmak.
EMEÇ
Su ve kara yosunlarının, kökü andıran tutunma organı.
KÖKSÜ
Ciğer otlarında ve yosunlarda kökü andıran, bitkinin tutunmasına yarayan bölüm.
ASETABULUM
Kalça kemerinde femurun başının girdiği cep. Böceklerde bacakların yerleştiği toraks üzerindeki boşluk. S.Arachnida'da koksanın cebi. Şeritlerde ve sülüklerde konağa bağlanmaya yarayan vantuz. 5.Sefalopodlarda kılların üzerindeki vantuzlar. Sirke kabı, hokka çukuru, çanakçık, anatomide kalça eklemi çukuru. Sestodlarda skoleks üzerinde bulunan tutunma organı. Trematodların arka çekmeni. Böceklerde bacakların yerleştiği göğüs üzerindeki boşluk. Arachnida'da koksanın cebi. Sülüklerde konağa bağlanmaya yarayan vantuz. Sefalopodlarda kılların üzerindeki vantuzlar.
BIYIK
Üst dudak üzerinde çıkan kıllar. Asma vb. bitkilerde, sarılıp tutunmaya yarayan sürgün. Balıklarda deri uzantısı.
ANTİPLAK
Diş plağının dişin yüzeyine tutunmasını engelleyen madde.
ADSORPLANMA
Katı , sıvı, gaz moleküllerinin, atom veya iyonların katı veya sıvı yüzeyde tutunması.
TUTUNUŞ
Tutunma işi.
ADEZYON
Farklı molekülleri birarada tutan çekim veya kuvvet. Normalde birbirinden ayrı iki organ veya zarın iltihap gibi nedenlerle birbirine yapışması. Moleküller arasında birbirilerine tutunmalarını sağlayan çekim kuvveti. Birbirinden ayrı iki organ veya zarın yangı ve benzeri nedenlerle yapışması. Yangı sürecinde nötrofil lökositlerin, venül ve kılcal damar endoteline yapışması. Birleşme, yapışma, tutunma.
İBİK
Horoz, hindi vb.nin tepesinde bulunan kırmızı deri uzantısı. Köşe, kenar, uç. Bazı kemiklerde bulunan ve kasların tutunmasına yarayan, çizgi durumunda pürtüklü çıkıntı. Emzik.
SIRIKLAMAK
Fasulye, domates vb. bitkilerin tutunması, dallarının desteklenmesi için yanlarına sırık dikmek, hereklemek. Aşırıp götürmek, çalmak.
ARBIŞMAK
Yoktan kavga çıkarmak. Tutmak, yapmak: Şu işi arbıştım. Abanmak, yaslanmak, dayanmak, yüklenmek. Asılmak, tutunmak, tırmanmak, takılmak, çıkmak. Atılmak, saldırmak. Binmek.
DAYANMAK
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.
YERLEŞMEK
Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak. Yer bulup oturmak. Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak. Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak. Yaygın duruma gelmek, tutunmak. Eşyayı yerli yerine koymak. Rahat bir biçimde oturmak. Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak. Alışılmak, kullanılır olmak.
ADSORPSİYON
Moleküllerin katı bir yüzeye yapışması, tek molekül tabakasından oluşan bir yüzey tabakasının oluşması. Atom, iyon veya moleküllerin katı bir yüzeye yapışarak tek moleküllü yeni bir yüzey tabakası oluşturması. Herhangi bir canlının başka bir maddenin belli bir yüzeyine tutunması. Virüs bağlanma proteinlerinin hücrenin zarında bulunan almaca bağlanması. Moleküllerin katı bir faza yapışması. Bir maddenin kendi yüzeyinde moleküller arasında çekiş kuvveti dolayısıyla, gazları, sıvıları veya bir sıvıda çözünmüş maddeleri tutması.