Kelimeler arşivi içinde; sonunda "turak" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu turak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında turak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde turak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KÜÇÜKOTURAK, TAHTAOTURAK, YARIMOTURAK
TUMTURAK, TOMTURAK, YALTURAK
BUTURAK, OLTURAK, OSTURAK, PUTURAK, TUTURAK
OTURAK
TURAK
TURAK
Yonga, talaş.
OTURAK
Oturulacak yer ya da şey. Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm. Bir şeyin yere gelen tarafı, taban. İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti. Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta. Alçak iskemle. Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm. Ördek.
OLTURAK
Çam fidanı.
BUTURAK
Ekinler içinde biten, yapışkan dikenli bir ot. Kilimde, heybede, çulda olan bir motif.
KÜÇÜKOTURAK
Uşak kenti, Banaz ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
OSTURAK
Yellenme.
TUTURAK
Yonga, talaş.
TOMTURAK
Alım, gösteriş. Çan, zil. Tantana, gösteriş.
YARIMOTURAK
Arkasız sandalye.
TUMTURAK
Gösteriş, debdebe. Gerekli olmadığı hâlde kulağa hoş gelen, gösterişli kelimeler kullanma.
TAHTAOTURAK
Sandalya. (Yüreğil Emirdağ Afyonkarahisar).
YALTURAK
Kuyrukluyıldız.
PUTURAK
İnce ve yapışkan dikenli tohumları olan bir çeşit ot. Kırılan ağaç dallarının ağaçta kalan parçaları. Bir şeyin çokluğu ve sıklığı için : Meyveler puturak gibi. Yapışkan, dikenli meyveli bir çeşit çalı.
Bu bölümde tanımı içerisinde TURAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADAMIKLI
Aklı başında, oturaklı adam. Hatır, gönül sayan, insaniyetli. Terbiyeli.
HEVRÜZ
Oturak, lazımlık.
ÖRDEK
Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak. Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz.
SIRA
Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi. Nöbet. Bu biçimdeki topluluğun durumu. Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz. Düzen. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu. Tahtadan oturak.
AVRUZ
Lâzımlık, oturak. Dibi dar, ağzı geniş, iki kulplu, yoğurt mayalanan toprak kab.
OTURAKLILIK
Oturaklı olma durumu.
HAVRUZ
Oturak, lazımlık.
DANGAZ
Müsrif. Aptal, budala. Yüksek: Bu bina dangaz değil oturaklı. Biçimsiz.
HAMLA
Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması. Kıçtan birinci oturak. Sandalın bu biçimde aldığı yol.
HAMLACI
Büyük sandal ve kayıklarda kıçtan birinci oturakta kürek çeken kimse.
BADALA
Okul sırası. Masa. Üzerinde çalışılan alçak masa; rahle; bank, oturak.
KÖTÜRÜM
Yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyemeyen, ayağa kalkamayan (kimse), oturak. Yürüyemeyecek derecede sakat (bacak). İşleyemeyen, iş yapamayan.
DÖKNEL
Oturaklı, ağırca. Gösterişli: Diktirdiğin elbise çok döknel olmuş.
AYTA
Resmi bir yerde, büyük kimseler karşısında söylenen ve oldukça kısa olması gereken söylev (AYTA VURGUSU, Accent oratoire). Tumturaklı konuşma.
GODUK
Arkadaş. Eşek yavrusu, sıpa. Lazımhk, oturak: çocuğun goduğunu getir. Kile demlen tahıl ölçeğinin dörtte biri, şinik. Çocuk.
TİLKİKUYRUĞU
Hoşkuran. Uzun salkımlı bir çeşit üzüm. Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye, alttakinin elini geri uzatarak çenesinden veya gırtlağından çekmesi.
İKİTEK
Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ayrı ayrı oturaklarda ve sadece birer küreği olan tekne.
TİRAT
Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça. Uzun ve tumturaklı konuşma. Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi.
GÖSTERİŞLEME
(Söz sanatı terimi) Söylemede sesi yükseltmek, alçaltmak, heceleri uzatmak gibi yollara saparak, yazıda ise türlü söz sanatlarına baş vurarak bir fikir üzerine dikkati çekme, ona fazla bir önem verdirmek isteme. (GÖSTERİŞLİ, TUMTURAKLI, Emphatique; TUMTURAK VURGUSU, Accent emphatique).
HAVRIZ
Oturak, lazımlık. Leğen. Oturak. Lazımlık. (Esnemez, Dutluyayla, İnönü Eskişehir; Gaziantep).