Sonu TURAK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "turak" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu turak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında turak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde turak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

KÜÇÜKOTURAK, TAHTAOTURAK, YARIMOTURAK

8 harfli kelimeler

TUMTURAK, TOMTURAK, YALTURAK

7 harfli kelimeler

BUTURAK, OLTURAK, OSTURAK, PUTURAK, TUTURAK

6 harfli kelimeler

OTURAK

5 harfli kelimeler

TURAK

Bazı kelimelerin anlamları

TURAK

Yonga, talaş.

PUTURAK

İnce ve yapışkan dikenli tohumları olan bir çeşit ot. Kırılan ağaç dallarının ağaçta kalan parçaları. Bir şeyin çokluğu ve sıklığı için : Meyveler puturak gibi. Yapışkan, dikenli meyveli bir çeşit çalı.

TUMTURAK

Gösteriş, debdebe. Gerekli olmadığı hâlde kulağa hoş gelen, gösterişli kelimeler kullanma.

TAHTAOTURAK

Sandalya. (Yüreğil Emirdağ Afyonkarahisar).

BUTURAK

Ekinler içinde biten, yapışkan dikenli bir ot. Kilimde, heybede, çulda olan bir motif.

TOMTURAK

Alım, gösteriş. Çan, zil. Tantana, gösteriş.

OSTURAK

Yellenme.

OLTURAK

Çam fidanı.

YARIMOTURAK

Arkasız sandalye.

OTURAK

Oturulacak yer ya da şey. Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm. Bir şeyin yere gelen tarafı, taban. İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti. Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta. Alçak iskemle. Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm. Ördek.

YALTURAK

Kuyrukluyıldız.

TUTURAK

Yonga, talaş.

KÜÇÜKOTURAK

Uşak kenti, Banaz ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

  -   -   -  

Anlamında TURAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TURAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

OTURAKLILIK

Oturaklı olma durumu.

HAVRIZ

Oturak, lazımlık. Leğen. Oturak. Lazımlık. (Esnemez, Dutluyayla, İnönü Eskişehir; Gaziantep).

GÖSTERİŞLEME

(Söz sanatı terimi) Söylemede sesi yükseltmek, alçaltmak, heceleri uzatmak gibi yollara saparak, yazıda ise türlü söz sanatlarına baş vurarak bir fikir üzerine dikkati çekme, ona fazla bir önem verdirmek isteme. (GÖSTERİŞLİ, TUMTURAKLI, Emphatique; TUMTURAK VURGUSU, Accent emphatique).

HEVRÜZ

Oturak, lazımlık.

DÖKNEL

Oturaklı, ağırca. Gösterişli: Diktirdiğin elbise çok döknel olmuş.

ADAMIKLI

Aklı başında, oturaklı adam. Hatır, gönül sayan, insaniyetli. Terbiyeli.

KÖTÜRÜM

Yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyemeyen, ayağa kalkamayan (kimse), oturak. Yürüyemeyecek derecede sakat (bacak). İşleyemeyen, iş yapamayan.

AYTA

Resmi bir yerde, büyük kimseler karşısında söylenen ve oldukça kısa olması gereken söylev (AYTA VURGUSU, Accent oratoire). Tumturaklı konuşma.

GODUK

Arkadaş. Eşek yavrusu, sıpa. Lazımhk, oturak: çocuğun goduğunu getir. Kile demlen tahıl ölçeğinin dörtte biri, şinik. Çocuk.

TİLKİKUYRUĞU

Hoşkuran. Uzun salkımlı bir çeşit üzüm. Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye, alttakinin elini geri uzatarak çenesinden veya gırtlağından çekmesi.

BADALA

Okul sırası. Masa. Üzerinde çalışılan alçak masa; rahle; bank, oturak.

AVRUZ

Lâzımlık, oturak. Dibi dar, ağzı geniş, iki kulplu, yoğurt mayalanan toprak kab.

ÖRDEK

Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak. Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz.

HAMLA

Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması. Kıçtan birinci oturak. Sandalın bu biçimde aldığı yol.

HAVRUZ

Oturak, lazımlık.

İKİTEK

Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ayrı ayrı oturaklarda ve sadece birer küreği olan tekne.

DANGAZ

Müsrif. Aptal, budala. Yüksek: Bu bina dangaz değil oturaklı. Biçimsiz.

HAMLACI

Büyük sandal ve kayıklarda kıçtan birinci oturakta kürek çeken kimse.

SIRA

Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi. Nöbet. Bu biçimdeki topluluğun durumu. Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz. Düzen. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu. Tahtadan oturak.

TİRAT

Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça. Uzun ve tumturaklı konuşma. Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi.