Sonu TULUP ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tulup" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tulup ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tulup olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tulup olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

TULUP

Atılmış, eğrilmeye hazırlanmış, top biçiminde yün veya pamuk.

  -   -   -  

Anlamında TULUP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TULUP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇANŞIR

Kurutulup hayvanlara yedirilen, kökünde mantar biten bir çeşit ot.

ANSINMAK

Vurmaya niyet etmek, korkutmak kasdiyle vuracakmış gibi yapmak. İşleri oluruna bırakmak. Söz söylemek isterken söyliyememek, tutulup kalmak.

TUTAMAÇ

Bir şeyin tutulup çekilecek yeri. Tutunacak yer, tutamak. Telgraf veya elektrik direklerine rahat çıkmayı sağlayan ve ayağa takılan mahmuzlu araç.

BİBER

Patlıcangillerden, yurdumuzda çok yetişen ve çeşitli türleri bulunan bir bitki (Capsicum annuum). Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen ürünü. Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü.

EFENK

Kurutulup kışın hayvanlara verilen, bağla ya da karacaot denilen bir bitki.

TÜTÜN

Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan, otsu bir bitki (Nicotiana tabacum). Duman. Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı.

YENİBAHAR

Mersingillerden, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir bitki (Pimenta officinalis). Bu bitkinin olgunlaştıktan sonra kurutulup bahar olarak kullanılan meyvesi.

ALAMPA

El ile tutulup atılabilecek büyüklükteki taş parçası.

KIRMIZIBİBER

Patlıcangillerden bir tür biber (Capsicum annuum). Bu bitkinin olgunlaştığında kızarıp yakıcı bir acılık kazanan, kurutulup dövülerek yemeklerde baharat olarak kullanılan tozu, Türk biberi.

MÜSTERİH

Bütün kaygılardan kurtulup gönlü rahata kavuşan, içi rahat olan.

GELENEK

Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon.

MALAKİT

Yeşil renkli, yontulup parlatılabilen, doğal bakırlı, hidratlı karbonat, bakır taşı.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

ALAMA

El ile tutulup atılabilecek büyüklükteki taş parçası: Dünkü kavgada bir alama da bana geldi. Sert ağaçtan yapılan, üzeri oyma işlemeli ve gece gezerken taşınan sopa. Ele alınıp atılacak büyüklükte, yuvarlak taş. Yumruk büyüklüğünde taş.

SIÇIRGAN

Sürgüne tutulup her yanı pisleten.

KARABİBER

Karabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki (Piper nigrum). Sevimli ve ufak tefek esmer güzeli. Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kuru ve siyah tanesi. Bu tanelerin kurutulup öğütülmesiyle yapılmış olan toz.

ABANIK

"Samit" kelimesinden çevirme olan "sessiz" teriminin dilbilim bakımından yanlış olduğu bilinmektedir. Esasen sesli ve sessiz kelimeleri voisé ve invoisé terimlerinin tam karşılığıdır. (bk. Sesli ve Sessiz). Bu sesler, yani samitler, söylenirken ses aygıdmda herhangi bir kısmın başka bir kısma abanarak yolu daraltması veya kapamasıyla meydana geldikleri için fizyolojik olay gözönünde tutulup bunlara "abanık" denilmiştir. Bu bakımdan abanıklar DARALTILI (Constricitive) ve KAPANTILI (Occlusive) diye iki sınıfa ayrılır (bk. Daraltılı ve Kapantılı). Abanıklar boğumlanma noktalarına göre de ayrı bir sınıflamaya uğrarlar: AĞIZDIŞI (Eixtrabuccale), AĞIZİÇİ (Intra - buccale) ve AĞIZARDI (Post - buccale) ; (Bu kelimelere bakınız). Bundan başka dilin boğumlamayı sağlıyan kısmı bakımından bir sınıflama daha yapılıyor. bk. Dilönü, Dilortası ve Dilardı abanığı.

TOPARLAMAK

Bir araya getirmek, toplu bir duruma sokmak. Neler üzerinde durulacağını hatırlayıp bir araya getirmeye çalışmak. Çekidüzen vermek. Şaşkın durumdan kurtulup kendine gelmek.

IHLAMUR

Ihlamurgillerden, kerestesi beğenilen, büyük bir gölge ağacı (Tilia). Bu çiçeğin kurutulup kaynatılmasıyla elde edilen içecek. Bu ağacın güzel kokulu çiçeği.

KARANTİNA

Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi. Hastanelerde, yatacak hastaların kayıt ve kabul edildikleri yer.