Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tri" olan, toplam 75 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tri ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tri olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tri olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HEMOGLOBİNOMETRİ, KRONOAMPEROMETRİ
ABSORBSİYOMETRİ, TERMOGRAVİMETRİ
POTANSİYOMETRİ, İNTERFEROMETRİ, KOMPLEKSİMETRİ
STOİKİYOMETRİ, SİTOFOTOMETRİ, HEMOSİTOMETRİ
MEGALOGASTRİ, TRİGONOMETRİ, STOKİYOMETRİ, FOSFORİMETRİ, GALVANOMETRİ, SAKKARİMETRİ, TAKSONOMETRİ, TANSİYOMETRİ, HİSTEROMETRİ, TÜRBİDİMETRİ
POLİSİMETRİ, RODANOMETRİ, NEFELOMETRİ, ALKALİMETRİ, LUMİNOMETRİ, ŞELATOMETRİ, SAKARİMETRİ, POLARİMETRİ, KOLORİMETRİ, KALORİMETRİ
VOLTAMETRİ, PELVİMETRİ, ÜRİNOMETRİ, NESTİYATRİ, EKONOMETRİ, TİTRİMETRİ, KLOROMETRİ, İYODOMETRİ, TERMOMETRİ, HİGROMETRİ, PSİKİYATRİ, SKOPOMETRİ, PSİKOMETRİ, FLOROMETRİ, FLORİMETRİ, RADYOMETRİ, ARKEOMETRİ
PİROMETRİ, GAZOMETRİ, FOTOMETRİ, TONOMETRİ, OPTİMETRİ, BATİMETRİ, TELEMETRİ
ASİMETRİ, PEDİATRİ, DİYOPTRİ, ENDÜSTRİ, GEOMETRİ, GERİATRİ, İZOMETRİ
ANARTRİ, KOKETRİ, SİMETRİ, SALUTRİ, GAYATRİ
FRATRİ, GANTRİ, ROPTRİ
DOTRİ, FİTRİ, TETRİ, FITRİ
ITRİ
TRİ
TRİ
" Üç " sayısını belirten ön ek. Üç. Üçlü. Üç defa.
HEMOGLOBİNOMETRİ
Kandaki hemoglobin miktarının belirlenmesi işlemi.
KRONOAMPEROMETRİ
Çalışma elektrot potansiyelinin ani olarak değiştirilip uygulanan sabit potansiyelde (normal polorografide plato bölgesi) akım değişiminin zamana karşı ölçüldüğü ve akım-zaman ilişkisinin gözlendiği bir elektroanalitik teknik. Ölçümler milisaniye mertebesinde yapılır. Kinetik amaçlı kullanılır.
STOKİYOMETRİ
Kimyasal tepkimelerde madde ve enerji denkliğini matematiksel yolla inceleyen bilim dalı.
İNTERFEROMETRİ
Girişim ölçme.
HEMOSİTOMETRİ
Kan hücresi sayımı.
FOSFORİMETRİ
Bir numunenin UV veya görünür ışıkla uyarılması sonucunda yaptığı fosforesansın spektrofotometrik olarak ölçülmesine dayanan analiz yöntemi.
KOMPLEKSİMETRİ
Az ayrışan bir çözünür kompleks oluşturan bir maddenin titrasyonu veya bu maddeyle titrasyon.
TRİGONOMETRİ
Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik kolu, müsellesat.
POTANSİYOMETRİ
Çözeltiye daldırılan iki elektrotla çözeltide meydana getirilen pilin potansiyelinin ölçüldüğü yöntem.
STOİKİYOMETRİ
Bir bileşikte elementler arasında ya da kimyasal bir olayda reaksiyona girenler ile ürünler arasındaki kantitatif ilişki.
MEGALOGASTRİ
Mide genişlemesi.
SİTOFOTOMETRİ
Hücre elemanlarının spesifik boyalarla boyanması ya da boyanmaması durumunda ışığı absorbe etmesi esasına dayanan, mikroskop ve spektroskop aracılığıyla hücredeki maddelerin nicel (kantitatif) olarak tayini.
TERMOGRAVİMETRİ
Kontrollü ısıtma programına tabi tutulan bir numunenin kütlesinin sıcaklıkla değişiminin ölçüldüğü ve grafiğe geçirildiği bir teknik.
GALVANOMETRİ
Elektrik akımının ölçümü.
ABSORBSİYOMETRİ
Kemik mineral düzeyinin veya yoğunluğunun ölçümü.
Bu bölümde tanımı içerisinde TRİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
AKÜMÜLATÖR
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ASANSÖR
İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ALMAÇ
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör.
ARŞE
Tren, troleybüs, tramvay vb. elektrikle işleyen taşıtlarda telden elektrik akımı almaya yarayan, yukarıya doğru uzanmış demir yay. Keman yayı.
AMPER
Elektrik akımında şiddet birimi.
AKIMÖLÇER
Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt, amperölçer, ampermetre.
ANTİKATOT
Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.
ANYON
Negatif elektrikle yüklü iyon, eksin.
ANAERKİL
Anaerki temeline dayanan, maderşahi, matriarkal.
AŞINDIRMA
Aşındırmak işi. Teknik alanda ve günlük hayatta madenlerin elektriksel, kimyasal veya mekanik nedenlerle aşınması, korozyon.
AKMANTAR
Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar, keçi mantarı (Agaricus campestris).
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
ATAERKİL
Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden (topluluk), pederşahi, patriarkal.
ANTROK
Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil.
AMPUL
İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.