Kelimeler arşivi içinde; başında "toku" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. toku ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu toku ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde toku olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TOKUŞTURABİLMEK
TOKUŞTURABİLME
TOKUÇBALIĞI, TOKUŞTURMAK, TOKULDAŞMAK, TOKURDATMAK
TOKURDAMAK, TOKUÇLAMAK, TOKUŞTURMA, TOKURDATMA, TOKULDAMAK
TOKURDAMA, TOKULAMAK
TOKUŞLAR, TOKUŞHAN, TOKURŞAK, TOKURDUM, TOKUŞMAK, TOKUTMAK, TOKUZTUĞ, TOKURCUN, TOKURCUM, TOKURCUK, TOKURCAK, TOKURDAK
TOKUŞMA, TOKUZER, TOKUTMA, TOKULLU, TOKUMAK, TOKURTU, TOKURCU
TOKURA, TOKULA
TOKUR, TOKUŞ, TOKUL, TOKUK, TOKUÇ, TOKUZ
TOKU
TOKU
Kirli giysileri yıkamaya yarayan tahta tokmak. Çapı beş cm. kadar olan demir halkalara verilen ad. (Gazelyapı Kütahya). Tokmak, değnek.
TOKURDATMA
Tokurdatmak işi.
TOKURDAMAK
Hava, suyun içinde kabarcıklar durumunda yükselirken ses çıkarmak.
TOKUŞTURMAK
Birbirine dokundurmak, çarpıştırmak.
TOKUÇLAMAK
Tokaçla giysi yıkamak.
TOKURDAMA
Tokurdamak işi.
TOKUŞTURABİLME
Tokuşturabilmek işi.
TOKURDATMAK
Tokurdama işini yaptırmak.
TOKUÇBALIĞI
Kurbağa yavrularının yumurtadan çıktıktan sonraki ilk devresi.
TOKULAMAK
Ham ipliği tokaçla dövmek.
TOKUŞTURABİLMEK
Tokuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TOKULDAMAK
Su kaynamak.
TOKULDAŞMAK
1.Konuşmak, yarenlik etmek. 2.Birini kandırmak, inandırmak için konuşmak. 3.Gizli konuşmak. Söyleşmek, konuşmak.
TOKUŞTURMA
Tokuşturmak işi.
TOKUŞLAR
Afyon şehri, Sincanlı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Düzce ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Sinop kenti, Gerze belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
TOKUŞHAN
Savaşçı hükümdar.
Bu bölümde tanımı içerisinde TOKU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEK
Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin. Düzen, hile, entrika. Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin. Tokuşma, çatışma. Sağlam.
ETENELENME
Embriyo veya eklentileriyle ana arasında kimyasal değiş tokuşu sağlamak amacıyla ilgi kurma.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
TOKURCUN
Dokurcun. Başakları iç yana gelerek dokuz ya da on üç bağlamdan yapılmış ekin yığınları. 1.Dört köşe, kare : Tokurcunlu basma aldım. 2.Çizgili desenli çarşaf. 3.Bezin dokuma biçimi. Dokuztaş oyunu. Kirizma yapılan bağda birer metre ara ile ip çekme işi. 1.Dam kıyısı. 2.Damların saçaklarına konan yassı ağaçlar. Ekin demetlerinden yapılan yığın. Yirmi dört haneli bir oyun tahtası üzerinde dokuz taşla oynanaa bir oyun.
ÇARPIŞMAK
Birbirine çarpmak, tokuşmak. Birbirine üstün gelmeye çalışmak. Vuruşmak, savaşmak.
TIRAMPA
Değiş tokuş.
DOKURCUN
Ot ya da ekin yığını. Dokuztaş oyunu. Çizgili şayak kumaş, tokurcun.
TOKA
Kemer, kayış, ayakkabı vb.nin iki ucunu birbirine bağlamaya, bunları istenilen genişlikte tutmaya yarayan, türlü biçimlerde tutturmalık. İçki içerken birinin şerefine, sağlığına kadeh tokuşturma. Kadınların saçlarını bir arada tutmaya yarayan, bazen de süs olarak kullanılan araç. El sıkışma.
DOHSAN
Doksan. Eski türkçe tokuz-on: doksan.
DEĞİŞİM
Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü, değişme. Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım. Rüzgârın yön değiştirmesi. Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi, değiş, değişme, değiş tokuş, takas, mübadele, trampa, trok. Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü, varyasyon.
TOKUŞMA
Tokuşmak işi.
SADME
Çarpışma, tokuşma, vurma. Sarsıntı.
TURAMPA
Değiş tokuş.
TOKUR
1.Büyük bilye. Taş bilye. Bağlamanın küçüğü, cura. 1.Kısa boylu, cüce. 2.Kısa boylu ve güçlü kişi. 3.Kaba ve durgun kişi. 4.Yaşlı (insan ya da hayvan). Toparlak : Eli yüzü tokur. Su kabı. Gelişmemiş, sıska. Kısa boylu, şişman kimse.
TOKIŞTIRMAK
Çarpmak, tokuşturmak.
TOKURTU
Tokurdama sırasında çıkan sesin adı.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
KUPÜŞMEK
Çarpışmak, tokuşmak.
TAHIŞLUH
Karşılıklı alışveriş, değiş tokuş.
MIR
Bozulmuş turşu. Değiş tokuş : Öküzle düğeyi mır edelim.