TETİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "teti" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. teti ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu teti ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde teti olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

TETİKLEYEBİLMEK

14 harfli kelimeler

TETİKLEYEBİLME

11 harfli kelimeler

TETİKLEŞMEK

10 harfli kelimeler

TETİKÇİLİK, TETİKLEMEK, TETİKLEŞME

9 harfli kelimeler

TETİKLEME

8 harfli kelimeler

TETİRGİN, TETİRGEN, TETİKLİK, TETİRLİK

7 harfli kelimeler

TETİRİS, TETİRBE, TETİKTE, TETİKER, TETİKÇİ

6 harfli kelimeler

TETİLE, TETİNİ, TETİRE, TETİYH, TETİRİ

5 harfli kelimeler

TETİŞ, TETİL, TETİR, TETİK

4 harfli kelimeler

TETİ

Bazı kelimelerin anlamları

TETİ

Küçük çocuk eli.

TETİKLEŞMEK

Tetik duruma gelmek.

TETİKLEYEBİLMEK

Tetikleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

TETİRİS

Parça parça borç ödeme için.

TETİRLİK

Kahramanmaraş kenti, Pazarcık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

TETİKLEŞME

Tetikleşmek işi.

TETİRBE

Çıkmaz sokak.

TETİKÇİLİK

Tetikçi olma durumu.

TETİRGEN

Üzüm şırasının ilk kez kaynatıldıktan sonra durulması için konulduğu tahta kap.

TETİKTE

Karşısındakinin saldırısına karşı uyanık durma.

TETİKER

Uyanık, çevik, becerikli kimse.

TETİRGİN

Şaşkın, başıboş.

TETİKLEYEBİLME

Tetikleyebilmek işi.

TETİKLEME

Tetiklemek işi.

TETİKLİK

Tetik (II) olma durumu.

TETİKLEMEK

Harekete geçirmek.

  -   -   -  

Anlamında TETİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TETİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEDİİ

Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen. Estetik.

BİREŞİMLİ

Bireşim yolu ile elde edilen, sentetik.

ARİSTOTELESÇİ

Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.

DANS

Müzik temposuna uyularak yapılmış olan ve estetik değer taşıyan düzenli vücut hareketleri, raks.

DADACILIK

Savaşa ve toplumsal düzensizliğe karşı başkaldırmadan doğan bir sanat akımı, Dadaizm. 1916'da dil ve estetik kurallarını tanımayan, kelimelerin anlamlarına değer vermeyen, anlatımda başıboş ve alabildiğine çağrışımlara dayanan bir yol izleyen, bile bile kapalılığa sapan bir çığır, Dadaizm.

DEKORATÖR

Tiyatro, opera vb. dekorlarını tasarlayan sanatçı. Bir alanı kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse. İç mimar.

BEDAYİ

Estetik yönü ağır basan güzellikler.

APİKO

Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması. Derli toplu, süslü, şık. Hazır, tetik.

ELCİK

Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak, sentetik maddeden yapılmış olan kaplama.

ESTETİKÇİLİK

Gerçeklik ve yarar kaygılarından sıyrılarak bir sanat veya felsefe konusunu salt güzelliği için sevme kuramı, güzel duyuculuk, estetizm.

BEDİİYAT

Estetik bilimi, güzel sanatlar.

ESTETİKÇİ

Estetikle uğraşan kimse. Estetikçilik kuramını benimseyen.

ARBALET

Kundaklı, tetikli yay.

ALESTA

Harekete hazır, tetikte.

DUYGU

Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi.

DOKUNAKLI

Etkili, insanın içine işleyen, müessir, patetik.

ARİSTOTELESÇİLİK

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.

ÇEVİK

Kolaylık ve çabuklukla davranan, tetik, atik, atik tetik.

ÇUVAL

Pamuk, kenevir veya sentetik iplikten dokunmuş büyük torba. Bu torbanın alabileceği miktarda olan.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.