Kelimeler arşivi içinde; başında "terli" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. terli ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu terli ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde terli olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TERLİKÇİLİK, TERLİPRESİN
TERLİKSİZ
TERLİKÇE, TERLİKÇİ, TERLİKSİ
TERLİYH
TERLİG, TERLİH, TERLİK
TERLİ
TERLİ
Terlemiş olan.
TERLİKÇE
Karabasan.
TERLİYH
Terlik; takke.
TERLİKÇİLİK
Terlik yapma veya satma işi.
TERLİPRESİN
Vazopresin analoğu olan ve kanama durdurmak için kullanılan bir ilaç.
TERLİKSİZ
Adana ili, Karataş belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
TERLİKSİ
Terlik biçiminde olan. Bütün kirpiklilerden, durgun ve kirli sularda yaşayan, yassı gövdeli, bir hücreli hayvan (Paramaecium).
TERLİG
Terlik.
TERLİKÇİ
Terlik yapan veya satan kimse.
TERLİH
Takke.
TERLİK
Genellikle ev içinde giyilen, deri, naylon vb. şeylerden yapılan, arkası açık, hafif ve türlü biçimlerde ayak giysisi. Beyaz patiskadan dikilen veya yünden örülen takke, başlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde TERLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİLMEK
Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak. Saymak. İşine gelmek, uygun bulmak. Sanmak, varsaymak, farz etmek. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek. İnanmak. Sorumlu tutmak. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak. Tanımak, hatırlamak.
ÇEDİK
Mesh üzerine giyilen sarı pabuç. Terlik.
DOZ
Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı, dozaj. Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü, dozaj. Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze, dozaj.
GEÇİŞİM
Geçişme işi, tedahül. Belirli bir işi yapma yeterliliğinin ilişkili veya bağlantılı başka bir işi yapma sonucunda artması, intikal. Yarı geçirgen bir zarla birbirinden ayrılmış iki sıvının karşılıklı geçerek birbirine karışması, hulul, ozmoz.
EHLİYETLİ
Yeterli. Ehliyeti olan.
FLAŞ
Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.
İYİ
İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yerinde, uygun. Bol, çok, aşırı. Doğru olan. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Esen, sağlıklı. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Yeterli, yetecek miktarda olan.
BRÖVE
Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi.
BÜTÜNCÜLLÜK
Totaliterlik.
FİLAR
Hafif bir terlik.
KANMAZLIK
İhtiyacını veya isteğini yeteri kadar karşıladığı hâlde yeterli bulmamak.
EHLİYETNAME
Ehliyet, yeterlik belgesi. Sürücü belgesi.
BASINÇLAMAK
Hava taşıtlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak.
GÜÇ
Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Sınırsız, mutlak nitelik. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Zorlukla. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.
HADDİKİFAYE
Yeterlik derecesi.
KİFAYET
Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme. Bir işi yapabilecek yetenekte olma, yeterlik.
CAHİL
Öğrenim görmemiş, okumamış. Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya kız). Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan.
BÜCÜR
Ufak tefek ve kısa boylu (kimse). Yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan.
HAVASIZ
Havası olmayan, hava almayan. Göz alıcı, çekici olmayan. Havası iyi ya da yeterli olmayan.
GIDASIZ
Besini olmayan, yeterli besin alamayan, besinsiz.