Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tepeli" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tepeli ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tepeli olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tepeli olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TEPELİ
TEPELİ
Tepesi olan. Başında sorguç, hotoz vb. bir süs bulunan (kuş).
Bu bölümde tanımı içerisinde TEPELİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARUKUN
Tepelik.
ARAŞK
Tepelik.
FERAHİ
Bolluk, genişlik. Ucuzluk. Polis ve inzibat görevlilerinin boyunlarına taktıkları ayça biçiminde üstü yazılı metal arma. II. Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik.
BANKO
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.
ÇITKI
Kadınların başlarına koydukları tepeliğin etrafına süs için dikilen allı basmadan veya ipekten yapılan şerit.
TARAK
Saçların, sakalın, hayvan tüylerinin karışıklığını gidermeye veya kadınların saçlarını tutturmaya yarayan dişli araç. Suda yaşayan hayvanlarda solungaç. İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü. Bahçıvanlıkta toprağın taşını ayıklamak için kullanılan, ucu bu biçimde olan araç, tırmık. Dokuma tezgâhlarında, dişleri arasından arış ipliklerinin geçtiği tarak biçiminde araç. Bazı kuşların başında bulunan yelpaze biçiminde tepelik. Yassı solungaçlılardan, kabukları yuvarlak, yelpaze biçiminde bir yumuşakça (Pecten).
AHITMA
Hayvanların alnından burnuna doğru uzanan beyazlık. Saç üzerinde veya tepside pişirilen çörek, ekmek. Saç üzerinde pişirilen ve yassı kadayıfa benziyen bir çeşit tatlı. Akıtma. Kadınların tepeliklerinde bulunan altın süs. Yumurta, süt, su, tuz ve unun karıştırılıp çalınmasıyla elde edilen karışımın ufak ufak sacda kavrulmasıyla yapılan yemek türü.
KESME
Kesmek işi. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. Kesme işareti. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kesin, değişmez, maktu. Lokum. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan.
KONDOR
Tepeli akbaba.
ALAĞABAŞ
Tüyü, siyahlı beyazlı ve tepeli bir kuş.
TAVUKSULAR
Tavukları ve tepeli tavukları içine alan bir takım.
DİPCİK
Bel denilen tarım aracının ayakla basılacak tahta kısmı. Ağaç kökü. Yemeni, çarık gibi giyeceklerin ökçesiz tabanı. Kadınların başlarına koydukları altın ve gümüşle süslü tepelik.
FINDIK
Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genel olarak Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana). Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü. Hileli zar.
ELMABAŞ
Tepeli dalgıç.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
SORGUÇ
Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy, tuğ, tepelik.
KALENSÖVE
Sivri tepeli külah. Yüksük.
BAKILDAK
Fasulye, nohut, bakla, bezelye, mercimek, yulaf, pirinç, susam gibi bitkilerin başakları. Taze fasulye. Harmanda çıkan çürük tane: Bu sene bakıldak çıkmadı. Serçeden büyük, tepeli, eti yenir bir çeşit kuş. Boş meyve kabuğu.
PİRAMİTÇİK
Eski Mısır piramitlerinde ve dikili taşlarında tepelik olarak yer alan küçük piramit.
BAKALAK
Bekleyici, gözleyici: Çocuğa bakalak ol. Bakalak ol da bahçeye sığır girmesin. Bakarak, gözetleyerek: Geldiğim yerlere bakalak geldim; inek filan görmedim. Boz renkli, tepeli bir çeşit tarla kuşu.