Sonu TEKLEMEK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "teklemek" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu teklemek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında teklemek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde teklemek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

DESTEKLEMEK, KÖSTEKLEMEK, PÜSTEKLEMEK, BESTEKLEMEK, ÇENTEKLEMEK, DÜRTEKLEMEK, FİŞTEKLEMEK, İPOTEKLEMEK, KESTEKLEMEK

10 harfli kelimeler

YİTEKLEMEK, TETEKLEMEK, KÖTEKLEMEK, İRTEKLEMEK

9 harfli kelimeler

İTEKLEMEK, ÜTEKLEMEK, ETEKLEMEK

8 harfli kelimeler

TEKLEMEK

Bazı kelimelerin anlamları

TEKLEMEK

Sık fideleri seyrekleştirmek. Tabanca bozulup tutukluk yapmak. Motorda pistonun biri çalışmamak. Kalp düzenli çalışmamak. Kekelemek.

İRTEKLEMEK

Bir işin peşine düşmek, izlemek.

KÖTEKLEMEK

Tutup fırlatmak, atmak.

İPOTEKLEMEK

Tutuya bırakmak.

KESTEKLEMEK

Parçalamak.

ÇENTEKLEMEK

Yontmak.

TETEKLEMEK

Çocuk ilk kez ayakta durmak.

İTEKLEMEK

Sürekli olarak itmek, kakmak. İtelemek.

DESTEKLEMEK

Destek koymak. Bir kimse veya kuruluşa yardım sağlamak, müzaheret etmek. Arka olmak, arka çıkmak.

KÖSTEKLEMEK

Hayvanın ayağına köstek vurmak. Bir işi yürümez duruma getirmek, engellemek.

YİTEKLEMEK

İteklemek, itmek.

FİŞTEKLEMEK

Sinsice destekleyip kışkırtmak, fıştaklamak.

DÜRTEKLEMEK

Dürtüp durmak.

BESTEKLEMEK

Sözü misal getirerek kuvvetlendirmek, desteklemek: Sözünü bestekle.

ÜTEKLEMEK

İtmek, iteklemek, itip kakmak.

PÜSTEKLEMEK

İş yapmadan oyalanmak.

  -   -   -  

Anlamında TEKLEMEK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TEKLEMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TANIKLAMAK

Bir iddiayı tanıkla desteklemek, tanık göstermek.

ÖRNEK

Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model. En iyi biçimde olan. Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası, misil. Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey, model, paradigma. İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası, numune. Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılmış olan davranış, misal.

DESTEKLEME

Desteklemek işi. Devletçe yapılmış olan para yardımı, sübvansiyon.

İTEKLEME

İteklemek işi.

BASIRLAMAK

Kapıyı sürgülemek, desteklemek, mandallamak.

KÖSTEKLEME

Kösteklemek işi.

VURMAK

Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.

DUŞAKLAMAK

Hayvanın iki ayağını duşakla bağlamak, kösteklemek.

BASIRMAK

Kapıyı sürgülemek, desteklemek, mandallamak. Kapamak, örtmek, bastırmak. Dikiş dikerken, yama yaparken kumaşın kenarlarını kıvırarak dikmek, bastırmak. Ekmek pişerken tandırın iyi, sürekli ve düzenli yanmasını sağlamak. Gömmek, defnetmek. Gömmek. Bastırmak, kapatmak, saklamak.

TEKLEME

Teklemek işi.

ETEKLEME

Eteklemek işi.

KORUMAK

Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.

TUTMAK

Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.

DESTEKLEŞMEK

Birbirlerini desteklemek.

BESLEMEK

Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.

DOĞRULAMAK

Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, desteklemek, gerçeklemek, teyit etmek, tasdik etmek. Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla olayları inceleyip araştırmak.

BARDALAMAK

Kösteklemek.

ÇIKMA

Çıkmak işi. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Desteklemek amacıyla verilen para. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Eski, kullanılmış. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.

İTELEMEK

Sürekli itmek, arka arkaya itmek, iteklemek.

SAVUNMAK

Herhangi bir saldırıya karşı koymak, saldırıya karşı korumak, müdafaa etmek. Hareket veya düşünceyi söz ve yazı ile doğru, haklı göstermeye çalışmak. Futbolda bir takım kendi kalesini korumak için oyun süresince çaba göstermek. Yapılan bir suçlamaya veya ithama karşı kendi haklı gösterecek sebepler ileri sürmek. Bir kişiyi desteklemek, ona arka çıkmak.