Kelimeler arşivi içinde; başında "tekin" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. tekin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tekin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tekin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TEKİNDERE
TEKİNALP, TEKİNDAĞ, TEKİNHAN, TEKİNLER, TEKİNSİZ, TEKİNSOY
TEKİNAL, TEKİNAY, TEKİNEL, TEKİNER
TEKİNE
TEKİN
TEKİN
Boş, içinde kimse bulunmayan. İçinde doğaüstü varlıklar bulunmadığına inanılan (yer). Güvenilir (kişi, yer). Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğlu.
TEKİNALP
Tek ve eşsiz yiğit.
TEKİNDERE
Van kenti, Çaldıran ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
TEKİNSİZ
Tekin olmayan, uğursuz. Belli davranış veya sözlerin bir toplumca, bir toplumsal grupça tehlikeli sayılması ve olumsuz yaptırımlara bağlanarak yasaklanması, tabu. Güvenilir olmayan, muammalı (kişi, yer).
TEKİNLER
Şanlıurfa ilinde, Ceylânpınar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
TEKİNE
Boşuna, boş yere, nedensiz : O buralarda tekine mi dolaşıyor?.
TEKİNSOY
Uğurlu soydan gelen kimse.
TEKİNAL
Tek ve eşsiz kimse.
TEKİNEL
Eli uğurlu olan kimse.
TEKİNER
Tek, eşsiz ve uğurlu kimse.
TEKİNHAN
Tek, eşsiz ve uğurlu hükümdar.
TEKİNDAĞ
Uğurlu dağ.
TEKİNAY
Biricik ve uğurlu kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEKİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GEÇİŞ
Geçme işi. Herhangi bir durumdaki değişme, intikal. Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama. Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton. Ses organlarının bir durumdan ötekine geçmesi.
KALITIM
Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları aracılığıyla bir kuşaktan ötekine geçmesi, soya çekim, irs, irsiyet, veraset.
MUAMMALI
Tekinsiz. Ayrıntısı bilinmeyen, açık olmayan, anlaşılması zor. Bilmeceli.
ASANSÖR
İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.
ÇAĞRIŞIM
Bir düşünce, görüntü vb.nin bir başkasını hatırlatması. Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı, tedai.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
FIRDÖNDÜ
Biri döndüğünde ötekinin de dönmesini engellemek için uç uca getirilerek serbest bir eksenle bağlanmış çift halka. Belirli bir görüş veya düşünce sahibi olmayan kimse. Bir ipe bağlı olarak birden fazla çıpa atıldığında çıpaların karışmaması için tekne zinciri ile parçaların bağlandığı zincir arasına konulan metal araç. Topaç gibi çevrilerek oynanan, tunçtan, altı köşeli bir kumar aracı.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
REDOKS
Bir atom veya molekülden ötekine bir veya daha çok elektronun geçişi olayı.
KÜNDE
Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi. Düzen, tuzak, oyun, hile. Suçluların ayağına bağlanan demir halka, köstek.
LADES
Tavuğun lades kemiğini iki kişinin birer ucundan tutarak kırmasından sonra birinin bir şeyi "aklımda" veya "hatırımda" demeden ötekinden almasıyla yenik sayılması kuralına dayanan bir oyun, lades oyunu.
İÇERMEK
İçine almak, içinde bulundurmak, ihtiva etmek. Bir şey, başka bir şeyin varlığını gerektirmek, biri ötekini ister istemez düşündürmek, tazammun etmek.
BAĞLILAŞIK
Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
FIŞKIRDAK
Sıvıları fışkırtmaya yarayan araç. Ağzındaki iki cam borudan biri üflendiğinde ötekinden su fışkıran, laboratuvarlarda yıkama işlerinde kullanılan bir deney aracı.
PERİLİ
Kötü ruhlar bulunduğuna inanılan, tekin olmayan (yer).
BULDOK
Köpekgillerden, burnu basık, alt çenesi üsttekinden uzun, iri ve güçlü bir tür köpek (Canis familiaris molosus hibernicus).
NETAMELİ
Gizli bir tehlikesi olduğu sanılan, tekin olmayan. Başına sık sık kaza gelen.
GİDİMLİ
Bir tasarımdan ötekine geçerek, çıkarımlar yaparak, bir önermeden ötekine mantıksal bir yolla ilerleyip parçalardan bütünlüğü olan bir düşünce kuran (düşünce yolu).
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.