Kelimeler arşivi içinde; başında "tecim" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. tecim ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tecim ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tecim olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TECİMSELLEŞME
TECİMYERLİK
TECİMİLLET
TECİMEVİ, TECİMSEL, TECİMYER
TECİMEK, TECİMEN, TECİMER
TECİM
TECİM
Ticaret.
TECİMER
Tüccar.
TECİMEN
Tacir, tüccar.
TECİMEVİ
Ticarethane.
TECİMEK
Tutumlu olmak, para biriktirmek.
TECİMYERLİK
Tecimyerlerin çalıştıkları yerlerinin, ücret paylarının ya da genel olarak yapmış oldukları işlemlerinin tümü.
TECİMSEL
Ticaret ile ilgili, ticarete ait. Tecim ile bağımlı, tecime ilişkin işlemler.
TECİMYER
Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yerde ya da bölge içinde, sürekli olarak bir tecimevi ya da işletmeyi ilgilendiren bağıtlarda aracılık etmeyi, bunları o işletme adına yapmayı kendisine iş edinen kişi.
TECİMSELLEŞME
Herhangi bir etkinliğin özel kazanç ereğiyle yürütülmesi, başka değer ölçülerinin ve ereklerin göz önünde bulundurulmaması.
TECİMİLLET
Eğitilmemiş, ahlaksız : Şu çocuk çok tecimillettir.
Bu bölümde tanımı içerisinde TECİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÖDEK
Korkak. Zarar ödentisi. Borç senedi. Pencere. Çanak biçimindeki çamuru taşa vurup patlatarak oynanan bir çocuk oyunu. Ördek. Kural dışı, yakışıksız bir davranışta bulunan futbol oyuncusuna verilen, oyuncunun para vermesini gerektiren ya da onu belirli bir zaman, kimi kez de ömür boyu oynamaktan uzaklaştıran karşılık. Bir kişinin başka bir kişi üzerindeki alacağını belirli bir süre sonunda bir üçüncü kişiye ya da göstereceği bir başka kişiye ödemesi için borçlusuna gönderdiği tecimsel belgit. Zaman, tazminat, ödenilmesi gereken şey. Çankırı şehri, Şabanözü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Sivas ili, Mursal nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
AKTARAN
Tecimsel belgitleri imzalayan, aktarımı yapan kişi.
EVETÇE
Dış ülkelerden mal getirme ya da dış ülkelere mal çıkarma için tecimle uğraşan genel ve tüzel kişilere devletçe verilen belge. Herhangi bir işlem nedeniyle verilen izin belgesi.
MACROZOOM
Değişir odaklı merceklerin, çok yakındaki konuları da seçiklikle saptayabilen çeşidi. ("Macrozoom", merceğin tecim adıdır).
AKTARILAN
Tecimsel belgitlerin aktarımı yararına yapılan kişi.
İÇTECİM
Bir ülkenin ulusal sınırları içinde kalan tecim etkinliği, bk. dıştecim. Bir ülkenin kendi sınırları içinde yapılan tecim.
FREON
Metandan türetilmiş, tümü soğutucu olarak kullanılan kimi halojenil hidrokarbonların tecimsel adı. Soğutma sistemlerinde, yangın söndürmede, kuru temizlemede kullanılan ve hidrokarbonların kısmen klorlanması kısmen de florlanması sonucu oluşan, atmosferdeki ozon tabakasına zarar verdiklerinden dolayı, kullanımı sınırlandırılmış olan uçucu sıvıların genel adı.
DÜZGEÇİŞ
Yabancı ülke mallarının, bir ülkeden geçerek geldiği ülkeye ya da başka yabancı bir ülkeye gidişi. Eğlemsiz bir geçişle bir ülkeden diğerine gönderilen tecimsel mal ya da başka nesneler, özdekler. Başlangıçtan -ilişki aramaksızın- doğrudan doğruya konuya geçme sanatı. (Kasidede, kısa keserek övgü bölümüne hemen geçiş de böyle adlandırılır).
FRENK
Büyük anahtar. Çoğu kez Rum'dur. Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki Avrupalı gibi giyinir, "ç" ve "ş" leri doğru söyleyemez. Kimi doktor, kimi iş adamı, kimi kez de terzidir. Anglosakson, Cermen veya Latin ırklarının birinden olan kimse. Osmanlıların Avrupalılara, özellikle Fransızlara verdikleri ad. Rum ya da tatlısu Frengi; doktor, eczacı meyhaneci, terzi ya da tecimendir. Yabancı sözcüklerle dolu bozuk bir Türkçe konuşur.
EMEKÇİLEŞME
Anamalcı sanayi toplumlarında küçük çiftçi, tecimci ve elsanatçılarının mülksüzleşerek emekçi durumuna düşmesi süreci ve olgusu.
GÖRÜLDÜĞÜNDE
İlgilisine gösterilerek ödenmesi istenilen tecim belgitlerinde kullanılan bir deyim.
BELGİTLİK
Bankalarda kullanılan ve içlerinde indirimli tecimsel belgitler saklanan belgitlik.
ALTÖZEK
Birçok işgörüler için kentin özeğine bağlı olmakla birlikte, çevresinde yaşayan küçük toplulukların tecimsel, ekinsel, dinlenme ve eğlenmeyle ilgili ve benzerleri gereksinmelerini bir ölçüde karşılayabilen ve kent büyüdükçe sayıları da artan ikincil önemdeki kent özekleri.
ÖZANAMAL
Tecimsel bir kuruluşun varlıklarından borçları çıkarıldıktan sonra kalan bölüm.
AGFACOLOR
Alman Agfa (Aktiengesellschaft für Fotofabrikation) ortaklığınca 1940'larda 35 mm'lik filmler için ortaya konan katmalı, tek kuşak, renkli film işlemi; bu işlemde kullanılan filmin tecim adı. (Agfa'nın ABD'deki kolu bu işlemi Anscolor, Ansco Color adıyla piyasaya sürmüştür).
KASANDRO
İtalyan halk doğaçlama tiyatrosunun yaşlı tecimen tipi. Genellikle, karışan işleri düzelten bir kişi olarak izlenir.
ÖDENMEME
Tecim belgitlerinin (ödek, borç belgiti) ilgilisince önelinde ödenmemesi.
KİNEMACOLOR
Alıcının merceği önünde kırmızı ve mavi-yeşil süzgeçli bir çarkın dönmesiyle, negatifin resimlerinin sırayla kırmızı ve mavi-yeşil olarak ışıklanmasına, bunun sonucu elde edilen siyah-beyaz eşlemin, merceği önünde yine aynı çarkın döndüğü bir göstericiyle görüntülüğe yansıtılmasına dayanan ilk tecimsel renkli işlemi.
İŞ
Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma. Bir değer yaratan emek. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev. Sanayi, ticaret, tarım, maliye ve benzerleri alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü. Kamu yararına yapılan işler. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek. Ticari anlaşma, alışveriş. Herhangi bir maksatla kurulan düzen. Bazı deyimlerde "yarar, çıkar" anlamında kullanılan bir söz. Yapılan şey, davranış. Nakış, örgü, makrome gibi elde yapılan şey. Emek, işçilik, ustalık. İşlem. Bir kimseye özgü olan görüş, anlayış. Yetenek. Etene, son. İç. İş. İş, durum, hâl. Eş. İç, ara. İş, husus, fiil, davranış, çalışma. Bir bilgisayarda uygulanmak üzere bir ya da birçok görevden oluşacak biçimde tanımlanmış bilgi işlem öbeği. Beden ya da kafa gücüyle yapılan şey. Çalışma, emek. Yapılacak ya da yapılan şey, uğraşı, görev. Meslek. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir. amel. (work) Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek. (business, activity) Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler. (profession) Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek. (job) Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev. Mekanikte, bir noktaya etkiyen kuvvetin büyüklüğü, noktanın aldığı yolun uzunluğu ve kuvvet yönü ile yol doğrultusu arasında kalan açının kosinüsü çarpımlarıyla belirlenen erke. Termodinamikte, bir dizgeyle çevresi arasında, ısı türü dışında oylumsal, elektriksel, yüzeysel her tür erke alışverişinin ortak adı. Tecimsel nitelikte yapılan işlem ve çalışmalar. Verimin sağlanılması için harcanan özdeksel ve tinsel insan gücüne ya da sonucuna verilen ad. Eş, arkadaş. Denk, benzer. Hal, durum, vaziyet.
COBOL
Tecimsel ve yönetimsel bilgi işlem uygulamalarına dönük, İngilizce tümcelere benzer deyimlerden oluşan yüksek düzeyli bir izlenceleme dili.