Sonu TARAN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "taran" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu taran ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında taran olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde taran olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

CANKURTARAN, CANGULTARAN, CANĞURTARAN

10 harfli kelimeler

ERKURTARAN

9 harfli kelimeler

ABAYTARAN

8 harfli kelimeler

KURTARAN, PAYTARAN

7 harfli kelimeler

AKTARAN, ANTARAN, KOTARAN

6 harfli kelimeler

OTARAN

5 harfli kelimeler

TARAN

Bazı kelimelerin anlamları

TARAN

1.İn. 2.Balıkların saklandıkları yosunlu ya da taşlı yer. 3.Hayvanların otlağa ve suya gidip geldiği yer. Kuş ya da balık kümeleri. Geniş (genellikle ağız için). Hayvanların otlamasına elverişli otlu ve sulu yer.

PAYTARAN

İnce yapraklı, güzel kokulu bir bitki. Gönül okşayıcı söz ve davranış.

ERKURTARAN

Hayvanların sancılarını geçirmekte kullanılan bir çiçek.

KURTARAN

Kilis ili, Musabeyli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

KOTARAN

İçki dağıtan erkek ya da kadın.

ABAYTARAN

Kekik gibi güzel kokulu bir ot.

OTARAN

Çoban. Hayvanlar otlatan çoban. Beğenen, isteyen.

CANĞURTARAN

Yol üzerinde yapılmış sığınak.

AKTARAN

Tecimsel belgitleri imzalayan, aktarımı yapan kişi.

CANKURTARAN

Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç, ambulans. Havuz veya plajda yüzme bilmeyenleri uyaran ve tehlike anında onları kurtaran kimse.

CANGULTARAN

Cankurtaran.

ANTARAN

İri cüsseli, sevimsiz, şişman, kimse. Bir şeye aldırış etmeyen, tembel kimse (Erzincan Merkez).

  -   -   -  

Anlamında TARAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TARAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

OBJEKTİF

Nesnel, subjektif karşıtı. Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerde cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek veya mercek sistemi.

TARANIŞ

Taranma işi.

KALASTRA

Gemilerde cankurtaran filikalarını oturtmak için güvertelere konulan sehpa.

SÜMEK

Eğirilmek için temizlenmiş, taranmış yumak biçiminde yün.

KILAVUZ

Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber. Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb. Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç. Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse. Kılavuz kaptan. Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası. Kılavuz gemisi. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.

AMBULANS

Cankurtaran.

TUVALET

İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane. Sidik ya da dışkı. Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne. Gece kıyafeti. Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi.

TARAYICI

Kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri tanıyıp bilgisayar ortamına aktaran araç. Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçiren veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit eden kimse.

İLETKEN

Akım, ısı, ses vb.ni geçiren (madde), nâkil, yalıtkan karşıtı. Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere aktaran (madde, şey).

BERBER

Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse, erkek berberi, perukar. Bu işin yapıldığı dükkân, erkek berberi, perukar.

TARALI

Taranmış.

ŞAFT

Bir makinenin dönme hareketini öteki parçalara aktaran ve ucuna dişli çarklar, tekerlekler veya pervane bağlanan demir mil.

CANKURTARANLIK

Cankurtaran olma durumu.

FİLİKA

Cankurtaran sandalı.

SİREN

İtfaiye, cankurtaran ve polis araçlarında bulunan, tiz ses çıkaran uyarıcı alet. Üst tarafı kız, alt tarafı balık olduğuna inanılan deniz kızı.

MAKAS

Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç, sındı. Birbirine komşu iki demir yolu hattını hemen bunların uzantısındaki üçüncü hatta bağlamaya yarayan alet. Mobilyalarda yukarıdan aşağıya doğru açılan kapakları yatay konumda tutmak amacıyla yapılmış mafsallı, kollu kapak aracı. Su topunda iki ayağın teker teker yarım daire biçiminde çevrilmesiyle yapılmış olan bir hareket. Çatı ve köprülerde genellikle ağaç veya çelikten yapılan, ağırlığı karşılıklı iki ayağa veya duvara aktaran çatılmış kiriş sistemi. Üst uçları birbirine bağlı, alt uçları açık olan iki direkten kurulmuş, ağırlık kaldırma düzeni. Dirsek. Çalma, kırpma. Bazı araçlarda üst üste konulmuş birkaç yassı çelikten yay. Bazı eklem bacaklı hayvanların ön ayaklarında bulunan, savunma ve saldırmada kullanılan kıskaç. Birbirini kesen demir yolu kavşağı.

TARANMA

Taranmak işi.

MANTAR

Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı (Fungi). Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası. Uydurma söz, yalan. Mantar hastalığı. Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. Hayvanların burun ucu. Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. Bu tabakadan yapılmış olan şişe tapası. Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde.

BEDİRİK

Temizlenip taranmış ve eğrilmeye hazır duruma getirilmiş yün veya pamuk topağı.

KURTARICI

Kendi hayatını tehlikeye atarak bir kimseyi, bir topluluğu güç bir durumdan veya yok olmaktan kurtaran kimse, halaskâr. Kurtarma aracı.