Kelimeler arşivi içinde; başında "tarama" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. tarama ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tarama ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tarama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TARAMA
Taramak işi. Balık yumurtası ile yapılmış olan bir meze türü. Gölgeleri yol yol ve çizgi çizgi olan (resim, harita).
TARAMAK
Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek. Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçirmek veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit etmek. Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraklamak. Taşın yüzünü dişli çelik kalemle işlemek. Dikkatle bakmak, süzmek. Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek. Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak. Tarayıcı aracılığıyla kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri bilgisayar ortamına aktarmak. Makineli tüfek vb. ateşli silahlarla sürekli olarak bir yere ateş etmek. Hastalıkların kişiler arasındaki seyrini takip edebilmek amacıyla düzenli aralıklarla yapılmış olan inceleme.
Bu bölümde tanımı içerisinde TARAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SÜRÜTME
Sürütmek işi. Deniz dibini taramaya yarar, demir bir çerçeveye geçirilmiş ağ. Deniz içinde çekilerek balık avlamaya yarar bir olta türü.
DAREMEK
Taramak.
GEÇGEÇ
Seyredilecek uygun bir program aramak amacıyla televizyon kanallarını tarama.
TARANTI
Taramak sonunda çıkan gereksiz şeyler.
SAPLANTI
Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce, sabit fikir, fikrisabit, idefiks.
ÇİZİMLEME
Sunuş kolaylığı sağlamak amacıyla verilerin çeşitli biçimler ve büyüklüklerle ya da alt düzeyde tarama ve bölümlemelerle gösterilmesi, bk. verilerin sunulması.
TARANMAK
Tarama işi yapılmak. Kendi başını taramak. Dikkatlice bir şey aramak.
TARATMAK
Tarama işini yaptırmak.
MİZANPLİ
Islak saçın sarılıp sıcak hava yardımıyla kurutulmasından sonra fırça ve tarakla yapılmış olan tarama biçimi.
GEÇGEÇLEMEK
Televizyon kanallarını taramak.
AKBALIK
Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılmış olan bir balık (Leuciscus). Akya balığı.
EŞLEME
Eşlemek işi, bağlaşım. ve TV Görüntü ve ses kuşakları arasındaki bağ, senkronizasyon. Aynı anda ortaya çıkarma; zamanca uyuşturma. Bir oyun çalışmasının son evresinde oyunculuk, dekor, giysi, ışıklama, ses ve görüntü etmenleri gibi tüm öğelerin uyum içinde geliştirilmesi için yapılan çok yönlü bireşim çalışması. Görüntü ile ses kuşakları arasında gerekli bağı anlatır genel terim. Ses ile resmin ya film üzerindeki yerleri ya da bunların görüntülük üzerinde işitilme ve görülme zamanlarıyla ilgili durum. Bir sesin, ilgili olduğu resimle uyuşumunu sağlama; görüntü ile sesin birlikte, düzgün olarak gitmesi durumu. Eşleme imleri yardımıyla alıcı ışıtacındaki tarama ile almaç ışıtacındaki tarama arasında tam bir uyuşum sağlama. Bir sözcüğü, bir kavramı eşdeğerleriyle açıklama: Atatürk, yurdumuzun kurtarıcısı, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmıştı.
TARAYIŞ
Tarama işi.
CİMBALA
Kel: Cimbalaliğine bakmadan bir de saç taramak ister.
ÇALPAVUR
Dolaşarak arayıp tarama: Mustafa heryanı çalpavur etti bir şey bulamadı.
ARAPSAÇI
Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi. Çözümlenemeyecek kadar karışık durum. Bir yerleşim planında genel olarak yeşil alanları belirtmek üzere girişik, eğri çizgilerle yapılmış olan bir tür tarama biçimi.
TARAKLAMAK
Bağ, bahçe toprağının yüzünü tarakla düzeltmek. Gereksiz maddelerden ayıklamak amacıyla araç geçirmek, taramak. Tarar gibi yapmak. Yılankavi çizgilerle boyamak.
DREÇ
Ağlı kepçe, tarama ağı.
ALKARNA
İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ.
TUTSAK
Savaşta ele geçen düşman, esir. Bir şeye veya bir kimseye çok bağlı, kendisini bir şeyin etkisinden kurtaramayan kimse. Gitmesine, serbestçe hareketine engel olunan.