Kelimeler arşivi içinde; başında "tamir" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. tamir ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tamir ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tamir olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TAMİRCİLİK
TAMİRHANE
TAMİRAT, TAMİRCİ
TAMİR
TAMİR
Onarma, onarım. Yapılan bir yanlışı, kusuru düzeltmeye çalışma.
TAMİRAT
Onarım.
TAMİRCİ
Bir şeyi onaran kimse. Onarım yapılmış olan yer.
TAMİRCİLİK
Tamircinin işi.
TAMİRHANE
Genellikle teknik araçların onarıldığı yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAMİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ONARIM
Onarma işi, tamirat, tamir. Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapma, ilk durumuna getirme, restore etme. Tarihî eser niteliği taşımayan yapıların onarılması, renovasyon.
KELİKCİ
Kundura tamircisi. (Aksaray Niğde).
KALLUS
Organize olmamış, farklılaşmamış bitki hücrelerinin çoğalmış kütlesi. Zarar görmüş bitki yüzeyleri üzerinde şekillenen sert doku. Kırık kemik uçları çevresinde ve arasında oluşan kaynamayı sağlayıcı yeni kemik dokusu. Nasır. Kırık kemik uçları arasında oluşan ve kaynaşmayı sağlayarak tamire yardımcı olan yeni tamir dokusu.
UVARICI
Onarıcı, tamirci.
BAĞDAT
"Karnını doyurmak" anlamındaki Bağdat'ı tamir etmek deyiminde geçen bir söz.
ONARIMCILIK
Bozulmuş olan nesneleri onarıp yararlı bir duruma getirme, tamircilik.
ONARMAK
Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek, tamir etmek. İşlenen bir kusuru, yapılmış olan bir yanlışlığı giderecek veya önleyecek davranışlarda bulunmak. Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapmak, ilk duruma getirmek, restore etmek.
GADAMAK
Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek. Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım. Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı. Dikmek. Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.
ELLEÇLEME
Gümrük gözetimi altındaki eşyanın asli niteliklerini değiştirmeden istiflenmesi, yerinin değiştirilmesi, büyük kaplardan küçük kaplara aktarılması, kapların yenilenmesi veya tamiri, havalandırılması, kalburlanması, karıştırılması.
ONARIMCI
Onarma işini yapan kimse, tamirci.
UVATLAMAK
Onarmak, düzeltmek. Tamir etmek, düzenlemek.
TRANSLOKASYON
Kromozomun bir parçasının kopup başka bir kromozoma eklenmesi şeklinde olan kromozom mutasyonu. Farklı bir yer ve habitata götürme. Kromozomun bir parçasının kopup başka bir kromozoma eklenmesi biçiminde olan kromozom mutasyonu. Her iki kromozomda kırık ve anormal düzenlemeyle tamiri sonucu oluşan bir kromozom parçasının homolog olmayan başka bir kromozoma transfer edildiği bir yapısal kromozom anormalliği.
TAĞMİR
Tamir, onarma.
ONARTMAK
Onarma işini birine yaptırmak, tamir ettirmek.
YAPMAK
Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.
KÖŞKER
Yemenici, ayakkabı tamircisi.
GÖNCÜ
Ham veya işlenmiş deri satan kimse. Ayakkabı tamircisi.
TEMİRAT
Arapça kökenli ta'mirât: tamir.
KALAFAT
Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı. Onarma, tamir etme. Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık.