Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sımak" olan, toplam 67 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sımak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sımak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sımak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YABANCISIMAK
OLMAYASIMAK
YAVINSIMAK, SIRINSIMAK, SIRIMSIMAK, SAYINSIMAK, SABINSIMAK, PAYINSIMAK, MALIMSIMAK, KINIKSIMAK, KATIKSIMAK, KANIKSIMAK, BAYATSIMAK, IMZIKSIMAK, HAVAKSIMAK, DALAPSIMAK, ARDIMSIMAK, YAVANSIMAK, BOĞARSIMAK, YABANSIMAK, AYRUKSIMAK
AZIMSIMAK, ADAMSIMAK, ANIRSIMAK, BOĞASIMAK, IZINSIMAK, IRAKSIMAK, AZINSIMAK, HAYASIMAK, DAMASIMAK
YADSIMAK, KAPSIMAK, SAMSIMAK, PIRSIMAK, SARSIMAK, PAYSIMAK, TANSIMAK, YANSIMAK, TAPSIMAK, PAVSIMAK, PARSIMAK, TARSIMAK, PANSIMAK, TAVSIMAK, YASSIMAK, KARSIMAK, KANSIMAK, KAKSIMAK, TIRSIMAK, HIMSIMAK, BANSIMAK, DARSIMAK, DANSIMAK, YARSIMAK, ÇIĞSIMAK, ÇAVSIMAK, ÇAMSIMAK, BOLSIMAK
YASIMAK, ISSIMAK, IMSIMAK, ÇISIMAK, ANSIMAK, AKSIMAK, SASIMAK
ISIMAK
SIMAK
SIMAK
Kırmak, bozmak. Yenmek, mağlup etmek.
IMZIKSIMAK
Et ya da yemek bayatlamak, kokmaya başlamak.
SIRIMSIMAK
Bozulmak, suyu çekilmek (yiyecek maddeleri). Et ve benzerleri bayatlamak, sertleşmek.
SIRINSIMAK
inat etmek. Bozulmak, suyu çekilmek (yiyecek maddeleri). Direnmek, karşı koymak. Et ve benzerleri bayatlamak, sertleşmek.
KATIKSIMAK
Peynir, çökelek, yağ ve benzerleri yiyecekler tuzlanarak yenecek duruma gelmek.
OLMAYASIMAK
Olmak istememek : Ben doktor olmayasımam.
YAVINSIMAK
Yakınarak yalvarmak.
MALIMSIMAK
Başkasının malını benimsemek.
SAYINSIMAK
Önemsemek, saymak.
BAYATSIMAK
Bayatlamaya yüz tutmak.
HAVAKSIMAK
Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak. Yemek bozulmak, bayatlamak. Açık bırakılan yara kızarmak, şişmek. Yemek bozulmaya yüz tutmak.
PAYINSIMAK
Bir kimseden çekinmek, saymak, önem vermek. Karşısındakine gücü yeteceğine inanmak, hiçe saymak, önemsememek.
KINIKSIMAK
Kanmak, doymak, alışmak.
KANIKSIMAK
Usanmak, fazla doymak, bıkmak.
YABANCISIMAK
Kendini yabancı saymak, çekingenlik göstermek.
SABINSIMAK
Yiyecek bayatlayıp tadı bozulmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde SIMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YALABUMAK
Işık yansımak, parlak bir nesne parlayıp sönmek; şimşek çakmak.
SIMA
Sımak durumu veya biçimi.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
İBİLEMEK
Ansımak. Düşünmek. Çekememek, kıskanmak. İstemek.
SASIMA
Sasımak işi, tefessüh.
YALBIRDAMAK
Işık yansımak, parlak bir nesne parlayıp sönmek; şimşek çakmak. Parıldamak.
AKSETMEK
Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.
YABANSIMA
Yabansımak işi.
YANSIMA
Yansımak işi. Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirme, inikâs. Doğa seslerine benzer seslerle yapılmış olan kelime, taklidî kelime, onomatope: Gürültü, şırıltı, bıngıldak, güm güm, vızıldamak vb.
YADSIMA
Yadsımak işi, yokumsama, inkâr. Bir yargıdan onun karşıtı olan yargıya geçme, nefiy.
YOKUMSAMAK
Yadsımak.
İNKAR
Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu saklama, gizleme, yadsıma. Kabul etmeme, tanımama. yadsıma. -etmek: yadsımak.
TAPLAMAK
1.Saptamak : Yerini iyi tapladın mı? 2.Kestirmek : İyi taplamışım, dediğim çıktı. 3.Bir işin olabileceğine inanmak, aklı yatmak : Nihayet bu işi yapacağına aklı tapladı. 4.Sahip çıkmak, malımsımak : Evimden çıkmıyor, taplı. Hamur topağını biraz açmak. Kimseye sezdirmeksizin bakmak. Bir şeyin olacağını kestirmek, farkında olmak. kabûl etmek. El ie yavaş yavaş üzerine vurmak. Razı olmak, kabul etmek, istemek, muvafık görmek.
HİYALLAMAK
Gizli bir işi ortaya çıkarmak, bir işi sezmek. Kuşkulanmak. Denemek, sınamak. Ansımak, hatırlamak : Söyler söylemez hiyalladı. Sınamak, denemek.
TOHAFSINMAK
Yabansımak, tuhafına gitmek.
YALBIRAMAK
Işık yansımak, parlak bir nesne parlayıp sönmek; şimşek çakmak.
KINITMAK
Dadanmak, tutkunlaşmak. Bir şeyi, bilgiyi olduğu gibi ansımak, ezberlemek. Kovmak : Hasan şu öküzü oradan kınıt ta gel.
AKSIMAK
İtiraz, aksilik: Mustafa çok aksımak etti. Topallamak.
TODARMAK
Ansımak.
KÖSEMEK
Gıpta etmek, imrenmek, yarsımak.